Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 1993 yılında davalı nezdinde satış-pazarlama elemanı olarak işe başladığını, çalışma süresince yasal çalışma saatlerinin sürekli olarak aşılmasına rağmen fazla çalışma ücreti alacaklarının ödenmediğini, en son net 1.800,00 TL ücret aldığını, maaş dışında ayrıca prim ödemesi de bulunduğunu, ancak prim alacaklarının da ödenmediğini, ayrıca ödenmeyen 2012 yılı Ekim, Kasım ve Aralık aylarına ait ücret alacaklarının da bulunduğunu, tüm bu sebeplerle ... sözleşmesinin müvekkili tarafından haklı nedenle feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile birkısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının ücretlerinin banka aracılığıyla ödendiğini, işyerinde prim uygulamasının bulunmadığını, işyerinde fazla çalışma ücreti ödenmesini gerektirecek bir çalışmanın da bulunmadığını, bu sebeplerle davacı tarafça ... sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayanmadığını, bununla birlikte davacının davalı şirketten avans kullandığını, şirkete borçlu olduğunu, takas-mahsup haklarını saklı tuttuklarını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanılan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Karar süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, belgelere ve tüm dosya kapsamına göre; davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Taraflar arasında davacının prim alacağına hak kazanıp kazanmadığı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut olayda, davacı dava dilekçesinde en son net maaşının 1.800,00 TL olduğunu, ayrıca prim ödemesi bulunduğunu beyan etmiş olup; prim miktarına ilişkin herhangi bir açıklamada bulunmamıştır. Yargılama sırasında davacı vekili tarafından ibraz edilen 19.09.2014 tarihli açıklama dilekçesinde ise, aylık ücretin 1.000,00 TL, aylık prim miktarının ise 1.250,00 TL olduğu ifade edilmiştir. Davalı ise cevap dilekçesinde davacıya tüm ödemelerin banka aracılığıyla yapıldığını, şirket bünyesinde prim uygulamasının bulunmadığını beyan etmiştir. Dosyada davacı tarafça birkısım tahsilat makbuzları sunulmuş olup; işyeri defter ve kayıtlarının incelenmesi talebi üzerine, bahsi geçen tahsilat makbuzları ile işyeri defter ve kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişi tarafından yapılan inceleme sonucunda, davacının şirket bünyesinde 2012 yılında toplam 496.837,73 TL tahsilat gerçekleştirdiği, ancak davalı tarafça 2012 yılında davacının banka hesabına 10.757,68 TL ücret (maaş) ödemesi yapıldığı, davacı vekili tarafından 19.09.2014 tarihli dilekçe ekinde sunulu hesap tablosuna göre davacının idda ettiği prim alacaklarının mahkemenin takdirinde olduğu ifade edilmiş olup; davacının hangi dönemden ne kadar prim alacaklısı olduğu yönünde bir tespite yer verilmiş değildir. Nitekim dosya içerisinde yer alan sonraki 14.07.2015 ve 09.03.2016 tarihli ek bilirkişi raporlarında da prim alacağının tespiti bakımından dosya içerisinde herhangi bir veri yer almadığı ifade edilmiştir. Ancak davacı tarafça 04.08.2015 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, 19.09.2014 tarihli dilekçe ekinde kendisi tarafından sunulu hesap tablosuna göre, üç aylık yapılan tahsilat miktarına göre hak kazanıldığı iddia olunan miktarın oranı gözetilmek suretiyle, 2012 yılında yapılan tüm tahsilata göre gerçekleşecek prim miktarı yine davacı tarafça tespit edilmiş ve bu miktar üzerinden ıslah yapılmış; mahkemece de bu miktar üzerinden prim alacağı hüküm altına alınmıştır. Hal böyle olmakla birlikte, davacı tarafından dilekçe ekinde sunulan tablonun prim sistemine örnek olması açısından sunulduğu, bilgisayar çıktısı şeklinde olan bu tabloların işverenin imza ve kaşesini içermediği, işveren kayıtlarında davacıya prim ödemesi yapıldığına ilişkin herhangi bir verinin bulunmadığı, her ne kadar davacı tanıklarının davacının sabit ücreti olmadığını, yaptığı satış miktarı üzerinden prim usulü ödeme yapıldığını beyan etmişler ise de, bu beyanların davacı iddiası ile çelişmekle beraber, davacı tanıklarının beyanlarında prim miktarı ve oranı konusunda açıklık ve netlik bulunmadığı gibi davacı tanıklarından bir tanesinin dinlendiği tarihte husumetli olduğu, diğerinin ise 2009 yılına kadar işyerinde çalıştığını beyan ettiği, ancak davacının talebinin 2012 yılı prim alacağına ilişkin olduğu; öte yandan davalı tanıklarından bir tanesinin işyerinde prim uygulamasının bulunmadığını, diğerinin ise davacı ile aynı işi yapmakla beraber kendisine yaptığı satışlardan dolayı prim ödenmediğini, davacıya ödenip ödenmediğini bilmediğini beyan ettikleri dikkate alındığında, davacının prim alacağını ispatlayamadığı kabul edilerek ilgili alacak kaleminin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.