Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait olup davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu hasara uğradığını, davalının direksiyon kutusundaki hasar dışındaki diğer hasarı karşıladığını, direksiyon kutusundaki hasarın sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunduğunu belirterek şimdilik 500,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya ait araçtaki hasarın tamir ile giderilip ibraname alındığını, müvekkilinin sorumluluğunu yerine getirdiğini, onarım sonrasında araçta herhangi bir problem olmadığının eksper tarafından tespit edilerek aracın davalıya teslim edildiğini, direksiyon kutusunda herhangi bir hasar varsa bile bu hasarın dava konusu kazadan sonra meydana gelen başka bir kaza sebebiyle oluşup oluşmadığının ortaya konulması gerektiğini, davacının avans faizi talep edemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile kaza sırasında aracın aldığı darbenin yeri, aracın bu darbe sonucu kat ettiği yol, araçtaki şikayetler ve hasarlanan kısımlar dikkate alındığında davacı aracındaki direksiyonda oluştuğu ileri sürülen hasarın dava konusu kaza nedeni ile oluşmasının mümkün olmadığının tespit edildiği, davacının doğru bildirimde bulunma yükümlülüğünü ihlal ettiği, davacının davaya konu hasarın sigorta poliçesi kapsamındaki riskin gerçekleşmesi sonucu oluştuğunu kanıtlaması gerektiği, bilirkişi tespitlerine göre davaya konu hasarın sigortalı aracın daha sonraki tarihte karıştığı kaza nedeni ile meydana gelmesinin de mümkün olmadığı, davacı tarafından davaya konu hasarın dava konusu trafik kazası sonucu meydana geldiğinin kanıtlanamadığı, üstelik hasarın dava konusu kazadan kaynaklandığı kabul edilse dahi bu kez bir örneği dava dosyası içerisinde bulunan ve içeriğine itiraz edilmeyen ibranameden dolayı davacının davalıdan talep edebileceği alacağı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf itirazlarının kamu düzenine aykırılık yönünden incelenmesinde, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28 vd. maddeleri uyarınca mahkemece kurulacak hüküm ile birlikte karar ilam harcının hüküm altına alınması gerektiği, bu hususun kamu düzenine ilişkin olduğundan re'sen gözetildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş ise de, karar ilam harcına ilişkin herhangi bir hüküm kurulmadığı, bu nedenle kararın harç yönünden kaldırılması gerektiği, yine mahkemece kurulan hükümde yargılama aşamasında kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemiş ise de, davalı vekilinin bu yönde bir istinaf itirazı bulunmadığından aleyhe hüküm kurma yasağı gözetilerek yeniden hüküm kurulması sırasında davalı yararına vekalet ücreti takdiri yoluna gidilmediği belirtilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek kabulüne, ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.02.20 19... /3 94... /139 Karar sayılı kararının kamu düzenine aykırılık gözetilerek harç yönünden kaldırılmasına, sair istinaf itirazlarının reddine, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin aracının karıştığı trafik kazası sonucu hasara uğradığını, kaza anında sigortalı aracın direksiyon hakimiyeti kaybedilerek karşı şeride geçip teknik yalıtım iş yerinin demir kapısına önden çarptığını, bu nedenle aracın direksiyon kutusunda kaza sonrasında arıza meydana geldiğini, bilirkişi raporundaki aracın kazadan sonra sürüklenerek yolun sağ kenarında herhangi bir etki olmaksızın durduğuna yönelik tespitin yanlış olduğunu, kaza tespit tutanağından da bu durumun açıkça anlaşılacağını, müvekkilinin kazadan sonra aracı yetkili servise teslim ettiği sırada ibraya ilişkin belgenin kendisine imzalatıldığını, aracın tamirine odaklanan müvekkilinin iradesinin zedelendiğini, servis müşteri istek formunda müşteri beyanına göre kazadan sonra direksiyonda sorun oluştuğu notuna yer verildiğini, bu durumun kaza sonrasında direksiyonda sorun oluştuğunu, sorunun serviste giderilmediğini açıkça ortaya koyduğunu, müvekkilinin aracının daha sonra karıştığı kaza ile direksiyondaki arızanın herhangi bir ilgisi bulunmadığını, ibranamenin taraflarınca kabul edilmediğini bildirerek davanın kabulüne karar verilmesini beyan etmiştir.
Uyuşmazlık kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan maddi tazminat talebine ilişkindir.
1. Temyiz incelemesine gelen dosyanın İlk Derece Mahkemesince UYAP sistemi üzerinde bulunan gerekçeli kararında; hem karar ilam harcı hem de davalı lehine vekalet ücretine ilişkin hüküm kurulduğu görülmektedir.
Oysa ki dosyada fiziki olarak bulunan ıslak imza ile imzalanmış kararda ise mahkemece kurulan hükümde yargılama aşamasında kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmediği gibi yine aynı şekilde karar ilam harcına da hükmedilmediği görülmüştür. Mevcut durumda UYAP ortamında kayıtlı karar ile fiziki dosyada ıslak imzalı olarak bulunan karar olmak üzere dosyada iki farklı karar bulunmaktadır.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ıslak imzalı karar esas alınarak istinaf incelemesi yapılmış olup istinaf incelemesinin Uyap ortamındaki karara göre yapılması gerekirken ıslak imzalı karara göre yapılmış olması doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
2. Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının resen BOZULMASINA,
2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.