Mahkumiyet
Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, yokluğunda verilen kararın sanığa usulüne uygun tebliğ edilmediğinin anlaşılması karşısında, temyizin süresinde olduğu kabul edilerek dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, yaşı küçük mağdura CMK’nın 234/2. maddesi uyarınca vekil tayin edilerek hazır bulundurulmadan beyanı alınmış ise de, somut olayda, kanundan doğan haklarını kısıtlama sonucunu doğurmayan bu usuli eksikliğin, mağdurun 18 yaşını tamamlamış olması nedeniyle telafisi mümkün bulunmadığı anlaşılarak yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Bozma sonrası yapılan yargılamada sanığa duruşma gününün bildirilmesi için çıkarılan tebligatın iade edildiği gözetilmeden hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 196. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması,
2-Dosya kapsamından sanık ile katılan ...... arasında benzer suçlardan dolayı davaları olduğunun anlaşılması karşısında, ilgili dava dosyaları getirtilerek, aşamasına göre bu dava ile birleştirilmesi, tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek her bir mağdur yönünden TCK'nın 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık ...'un temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 03/06/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.