Mahkumiyet

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Katılanı, suç tarihinde sanığın işletmiş olduğu çağrı merkezi numarasından arayan erkek şahsın daha önceden bankadan çektiği kredilerle ilgili dosya masraflarının iadesini sağlayacaklarını ancak bunun için katılanın ilk olarak 495,00 TL'lilk bir masraf ödemesi gerektiğini söyleyip katılandan kredi kartı bilgisini vermesini istediği, katılanın da dosya masraflarının ödeneceği düşüncesiyle kredi kartı bilgilerini söylediği, katılanın kredi kartından 495,00 TL’lik harcama yapıldığı ve katılana ... kargo ile içinde çeşitli banka ve tüketici hakem heyetlerine hitaben yazılı dilekçe örnekleri gönderildiği iddia olunan olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;

1. Sanık savunması, katılan beyanı, banka yazıları ile dosya kapsamına göre; katılana ait kart bilgileri ele geçirilip kullanılarak haksız menfaat temin edildiğinin anlaşılması karşısında, suç tarihi itibari ile sanığın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 245/1. maddesinde düzenlenen “banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması" suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek "bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçundan hüküm kurulması,

2. Kabule göre de;
a. 5271 sayılı Kanun'un 231/8. maddesinde 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 72. maddesi ile eklenen "Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez." şeklindeki hükmün ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği hususu gözetildiğinde; engel adli sicil kaydı olmayan, tekrar suç işlemekten çekineceğine dair kanaat oluştuğu gerekçesi ile cezası ertelenen ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması yönünde talebi olan sanık hakkında; hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
b. 5237 sayılı Kanun'un 158/1. maddesinin (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde, suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun'un 52. maddesi uyarınca, 20,00-100,00 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesinin birinci fıkrası uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca, hükmün Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.04.2025 tarihinde karar verildi.