Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 14.10.2016 tarihinde davalı nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile teminat altına alınan aracın yaptığı kaza sonucunda araçta yolcu konumunda bulunan davacının yaralanarak malul kaldığını ileri sürerek, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 3.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 200,00 TL geçici iş göremezlik tazminatınının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilmesine karar verilmesini talep etmiş; 22.07.2019 havale tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 4.107,46 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 230.782,83 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 234.890,29 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava açılmadan önce davalı ... şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığından davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, kazanın oluşuna ilişkin kusur durumu ile davacı tarafın yaralanmasına ilişkin maluliyet durumunun yürürlükteki mevzuata uygun olarak belirlenmesi gerektiğini, davalının geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davanın kabulü ile 4.107,46 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 230,782,83 TL kalıcı maluliyet tazminatı olmak üzere toplam 234.890,29 TL tazminatın 21.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu kazanın kamuya açık olmayan ve karayolu ile bağlantısı bulunmayan bir alanda, inşaat sahası içinde meydana gelmesi nedeniyle trafik kazası olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, bu haliyle kazanın iş kazası niteliğinde olup husumetin şantiye sahibi işverene yöneltilmesi gerektiğini, sigortalı araç sürücüsüne izafe edilen kusur oranını kabul etmediklerini, davacının maluliyetinin Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenmesi gerektiğini, hükmedilen geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri ve tedavi masraflarının Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğunda bulunduğunu belirtmiştir.

Uyuşmazlık, davalı nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile teminat altına alınan aracın karıştığı 14.10.2016 tarihli trafik kazası nedeniyle yaralanıp malul kalan davacı yolcunun geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir.
Somut olayda, dava konusu kazaya ilişkin kusur raporu alınmadığı, davalı tarafından ise kusura itiraz edildiği görülmektedir.
Bu durumda, dava konusu trafik kazasına ilişkin dosya arasında mevcut tüm deliller değerlendirilmek suretiyle tarafların olaydaki kusur durumunun tespiti için konusunda uzman bilirkişi heyetinden denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 52. maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir.
Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin Kamyon, Kamyonet ve Römorklarla Yolcu Taşınabilmesi Esasları 130. maddesine göre; "Kamyon, kamyonet, römork ve yarı römorklarda yük üzerinde insan taşınması yasaktır.
Gerekli hallerde, kamyon, kamyonet, römork ve yarı römorklarla;
a) Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkındaki Yönetmelikte belirtilen ölçülere uygun oturma yerleri yapılması,
b) Kasa kenarlarının düşmeyi önleyecek şekilde kapalı ve üzerinin örtülü olması şartıyla taşıma sınırının her tonu için 2 yolcu taşınabilir.
c) Kısa mesafelerde işçi taşınmasında kullanılacaklar için, kasanın yanı ve arka kapaklarının 90 cm. yükseklikte ve sağlam şekilde kapalı olması, karoser zemininden itibaren en az 120 santimetre yüksekliğinde elle tutulacak sağlam bir korkuluğunun bulunması şartı ile taşıma sınırının her tonu için ayakta 2 yolcu (işçi) taşınabilir. Bu amaçla kullanılan araçların üzeri açık olabilir.
d) Yükle birlikte yolcu ve hizmetlilerin taşınmasında aşağıdaki esaslara uyulması mecburidir.
1) Yüklerin sağlam olarak yerleştirilmiş ve bağlanmış olması,
2) Kasanın yan ve arka kapaklarının kapalı olması,
3) Yolcuların kasa içinde ayrılacak bir yerde oturtulması,
4) Yüklerin üzerine hiçbir şekilde yolcu bindirilmemesi,
Şartıyla yükle birlikte yolcu taşınabilir.''
Somut olayda; davacının kaza esnasında kazaya karışan aracın kasasında taşınmakta olduğu anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesince, yukarıda belirtilen yönetmelik hükmü de değerlendirilerek 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesi uyarınca tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerekip gerekmediği tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu husus değerlendirilmeksizin karar verilmesi hatalıdır.

1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2.Yukarıda (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemene gönderilmesine,
14.05.2025 tarihinde Başkan ... ve Üye ...'in karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

Dosya kapsamından, tek taraflı trafik kazasında davacının yolcu olduğu, kazanın aracın araç galeri boşluğu olarak adlandırılan 6 - 7 metre yükseklikten çukura düşmesi suretiyle meydana geldiği anlaşılmaktadır. Davaya konu olaya ilişkin kusur durumuna göre davalının sigortalısının kusursuz olma durumunun söz konusu olmadığı ve davacı yolcu olup müteselsil sorumluluk gereğince sorumluların her birinden tazminatın tamamını isteme hakkı bulunduğundan kusur raporu alınmasına gerek olmadığı görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun (2) numaralı bentteki bozma kararına katılmıyoruz.