Mahkumiyet
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3,62/1, 53/6. maddeleri uyarınca 1 yıl 21 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 6 ay süre ile geri alınmasına karar verilmiş, sanık müdafi ve katılanlar vekilinin istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin kabulü ile 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasıyla yeniden yapılan yargılama sonucu sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3,62/1, 53/6. maddeleri uyarınca 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafiinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; sanığa belirlenen temel cezanın fazla olduğuna, sanık hakkında bilinçli taksir koşullarının oluşmadığına ilişkindir.
1. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 29.07.2014 günü saat 08.45 sıralarında gündüz vakti, bölünmüş, düz eğimsiz, zemin kuru, 2 metre genişliğinde emniyet şeridi bulunan meskun mahal sınırları içerisinde, ölen sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki bisiklet ile Bandırma istikametinden Bandırma caddesini takiben Emniyet Müdürlüğü istikametine emniyet şeridini takiben seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde gerisinden aynı istikamette seyreden sanık sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklete emniyet şeridi üzerinde çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında sürücü ...'ın yaralanmasına müteakiben tedavisinin yaptırılması amacıyla hastaneye kaldırıldığı, tedavisi devam ederken 04/08/2014 tarihinde öldüğü, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Dairesi'nin 18/03/2015 tarihli raporuna göre, kaza ile ölüm arasında illiyet bağının bulunduğunun tespit edildiği, kaza tespit tutanağı, mahkemece keşfe binaen alınan bilirkişi raporu ile uyumlu Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinin 24.03.2016 tarihli adli raporunda: sanık sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki araçla gündüz vakti meskun mahalde seyri sırasında önünde aynı istikamette emniyet şeridi içerisinde seyreden ölen sürücü sevk ve idaresindeki bisiklet'in seyir durumunu dikkate alarak müteyakkız ve kontrollü seyretmesi gerekirken bu hususlara riayet etmediği,emniyet şeridi içerisinde seyreden ölen sürücü sevk ve idaresindeki bisiklete etkin tedbir almadan çarpıştığı anlaşılmakla kazanın oluşumunda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile asli kusurlu olduğunun belirtildiği, Yerel Mahkemece bir kişinin ölümüyle sonuçlanan trafik kazasında sanığın asli kusurlu olduğu ve sanığın kaza anında 0,88 promil alkollü olması ve hız sınırlarının üstünde seyretmesi nedeniyle eyleminde bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu kabul edilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, kazada sanık sürücünün sanık ...'ın sevk ve idaresindeki.... plakalı motorsikletiyle bölünmüş, zemini kuru, görüşe açık, düz yolda seyir halindeyken hızını koşullara uyarlamaksızın, asgari uyanıklık ve özeni göstermeden aynı istikamette önünde 2 metre genişliğindeki emniyet şeridi içerisinde seyreden ...'ın yönetimindeki bisiklete çarparak bir kişinin ölümüyle sonuçlanan trafik kazasının meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu ve kaza sırasında hızının yüksek olması ve alkollü olması dikkate alınarak eylemini bilinçli taksirle gerçekleştirdiği kabul edilerek, olayın meydana geliş biçimi, bir kişinin ölmüş olması nedeniyle suçun işleniş şekli, kusur durumu ile hak ve nesafet kuralları da gözetilmek sureti ile alt sınırdan bir miktar daha uzaklaşılmak suretiyle cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Adli Tıp Kurumunun bilimsel verilere dayanarak oluşturduğu görüşlere ve Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre, 100 promilden fazla alkol miktarı güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracağından, bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğinin kabul edildiği, dosya kapsamına göre sanığın kaza anında yaklaşık olarak 0,88 promil alkollü olduğu ve almış olduğu alkolün verdiği etki ile emniyetli bir şekilde araç kullanamayacak olmasına rağmen araç kullandığına dair dosyaya yansıyan ve itibar edilir nitelikte bir delil bulunmadığı, sanığın hızına ilişkin olarak ise olay mahalli hız limiti olan 50 km/s hızın iki katı olarak aşıldığına ilişkin somut bir belirleme olmaması karşısında, eylemi basit taksir ile işlediğinin kabulü gerekirken, yazılı şekilde bilinçli taksir hükümleri uygulanarak sanık hakkında fazla ceza tayin edilmesi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Balıkesir 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.04.2025 tarihinde karar verildi.