Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, yıllık izin, ulusal ... genel tatil, asgari geçim indirimi, ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde davalı ... Gemi İnşa San. Tic. A. Ş. avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı, asıl işveren olan davalı ... Gemi İnş. San. ve Tic. A. Ş. ait ... yerinde alt işveren olan diğer davalı ... Gemi Metal İnş. ve Kömür San. Tic. Ltd. Şti.'ne bağlı olarak çalıştığını, ... sözleşmesinin işveren tarafından haksız feshedildiğini, 2009 yılı Şubat, Mart, Nisan ve Mayıs ayı ücretlerinin ödenmediğini, ... yerinde fazla mesai yaptığını hafta tatilleri ile ulusal ... genel tatil günlerinde çalıştığını, bu çalışma karşılığı ücret alacaklarının ödenmediğini ve yıllık izinlerinin kullandırılmadığı ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı ... Gemi İnş. San. ve Tic. A. Ş. vekili; davacının diğer davalı şirkette, müvekkili ile bu şirket ile asıl-alt işverenlik ilişkisi kurulmadan önce de çalıştığını, bu döneme ilişkin işçilik alacaklarından müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, ... akdinin davacının istifası nedeni ile sonlandığını, ... yerinde fazla mesai yapılmadığını, hafta tatillerinde ve ulusal ... genel tatillerde çalışmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Gemi Metal İnş. ve Kömür San. Tic. Ltd. Şti. vekili; davacının fesih sonrasında imzaladığı ibraname ile dava konusu hak ve alacaklar yönünden işvereni ibra ettiğini ve her türlü dava hakkından vazgeçtiğini, itirazi kayıtsız olarak imzaladığı ücret bordrolarına göre ücret alacağının bulunmadığının ... olduğunu, haftalık çalışma süresinin çalışmalarının 45 saati geçmediğini ve ulusal ... ve genel tatil günlerinde çalışmadığını, istifa etmek suretiyle işten ayrılan davacının kıdem ve ihbar tazminatına da hak kazanamayacağını belirterek davasının reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı işçinin tüm hizmet süresini düşünmeden, sebepsiz olarak istifa etmesi mümkün bulunmadığından, ... sözleşmesinin davalılar arasındaki sözleşmenin sona ermesi nedeni ile davalı ... Gemi Metal İnş. ve Kömür San. Tic. Ltd. Şti. tarafından haksız feshedildiği, davacının ücretlerinin ödendiği iddiasının davalılar tarafından ispatlanamadığı, davacının ... yerinde fazla mesai ./..
-2-
yaptığı, hafta tatillerinde ve ulusal ... genel tatillerde çalıştığı hususunun tanık anlatımları ile ... olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı ... Gemi İnş. San. ve Tic. A. Ş. vekili temyiz etmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir .
2-. İşçi ücretlerinin ödenmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı ... Kanunu'nun 37 nci maddesine göre, işçiye ücretin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan “ücret hesap pusulası” verilmesi zorunludur.
Uygulamada çoğunlukla “ücret bordrosu” adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir.
Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir.
Somut olayda, dosya içerisine ibraz edilen ücret bordroları ile banka kayıtlarının incelenmesinde, 2009 yılı Nisan ayı bordrosunun ihtirazi kayıtsız imzaladığını ve bordro bedellinin bankaya ödendiği görülmektedir. Ücret bordrolarını itirazi kayıtsız imzalamış bulunan davacının, bu aylara ilişkin ücret alacağı bulunduğunu ileri süremeyeceği dikkate alınmaksızın, ücret alacağı talebinin kabulüne karar verilmesi hatalıdır .

3- Davacı işçinin hafta tatili ücretine hak kazanıp kazanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı ... Kanununun 46 ncı maddesinde, işçinin tatil gününden önce aynı Yasanın 63 üncü maddesine göre belirlenmiş olan ... günlerinde çalışmış olması koşuluyla, yedi günlük zaman dilimi içinde yirmi dört saat dinlenme hakkının bulunduğu belirtilmiş, işçinin hafta tatili gününde çalışma karşılığı olmaksızın bir günlük ücrete hak kazanacağı da 46 ncı maddenin ikinci fıkrasında hüküm altına alınmıştır.
Hafta tatillerinde çalışıldığının ispatı konusunda ... yeri kayıtları, özellikle ... yerine giriş çıkışı gösteren belgeler, ... yeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. Hafta tatili çalışmalarının yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dahilindedir. ... yerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Somut olayda, emsal nitelikteki ... 4. ... Mahkemesinin 2009/955 esas ve 2009/954 esas sayılı dosya davacıları ile 2009/953 esas sayılı bu dosyanın davacısı aynı dönemde, aynı ... yerinde, aynı görevlerde çalışmış olup her üç davacının ... yerinde uygulanan hafta tatilinde çalışma düzenine ilişkin beyanları farklıdır. Bu dosyada davacı tüm yıl boyunca ayda bir hafta tatilinde çalışıldığını belirtmiş olmasına rağmen, 2009/954 esas sayılı dosya davacı tüm hafta tatillerinde çalışıldığını, diğer dosyanın davacısı sadece yaz aylarında 4 aylık dönemde hafta tatillerinde çalıştığı yönünde iddiada bulunmuştur. Davacı tanıklarının bu hususta ayrıntılı beyanları alınmamıştır. Mahkemece her 3 dosya için davacıların iddiası doğrultusunda aynı ... yerinde farklı şekilde hafta tatilinde çalışma düzeni bulunduğu kabul edilerek hüküm kurulmuş olması hatalıdır. Tanıkların bu husustaki beyanları ayrıntılı şekilde alınarak bir değerlendirmeye tabii tutulmalı ve emsal nitelikteki dosyaların birbirleri açısından da delil niteliğinde olduğu dikkate alınarak sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsizdir.

