İstinaf başvurusunun kabulü ile; 5271 sayılı Kanunun 280/1.maddesi uyarınca kararın kaldırılması sonucu verilen mahkumiyet
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3,62,53/6 maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verildiği, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin istinaf başvuruları üzerine Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verildiği, bozma sonrası ilk derece mahkemesince sanığın taksirle öldürme suçundan TCK'nın 85/2, 22/3,62,53/6. maddeleri uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl geri alınmasına karar verildiği, kararın sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3,62/1, 53/6 ve 63/1. maddeleri uyarınca 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafiinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; sanığın kırmızı ışıkta geçtiğini farketmediğine, yanlış olarak bilinçli taksir hükümlerinin uygulandığına, diğer araç sürücülerinin kusurlarının dikkate alınmadığına, ceza miktarına, lehe olan indirimlerin üst hadden uygulanması gerektiğine ilişkindir.
1. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 23.09.2016 günü, saat 10: 20 sıralarında azami hız limitinin 30 km olduğu meskun mahalde, gündüz vakti, sanık sürücü ...'ın idaresindeki çekici ve buna irtibatlı dorse ile Bitlis istikametinden D-300 Karayolunu takiben Ahlat istikametine doğru bölünmüş karayolunda seyir halindeyken kendisine hitaben yanan kırmızı ışığı dikkate almadan 80 km üzerinde hızla kavşağa giriş yaptığı sırada seyrine göre solundan yeşil ışıkta kavşaktan geçiş yapmak isteyen mağdur ... idaresindeki otomobilin sağ yan kısımlarına çarptığı, ardından direksiyon hakimiyetini kaybederek sağa doğru savrulan tırın Tatvan istikametinden gelmekte olan sürücü ... idaresindeki minibüse çarpması sonucu minibüste yolcu olan ...'ın öldüğü, hazırlık aşamasında sanıktan şikayetçi olup yargılama sırasında şikayetten vazgeçen mağdurlar ... ile ...'un basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandıkları olayda, mahkemece mağdurların şikayetinden vazgeçmesi nedeniyle sanığın TCK'nın 85/1, uyarınca mahkumiyetine karar verilmiş olup olay yerindeki hız limitinin 30 km/s olduğu ancak sanığın kaza anındaki hızının 80 km/s üzerinde olduğunun gerek soruşturma gerek kovuşturma aşamasında temin edilen bilirkişi raporları ile tespit olunduğu yine sanığın ışık kontrollü kavşağa hız azaltarak müteyakkız bir şekilde yaklaşmayıp kendisine yanan kırmızı ışığa rağmen kavşak müşterek alanına mevcut hızı ile girerek olayın meydana gelmesine sebebiyet vermesi nedeniyle eyleminde bilinçli taksir koşulları oluştuğu kabul edilerek TCK'nın 22/3. maddesi uyarınca temel ceza miktarına 1/3 oranında artırım uygulanmıştır.
2.İlk derece mahkemesi kararının sanık müdafii ve katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; bilinçli taksir koşullarının bulunduğu somut olayda, mağdur ...'ın vücudunda kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı, TCK'nın 89/5. maddesi gereğince eylemin şikayete bağlı olmadığı gözetilerek, mağdur ...'ın yargılamaya dahil edildikten sonra, sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, yasal, yeterli ve dosya kapsamına uygun olmayan gerekçe ile suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, kabule göre de TCK'nın 85/1, 22/3,62. maddelerine göre sonuç olarak 4 yıl 12 ay hapis cezası yerine, hesap hatası sonucu 5 yıl hapis cezasına hükmedilmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesi nedenleriyle kararın bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
3.İlk Derece Mahkemesince; kazada yaralanan ve müşteki olarak gösterilen ... ve ...'un 5237 sayılı TCK'nın 89/1 fıkrası kapsamında basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmaları, kovuşturma aşamasında şikayetlerinden vazgeçmeleri nedeniyle birinci fıkra kapsamına giren yaralanmaları bulunan bu mağdurlar yönünden şikayet yokluğu gözetilmiş, mağdur ...'ın hayat fonksiyonlarını ağır (4) derecede etkileyecek nitelikte kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı ve yaralanma etkisinin birinci fıkra kapsamında bulunmadığı, sanığın eylemi bilinçli taksirle işlediği gözetilerek ...'ın ölümüne ve mağdur ...'ın nitelikli yaralanmasına sebebiyet veren sanığın 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3. maddeleri uyarınca mahkumiyetine karar verilmiştir.
4.İlk derece mahkemesi kararının sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; temel cezanın hakkaniyete uygun olarak belirlenmesi için duruşma açılarak yeniden hüküm kurulma yoluna gidilmiştir.
Dosya içeriğine göre azami hız limitinin 30 km olduğu meskun mahalde, gündüz vakti sanığın sevk ve idaresindeki çekici ve buna irtibatlı dorse ile bölünmüş karayolunda 80 km/s üzerinde hızla seyir halindeyken kendisine yanan kırmızı ışığa rağmen kavşaktan geçiş yaptığı sırada asli kusurlu olarak neden olduğu kazada, bilinçli taksir oluşturan birden fazla ihlali bulunan sanık hakkında, TCK'nın 22/3. maddesinde cezanın üçte birden yarısına kadar arttırılabileceği amir hükmüne rağmen birden fazla bilinçli taksir ihlal nedeni bulunan sanık hakkında hükmolunan cezada makul oradan artırım yapılması gerekirken asgari oranda artırım yapılmak suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmaması nedeniyle bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Bitlis 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.04.2025 tarihinde karar verildi.