Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde temyiz eden davalı vekili Av. ... ile davacı vekili Av. ... geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava,menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. Mahkemece davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra dosyasında ödenen 33.093.65 TL.'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davacı lehine %40 icra tazminatına karar verilmesi üzerine, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili,dava dilekçesinde,taraflar arasında görülen İzmir 11. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/251-416 sayılı kararı ile,muacceliyet şartı gereği muaccel hale gelen 2008 yılı Mayıs ayı ila Aralık ayları arasındaki kira paraları toplamı 21.650 TL'nin tahsiline karar verildiğini, oysa 2008 Yılı Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık ayı kira bedellerinin süresi içerisinde davalının banka hesabına düzenli olarak ödenmiş bulunduğunu, bu hususun o zaman ki davada davacı tarafı temsil eden avukatın sağlık sorunları nedeniyle işi ile ilgilenememesinden ötürü dosyasına bildirilemediği gibi kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiğini,kesinleşen bu ilamın İzmir 14. İcra Müdürlüğünün 2010/9489 esas sayılı icra takip dosyasında ilamlı icra takibine konu edildiğini, davacının Milli Eğitim Müdürlüğünde bulunan alacaklarına 33.093,65 TL üzerinden haciz konulduğunu,oysa ilamlı takibe konu edilen paranın daha önce davalının kira ödemeleri yapılan bankadaki hesabına ödenmiş olduğunu belirterek borçlu olmadıklarının tespitine,icra takibine ödeme yapıldığı takdirde ödeme tutarının aynen iadesine ve %40 dan az olmamak üzere kötü niyet tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde,davalının yaşı ilerlemiş biri olup,birden fazla taşınmazı ve bunlara ilişkin banka hesabına yatan birçok kira gelirinin olduğu, davacı tarafın İzmir 11. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/251 esas sayılı dava dosyasına ödemeye ilişkin hiçbir kaydın sunulmadığını, davalının davaya konu aylara ilişkin ödeme yapıldığını haricen öğrendiğini, sehven bankadan alınan meblağı tekrar geri ödemeye hazır olduklarını belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, %40 kötü niyet tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.Mahkemece,davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra dosyasında ödenen 33.093.65 TL.'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davacı lehine %40 icra tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kesinleşmiş ilama dayalı icra takipleri üzerine kural olarak menfi tespit ve istirdat davası açılamaz.Taraflar arasında kesin hüküm oluşturan ilamın yanlışlığı ancak yargılamanın iadesi yoluyla giderilebilir.Kesinleşmiş ilamların yanlışlığı İİK'nun 72.maddesine dayalı menfi tespit davası ile ileri sürülemez. İstirdat(geri alma) davası ise ancak ilamdan sonra gerçekleşen olaylara ve hukuki nedenlere dayanılarak ileri sürülebilir.İlamlı icra takiplerinde borçlu ilamın verildiği tarihten önceki borcun itfa edilmiş veya zamanaşımına uğramış olduğunu ileri sürerek menfi tespit ya da istirdat davası açamaz. Aksi halin kabulü 1086 sayılı HUMK'nun 237.maddesinde(6100 sayılı HMK'nun 303.madde) düzenlenen maddi anlamda kesin hükme aykırılık teşkil eder.
Olayımıza gelince: Davacı vekili,davalı tarafından İzmir 11. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/251-416 sayılı ilamına dayanarak ilamlı icra yoluyla icra takibi başlatılması üzerine ilam ile hüküm altına alınan “2008 yılı Mayıs ila Aralık ayları arasındaki kira paralarının” davalı hesabına ödendiğini ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini,icra dosyasındaki paranın ödenmesi halinde istirdadına karar verilmesini istemiştir. Davacı tarafça dosyaya sunulan ödeme belgeleri incelendiğinde hüküm altına alınan 12 aylık kira parasının davacı tarafça 2008 yılı içinde davalı hesabına yatırıldığı ancak davacı tarafça bu ödemelere ilişkin o dosyaya(İzmir 11. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/251-416 sayılı) bilgi ve belge sunulmadığı anlaşılmıştır. Davacı takibe konu 4.5.2010 tarihli ilamdan önce ilama konu alacakları ödediğini savunarak borçlu olmadığının tespitini ve ödenen paranın iadesini talep etmektedir. Ancak,davacı tarafın ilamın verildiği tarihten önce borcun ödendiğini ileri sürerek menfi tespit ya da istirdat davası açma imkanı bulunmamaktadır. Zira taraflar arasında bu alacak ile ilgili kesin hüküm mevcuttur.
Ancak, davalı vekili 4.10.2010 havale tarihli cevap dilekçesinde açıkça,davalı hesabına yatırılan ve davalı tarafından sehven çekilen 2008 yılı Mayıs ayı ila Aralık ayları arasındaki kira paraları toplamı 21.650 TL'yi davacı tarafa iadeye hazır olduklarını bildirmiş olup,bu kabul beyanı karşısında mahkemece 21.650 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesi kararı ile yetinilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Ayrıca, davalı tarafın ilamlı icra yoluyla takip yapması karşısında kötüniyetli olduğundan bahsedilemeyeceğinden davalı aleyhine icra tazminatı verilmesi de hatalıdır.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına takdir olunan 900 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya alınmasına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 25.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.