Eylemin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğunun kabulüyle mahkûmiyet

Mahallî mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın üzerine atılı eylemin sübutu halinde icraî davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabileceği, bu suçun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık aslî ve 12 yıllık ilavelî dava zamanaşımı sürelerine tabî olduğu, suç tarihi olan 06.03.2009 ile inceleme günü arasında ilavelî dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından hükmün 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321/1. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE 09.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.