Taraflar arasındaki ilk derece mahkemesinde görülen tazminat davasında verilen davanın kabulüne ilişkin hüküm hakkında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; esas yönünden istinaf isteminin reddine ilişkin kararın, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.

Davacı vekili; davacıya ait ...., ..., .... ve ... plaka sayılı 4 adet kamyona akaryakıt kaçakçılığı suçunda kullanıldıkları iddiasıyla el konulduğunu, ceza dosyasında araçların davacıya iadesine karar verildiğini, kamyonların sağlam ve kapılarının kilitlenerek yed-i emine teslim edilmiş olmasına rağmen, davacının araçlarını teslim almaya gittiğinde araçların parçalarının pek çoğunun olmadığını, bakımsızlık nedeni ile hurda haline geldiklerini gördüğünü, bu konuda Samsun 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/15 D.İş sayılı dosyası ile tespit yapıldığını belirterek, uğranılan zararın davalıdan tahsili isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili; zamanaşımı def’inde bulunarak, Hazine ile davacıya ait 4 adet kamyonun yed-i emine bırakılması sonucu oluştuğu iddia edilen zarar arasında illiyet bağı ve süreçte davalının kusuru bulunmadığını belirterek, haksız ve yersiz açılmış bulunan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince; el konulan kamyonların sağlam olarak ve kapıları kilitlenerek anahtarları ile birlikte yediemine teslim edildiği, bilirkişi raporu ile 4 adet kamyonun muhafazasız bir şekilde, atmosfere açık hurda halindeki malzemelerin bulunduğu yerde korozyona maruz bakımsız bir şekilde bırakıldığı, bu nedenle araçların tanker kısımları dahil tamamen oksitlendiği, araçların camlarının ve farlarının kırılmış olduğu, kapılarının açık, araç içlerindeki takometre, döşeme, göğüs kısımlarının ve elektrik kablolarının sökük olduğu ve davacının zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı davalı vekilince istinafa başvurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince de ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın dava şartları başlıklı 114/d maddesinde tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları dava şartlarından sayılmıştır. Aynı Kanun’un 115. maddesinde ise mahkemenin, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı, dava şartı noksanlığını tespit ederse de davanın usulden reddine karar verileceği düzenlenmiştir. Taraf sıfatı bir başka deyişle husumet ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise; def'i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re'sen nazara alınmasıdır.
Dosyadaki bilgi ve belgeler ile ceza dosyası içeriği ve Kırıkkale Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü’nün 01/03/2018 tarihli cevabi yazısı kapsamından; davaya konu araçların tamamının el koyma tarihi olan 17/11/1997 tarihi itibariyle dava dışı ... Nakliyat Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi adına tescilli olduğu, ... plaka sayılı aracın 07/11/2016 tarihinde Samsun Trafik Tescilince hurdaya ayrıldığı; . .. plaka sayılı aracın 07/10/2016 da noter satışıyla ...’na satıldığı halen aynı şahıs adına tescilli olduğu;... plakalı aracın 07/09/2016 tarihi itibariyle noter satışıyla ...’na satıldığı ve 01/11/2016 da Samsun Trafik Tescilince hurdaya ayrıldığı; ... plaka sayılı aracın 07/09/2016 tarihi itibariyle noter satışıyla ....’na satıldığı ve 01/11/2016 da Samsun Trafik Tescilince hurdaya ayrıldığının bildirildiği anlaşılmıştır. Şu halde; davacının talebi tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirilerek öncelikle dava şartlarından olan davacının taraf sıfatı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiştir. Bu nedenle, bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak, ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 373/1. maddesi gereğince KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE 07/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.