Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, dosya görüşüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

1-Olayın tek tanığı olan ...’ın duruşmaya davet edilip bilgi ve görgüsüne başvurulmadan yargılamaya devamla hüküm kurularak, CMK'nın 210. maddesine aykırı davranılması,

2-Kabule göre de;
Tehdit fiili, kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir. Ayrıca tehdidin somut olayda muhatap üzerinde etkili olması şart değildir. Bu nedenle mağdurun korkup korkmadığının araştırılması gerekmez.
Bu açıklamalar doğrultusunda, sanığın mağdura söylediği kabul edilen “burada seni yaşatmayacağım ya sen ya da ben” şeklindeki sözün objektif olarak korkutucu nitelikte bulunması nedeniyle TCK'nın 106/1. maddesinin 2. cümlesinde tanımlanan sair tehdit suçunu oluşturup oluşturmayacağı tartışılıp mağdurun şikayetinden vazgeçmesi hususu da değerlendirilmeden ve ''sanığın sözlerinin geleceğe yönelik şahıs varlığına ya da malvarlığına zarar verebilme ihtimalini düşündürmeyip, korkutucu etkisi bulunmadığı" şeklindeki kanuni ve yerinde olmayan gerekçeyle beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 11/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.