Tehdit ve hakaret suçlarından sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, ...Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 11.07.2007 tarih ve 2007/97 esas, 2007/154 karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 02/02/2012 gün ve 2010/2449 esas, 2012/1791 sayılı kararıyla;
"Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanık ...'ın savunmasının alındığı 11.07.2007 tarihli oturuma ait duruşma tutanağının 1. sayfası zabıt katibi tarafından imzalanmayarak, CYY.nın 219. maddesine aykırı davranılması,
Yasaya aykırı sanık ...'ın temyiz nedenleri ile yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak HÜKÜMLERİN başkaca yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA," karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/07/2012 tarihli kararı ile Dairemize gönderilen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30/03/2012 tarih ve 2008/29758 sayılı yazısı ile;
"Dosyanın incelenmesinde duruşmanın bitirilip hükmün kurulduğu, 11.07.2007 tarihli oturuma ait duruşma tutanaklarının 4 sayfadan ibaret olduğu, tutanağın sanık ...'ın savunmasının yer aldığı birinci sayfasında zaptı yazan ... sicil numaralı ... adlı zabıt kâtibinin imzasının bulunmadığı, adı geçen kâtibin tutanağın ikinci sayfasında ve devamı sayfalarda, hükmü veren hâkimin tutanağın hem birinci hem de devamı sayfalarda imzasının bulunduğu görülmüştür. 5271 sayılı CMK.nun 219/1. maddesi uyarınca duruşma tutanaklarının her bir sayfasının mahkeme başkanı veya hakimi ile tutanağı yazan zabıt katibi ve 232/4. maddesi uyarınca karar ve hükümlerin bunlara katılan hakimler tarafından imzalanması gerekir. Bu yasal düzenlemelerin amacı tutanakların değiştirilmesini önlemek ve onlara güven duyulmasını sağlamaktır. Duruşma tutanakları imzalanmak suretiyle ancak sahteciliği iddia olunabilen resmi belge niteliğine kavuşur. 5271 sayılı CMK.nun 222. maddesinde "Duruşmanın nasıl yapıldığı, kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun olarak yapılıp yapılmadığı, ancak tutanakla ispat olunabilir. Tutanağa karşı yalnız sahtecilik iddiası yöneltilebilir." hükmü ile açıkça bu husus belirtilmiştir.
5271 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 307. maddesi uyarınca, temyiz ancak hükmün yasaya aykırı olması sebebine dayanır. Yasaya aykırılık ise, bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanmasıdır. Ancak her yasaya aykırılık mutlak bir bozma nedeni değildir. Mutlak bozma nedeni olan kanuna aykırılık halleri aynı Yasanın 308. maddesinde sekiz bent halinde sayılmıştır. Bu hallerin bozma sebebi sayılıp sayılmaması hususu Yargıtay'ın takdirine de bırakılmamıştır. Bunun dışındaki hallerde yasaya aykırılığın bozma sebebi sayılabilmesi için aykırılığın yine aynı Yasanın 306. maddesindeki "hükme esas alınan", 309. maddesindeki "hüküm için mühim noktalarda" ve 320. maddesindeki "hükme tesiri olacak derecede kanuna muhalefet" ibareleri ile işaret olunduğu üzere son karara (hükme) tesiri olması gerekir. "Kanun abesle iştigal etmez" evrensel hukuk kaidesinin gereği de budur.
