Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen karar, süresi içinde duruşmalı olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ise de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Dava İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının davalı işyerinde 13/01/2010-20/02/2013 tarihleri arasında üretim şefi olarak çalıştığını, 20/02/2013 tarihinde bir başka işyeri çalışanı tarafından odasının kapısının kilitlerinin değiştirildiğini ve işyerine alınmaması yönünde talimat verildiğinin bildirildiğini, kendisine tahsis edilen aracın da işyeri güvenliğince teslim alındığını, tüm bunlara rağmen kendisine yazılı bir fesih bildirimi yapılmadığını beyanla kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının davalılardan tahsili talebinde bulunmuştur.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanılan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu davacının fazla mesai yapıp yapmadığı noktasındadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışına alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması halinde ise, varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde 4857 sayılı ... Kanunu'nun 68. maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin dikkate alınması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili dava dilekçesinde çalışmasının ilk bir buçuk yılında haftanın 6 günü 08.00-17.00 saatleri arasında çalıştığını, sonrasında hafta içi 08.00-17.00 ve cumartesi günleri 08.00-14.00 arasında çalıştığını iddia etmiştir. Hükme esas alınan 25.01.2016 tarihli bilirkişi raporunda ise davacının ilk bir buçuk yıllık çalışmasından sonraki dönem için fazla mesai yapmadığı anlaşıldığından hesaplama yapılmadığı, ilk bir buçuk yıllık çalışması içinse davalı tanığı ...’in “ ….. Davacı normalde sabah 8'de işbaşı yapar saat 12-1 arası ara dinlenmedir ve akşam 5'de işten ayrılma saatidir. İşin durumuna göre işin bitimine kadar fazla mesaiye kaldığını biliyorum. Hafta içinde en fazla 1 saat fazla mesai yaptığını tahmin ediyorum ….” şeklindeki beyanı esas alınarak haftanın 6 günü 08.00-17.00 saatleri arasında çalıştığı, yine bu tanığın beyanına göre haftanın 5 günü 08.00-17.00 saatleri dışında günlük 1 saat daha fazla mesai yaptığı kabul edilerek haftalık 5 saat üzerinden fazla mesai ücreti hesaplanmıştır. Davacının bu yönde bir beyanı olmadığı halde talebi aşıldığı görülmekle talebi gibi haftalık 3 saat fazla mesai ücreti hesaplanması gerekirken daha fazla hesaplanması hatalıdır.
3- Mahkemece ihbar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiş olup hüküm fıkrasında “2-İhbar tazminatı talebinin KABULÜ ile net 5.996,52 TL'nin temerüt tarihi olan 2.102-2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,” şeklinde hüküm kurulmuşsa da temerrüt tarihi 23.02.2013 olduğu halde mahkemece “2.102.2013” şeklinde yazılması hatalıdır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.