Davacı, ihbar tazminatı, genel tatil, fazla mesai, asgari geçim indirimi alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 17.02.2011 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu primlerinin ödenmemesi ve fazla çalışma alacaklarının istenmesi nedeni ile işveren tarafından işten çıkarıldığını, ... sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek ihbar tazminatı, genel tatil, fazla mesai ücreti ve asgari geçim indirimi alacağı istemiştir.
Davalı vekili, davacı ile davalının ortağı olduğu şirket müdürünün yakını olduğunu, kendisinden ... istediğini, ancak temizlik hizmetlerinde ... verilmediğini, ... bölge müdürlüğünden kiralanan hamamda çalıştırılmak üzere söz verildiğini, hamamda çalıştırılmak üzere çağrıldıklarında "biz temizlik işlerinde çalışırız, hamamda çalışmayı kabul etmeyiz " diyerek işe gelmediklerini, şirketin başka işyerlerindeki çalıştırdığı işçilerin izinli veya raporlu olmaları halinde oralarda görevlendirildiğini, hiçbir zaman otelde garson veya temizlik işçisi olarak çalışmadıklarını, hiçbir alacağının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı tanık beyanlarının inandırıcı olmadığı, davacı iddialarının çoğunluk tanık anlatımları ile kanıtlandığı gerekçesiyle bilirkişi raporundaki hesaplamalar doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından ayrıca husumet itirazında da bulunulmak suretiyle temyiz edilmiştir.
1- Taraflar arasındaki uyuşmazlık davalının taraf sıfatı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Bir davanın esas yönden başarı ile sonuçlanabilmesi için davanın doğru hasım tarafından doğru hasım aleyhine açılması, başka bir ifade ile o davada taraf durumunu alanların gerçekten davacı ve davalı sıfatını taşımaları gerekir. Bir kimsenin muayyen bir davada kendisine izafe edilen davacı ve davalı sıfatını haiz bulunup bulunmadığı hususu bir ./..
usul hukuku meselesi olmayıp maddi hukuka göre tayin edilen ve dava konusu hakkın özüne taalluk eden bir meseledir. Sıfatın bulunmaması halinde verilen karar davanın mesmu olmadığına dair olmayıp davanın esasına dair bir karardır (Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü 2. baskı 1968 sh.233). Uygulamada taraf sıfatı yokluğu "husumet" kavramı ile ifade edilmektedir.
Taraf sıfatı yokluğu savunması bir def'i değil itirazdır. Bu nedenle taraflarca ileri sürülmese bile mahkemece res'en gözetilmesi gereken hususlardandır.
Somut olayda, dava ... ...- ...'e açılmış olup, davalı vekili, ... ...'ın “... Temizlik Komisyonculuk Tic. San. Ltd. Şti”nin müdürlüğünü yaptığını ve ortağı olduğunu, müvekkilinin işveren sıfatı bulunmadığını belirterek, taraf sıfatının yokluğunu savunmuştur. Davalının bu itirazı karşısında davanın doğru tarafa yöneltilip yöneltilmediği hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Bu nedenle, davacının çalıştığını iddia ettiği otelin kime ait olduğu araştırılarak, davalının taraf sıfatının bulunup bulunmadığı belirlendikten sonra bir karar verilmelidir.
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.12.2012 gününde oy birliğiyle karar verildi.