Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla mesai ile ulusal
... genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalı ... A. Ş. bünyesindeki ... Petrol A. Ş.'de 2002 yılında çalışmaya başladığını, 2005 yılında aynı holding bünyesindeki ... Et Süt şirketinde çalışmaya devam etmiş olup 2008 yılında holding bünyesindeki ... ... ... Mamulleri Süt Yoğurt Ltd. Şti.’ne kaydırılmış olduğunu, 31.01.2011 tarihinde ise ... sözleşmesine son verildiğini belirterek, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla mesai ile ulusal ... genel tatil ücreti alacağının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili davacının müvekkili ... Holding A. Ş. bünyesinde çalışmamış olduğunu, davalı müvekkil ile davacının çalıştığı şirketlerin ayrı tüzel kişiliklerinin bulunduğunu, tek ortak yanlarının bir kısım hissedarlarının aynı olması olduğunu beyan ederek davanın husumet yönünden reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının çalışmasının geçtiği işyerleri ile davalı ... bünyesinde organik bağ bulunduğu, ... sözleşmesinin işveren tarafından haklı bir neden olmadan feshedildiği gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin kabulüne, süresinden sonra zamanaşımı def'inde bulunulduğu, ıslah yoluyla zamanaşımı def’inin ile sürülmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle davalının zamanaşımı def’ dikkate alınmayarak tanık beyanlarına göre hesaplanan fazla çalışma ve ulusal ... genel tatil ücret istekleri hesaplanan tutar üzerinden % 30 hakkaniyet indirimi yapılarak hüküm altına alınmıştır.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında davalının sonradan ileri sürdüğü zamanaşımının nazara alınmasının mümkün olup olmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Zamanaşımı alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması sebebiyle dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan anlaşılacağı üzere zamanaşımı alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve "alacağın dava edilebilme özelliği"ni ortadan kaldırır.
Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip inceleme yapması mümkün değildir.
Diğer taraftan zamanaşımı bir borcu doğuran, değiştiren, ortadan kaldıran bir olgu olmayıp salt doğmuş ve varolan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zamanaşımı, alacağın varlığı değil istenebilirliğini ortadan kaldırır. Bunun sonucu olarak da mahkeme tarafından kendiliğinden gözönünde tutulamaz. Borçlunun böyle bir olgunun varolduğunu kanunda öngörülen süre ve usul içinde ileri sürülmesi zorunludur.
Somut olayda, davalı vekili 19.09.2011 günlü cevap dilekçesinde ve 03.10.2011 günlü ilk celsede zamanaşımı definde bulunmamış ancak 10.02.2012 günlü dilekçe ile cevap dilekçesini ıslah ederek zamanaşımı definde bulunmuştur. Davacı vekili davalı tarafından yapılan ıslaha ve zamanaşımı define karşı çıkmıştır. Davacı tarafından bilirkişi raporu alınması üzerine dava konusu miktarları raporda hesaplanan tutarlara ıslah etmiştir.
Mahkemece davalı vekilinin cevap dilekçesiyle ileri sürdüğü zamanaşımı def'inin süresinde yapılmadığı gerekçesiyle dikkate alınmamıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 176. maddesinin açık düzenlemesi gereğince zamanaşımı definin cevap dilekçesinin ıslahı yoluyla ileri sürülmesi mümkündür.
Buna göre davalı vekilinin dava ve ıslah dilekçesine karşı ileri sürdüğü zamanaşımı def'i dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak ... davalının zamanaşımı def'i sebebiyle dava konusu ücret alacaklarının dava ve ıslah tarihine göre zamanaşımına uğramayan kısımlarının belirlenerek gerekirse bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir.
Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.