Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;

Sanığın internet ortamında araba farı pazarladığı, katılanın sağ ve sol araba farı siparişi verdiği, 600,00 TL far ücretini sanığın hesabına yatırdığı, sanığın sipariş verilen farları göndermediği anlaşılan olayda, sanık müdafiinin zararı karşılamak ve ürünlerin katılana gönderildiğine dair kargo evrakını dosyaya sunmak üzere süre istemesine ve Mahkemece bu süre verilmesine rağmen sanık ve müdafiinin, bir sonraki celse olan hüküm duruşmasına, mazeretsiz şekilde katılmadıkları gibi katılanın zararının giderildiğine ve/veya ürünlerin kargolanarak katılana teslim edildiğine dair bir belgenin dosyaya da sunulmadığı anlaşılmakla, katılanın her aşamadaki istikrarlı beyanları, suça konu farların internet üzerinden satışa çıkarıldığına dair ilan görselleri ve katılanın anlaşmaya varılan 600,00 TL ücreti sanığın hesabına gönderdiğine dair dekont ile sanığın banka hesap hareketleri karşısında, sanığın üzerine atılı 5237 sayılı TCK'nın 158/1-f-son maddesinde tanımlanan nitelikli dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluştuğu ve sübuta erdiği dikkate alınarak mahkûmiyet hükmü kurulması gerekirken delillerin hatalı değerlendirilmesi ile eylemin hukuki ihtilaf olarak nitelendirilmesi suretiyle beraatine karar verilmesi,

Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 09.04.2025 tarihinde karar verildi.