Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların miras bırakanı ...'ın maliki ve sürücüsü olduğu araç ile ... karayolu, ... şehitliği mevkkinde 14.06.2017 tarihinde karışmış olduğu kaza neticesinde karşı aracın hasara uğradığını ve perte ayrıldığını, müvekkili olan sigorta şirketine, Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) Sigortası bulunan araç sürücüsü ...'ın kazanın meydana gelmesinde ağır kusurlu olduğunun tespit edildiğini ve kaza nedeniyle pert işlemine tabi tutulan araç malikine 175.000,00 TL hasar bedelinden 43.251,00 TL sovtaj (hurda) bedeli düşüldükten sonra 131.749,00 TL ödeme yapıldığını, kazanın oluşumunda araç sürücüsü ...'ın, "bölünmüş karayolunda karşı yönden gelen trafiğin kullandığı şerit, rampa ve bağlantı yollarına girme" şeklindeki kusurlu davranışıyla ağır kusurlu olduğunu, dava konusu kazanın, müvekkili sigorta şirketinin sigortalısı ...'ın ağır kusuru neticesinde meydana geldiği ve ... trafik sigortası poliçesi nedeniyle müvekkil şirketin zarar gören 3. şahıslara ödeme yapmak durumunda kaldığını, müvekkil şirketinin ... poliçe numarası ile Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası bulunan, davalıların murisi araç sürücüsünün ağır kusuru nedeniyle, hak sahiplerine ödenen tazminatın, Sigorta Genel Şartları 4/B maddesi gereği rücuen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; trafik kazasının oluş şekline ilişkin kaza tespit tutanağı, olaydaki kusur dağılımını gösteren ve Asliye Ceza Mahkemesi’nden alınan kusur dağılım raporu ve alınan kusur raporları hep birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu olayda sürücünün kazaya sebep olan hareketinin kast veya kast olmamakla beraber kasta yakın bir kusuru barındırmadığı, kazanın davalılar murisi araç sürücüsünün ağır kusuru ile meydana gelmediği, bu sebeple davacının kendi sigortalısı olan davalılar murisine rücu şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; somut olayda ...-... bölünmüş yolunda ve sigortalı sürücü ...'ın kendisine ayrılan yolu terk ederek karşı taraftan gelen araçlara ayrılan iki şeritli yolun son kısmına geçerek aşırı süratli seyir ettiğini ve kazanın meydana geldiğini, yaşanan kazanın basit bir şerit ihlali olarak değerlendirilemeyeceğini, bölünmüş yolun kendisine ayrılan tüm şeritlerine geçerek karşıdan gelen araçlara ayrılan şeritlerde seyir etme durumunun ağır kusur olarak değerlendirilmemesinin gerekçesinin kararda açıklanmadığını, verilen karar ile karşı taraf lehine hükmedilen vekalet ücreti miktarının hatalı olduğunu, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği tamamen red halinde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi ücrete hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olması nedenleri ile kararın kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesi, esasa ilişkin taleplerin reddi halinde kararın Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kaldırılmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesinden kaynaklı rücuen tazminat talebine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 13/4 üncü maddesi "Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur" şeklinde düzenlenmiştir.
Bu durumda mahkemce davalılar lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Tarifenin 13/4 üncü maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi doğru değildir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle mahkeme kararının hüküm fıkrasının 5 nolu bendindeki "16.466.16 TL" ibaresi çıkarılarak yerine "5.100.00 TL" ibaresinin yazılmasına kararın bu haliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.