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.12.2012 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

Somut olayda davacı işçi bir kısım işçilik alacaklarından başka aylık net ücretinin 1.200,00 TL olduğunu, 2009 yılı Şubat, Mart, ve Nisan ayı ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek ücret alacağı isteğinde bulunmuştur. Davalı işveren davacının asgari ücretle çalıştığını ve ücret alacağının bulunmadığını savunmuştur. Davacı işçi, dava konusu tersane işyerinde kaynakçı olarak çalışmıştır. Mahkemece dinlenen davacı tanıkları kaynakçı olarak çalıştıklarını, primlerle birlikte aylık ortalama ücretlerinin 1.500,00 TL olduğunu, bunun asgari ücret kadar miktarının banka aracılığıyla, kalan kısmının ise elden ödendiğini belirtmişlerdir.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, kararlaştırılan ücretlerin bordrolara yansıtılmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti gerekir. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı ..., işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı ... bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve bu konuda dinlenen tanık beyanları ile tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının gerçek ücreti 1.200,00 TL olarak kabul edilmiş olup, asgari ücret miktarı kadarının bankaya yatırıldığı, kalan kısmın ise ödenmediği kabul edilerek fark ücret alacağı hesaplanmıştır. Sayın çoğunluğun bozma kararı ücret bordrolarının ihtirazı kayıtsız imzalanmış olması ve banka aracılığıyla yapılan ödeme nedeniyle davacının bu aylara ilişkin ücret alacağı talebinde bulunamayacağı yönündedir. Oysa bordrolarda gösterilen ve banka kanalıyla ödenen ücret asgari ücrettir.
4857 sayılı ... Kanunu'nun 32. maddesinin beşinci fıkrasına göre işçi ücretinin en geç ayda bir ödenmemesi gerekir. Davacı işçinin ihtirazı kayıtsız bordroları imzalaması fark ücretini talep edilmesine engel değildir. Borçlar Kanunu'nun "Borçların Ferilerinin Sukutu" başlıklı 113.maddesinin ikinci fıkrası öngörülen ihtirazı kayıt fer'i alacakların talep edilip edilmemesiyle ilgilidir. Keza Borçlar Kanunu'nun 88.maddesinde öngörülen "Faizden veya icar bedeli gibi muayyen zamanlarda ödenmesi lazım gelen sair borçlardan ihtirazi bir kayıt dermeyan etmeksizin bir taksit için makbuz veren alacaklı ondan evvelki taksitleri de tahsil etmiş sayılır. Alacaklı resülmal için makbuz vermiş ise faizlerini de tahsil etmiş sayılır. Senet borçluya iade edildikte borç sakıt olmuş sayılır" kuralının işçi alacakları bakımından uygulanması mümkün değildir.

Asıl alacağın kısmi ödenmesi sırasında ihtirazı kayıt dermeyan edilmemesi bakiye kısmın talep edilmesine engel olmamalıdır. İşverene bağımlı ve genellikle tek geçim kaynağı ücret olan işçi için sözü edilen kuralın hatalı ve katı bir şekilde uygulanması ... hukukunun ./..
koruyuculuk amacıyla bağdaşmamaktadır. Esasen ücret alacağını tam olarak banka aracılığıyla ödemek zorunda olan işverenin vergi ve sigorta primlerini az ödemek amacıyla gerçek ücreti bordrolara yansıtmaması ve bir kısmını banka aracılığıyla kalan kısmını ise elden ödeme gibi hileli davranışlarda bulunması işçinin ödeme noktasında yanılmasına da neden olabilmektedir. İşverenin kanuna aykırı bu uygulamasından işçi aleyhine sonuç çıkarılması doğru olmaz. İşçinin banka aracılığıyla yapılan kısmi ödemeye rağmen ücretinin ödenmediği şeklindeki beyanı bakiyesinin ödenmediğine yönelik kabul edilmelidir. Böyle bir beyandan, yargılama sırasında kısmi ödeme yapıldığının ortaya çıkması nedeniyle davacı işçinin kötüniyetli olduğu sonucu çıkarılmamalıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı işçinin 2009 yılı Şubat, Mart ve Nisan aylarına ait fark ücret alacakları yönünden mahkemece kurulan hükmün dosya içeriğine ve kanuna uygun olduğu kanaati ile sayın çoğunluğun 2. bentte yer alan ve anılan aylara ait fark ücret alacaklarına ilişkin bozma nedenine katılamıyorum. 25.12.2012