5271 sayılı CMK.nun 219/1 ve 232/4. maddelerine aykırı davranılması, 5271 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 308. maddesinde sayılan mutlak bozma nedenlerinden biri değildir. Bu itibarla her imza eksikliği hükmün bozulmasını gerektirmez. Eksik imza bulunan tutanaklarda esaslı bir işlem yapılıp yapılmadığı, mevcut imzaların tutanağa yeterli güveni sağlayıp sağlamadığı, tutanağın diğer sayfalarında imza eksikliği bulunup bulunmadığı, eksik imzalı tutanaktaki işlemlerin imza eksikliği bulunmayan başka tutanak veya kararlarla ve var ise UYAP'taki kaydı ile uyumlu olup olmadığı, güvenli elektronik imza kullanılmasına rağmen gerekmediği halde el ile imza atılıp atılmadığı, tutanaktaki kararların oybirliği ile ve ilgilerinin istemlerine uygun olarak alınıp alınmadığı, tutanağın içeriğine yönelik bir itiraz olup olmadığı gibi hususlar gözetilerek mevcut imza eksikliğinin hükmün bozulmasını gerektirecek nitelikte usul ve yasaya aykırılığı teşkil edip etmediği belirlenmelidir. Anayasanın 141/4 ve Avrupa insan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde belirtilen davaların makul sürede bitirilebilmesinin sağlanması ve usul ekonomisi esaslarına uygun olan da budur. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 05.07.2011 gün ve 90/178,28.09.2011 gün ve 1839/1933 ve 03.10.2011 gün ve 1904/2166 sayılı kararları da bu görüşümüzü destekler niteliktedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; her ne kadar 11.07.2007 tarihli duruşma tutanağının sanıkların savunmalarını içeren 1. sayfası zabıt katibi tarafından imzalanmamış ve bu suretle 5271 sayılı CMK.nun 219/1 maddesine aykırı davranılmış ise de; aynı zabıt katibinin tutanağın 2,3,4. sayfalarında ve gerekçeli kararda imzasının bulunduğu, gerekçeli kararda Cumhuriyet Savcısının esas hakkındaki görüşünün yazılı olduğu, hükmün mütalaaya uygun olarak verildiği, gerekçeli karar ile kısa karar arasında bir farklılık ve çelişkinin olmadığı, zabıt katibinin imzasının eksik olduğu sayfanın hakim tarafından imzalanarak tutanak içeriğinin doğruluğunun tasdik edildiği, duruşma tutanağının içeriğine yönelik herhangi bir itiraz ileri sürülmediği birlikte gözetildiğinde, tutanağın 1. sayfasının zabıt katibince imzalanmasının unutulduğu değerlendirilerek, eksik imzalı sayfanın hakim tarafından imzalanması, aynı zabıt katibinin tutanağın ikinci sayfasında ve tutanakla aynı içerikli olan gerekçeli kararda imzasının bulunması karşısında, yasanın aradığı ve amaçlanan tutanağa güveninin kafi derecede korunduğu, vüsukun hükmün bozulmasını gerektirecek derecede ihlal edilmediği, mevcut imza eksikliğinin mahallinde tamamlanabileceği anlaşılmaktadır.
Bu nedenlerle; mahallinde tamamlatılabilecek nitelikte olan mevcut imza eksikliğinin, 5271 sayılı CMK.nun 219/1. maddesine aykırılık oluşturacak mutlak bir bozma nedeni olmadığını gözetmeyen özel Dairenin bozma kararına katılmak mümkün değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; itirazın kabulüne, Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairenin 02.02.2012 gün ve 2010/2449 esas,2012/1791 sayılı bozma kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının esastan incelenmek üzere Özel Dairesine gönderilmesine karar verilmesi, Arz ve talep olunur." isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü:
II- İTİRAZIN KAPSAMI
İtiraz, tehdit ve hakaret suçlarından sanık ... hakkında verilen mahkumiyet kararının, imza eksikliği nedeniyle bozulmasına dair Dairemizin 02.02.2012 tarihli kararına ilişkindir.
Dairemizin 06.06.2013 tarih ve 2012/28146 esas, 2013/17811 sayılı kararı ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görülerek, Dairemizin 02/02/2012 gün ve 2010/2449 esas, 2012/1791 sayılı kararının kaldırılmasına karar verildiği ve esaslı işlemlerin yapıldığı duruşma tutanağındaki imza eksikliğinin giderilmesi için dosyanın mahalline iade edildiği, belirtilen imza eksikliğinin ikmal edilerek dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşılmakla,
... Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 11.07.2007 tarih ve 2007/97 esas, 2007/154 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın adli sicil kaydındaki hükümlülüğüne esas olan elektrik hırsızlığı suçunu düzenleyen TCK'nın 142/1. maddesinin (f) bendinin 6352 sayılı Kanunun 82. maddesi ile yürürlükten kaldırılması, bu eylemin karşılıksız yararlanma suçuna dönüştürülerek unsurlarının TCK’nın 163/3. maddesinde düzenlenmesi ve 6352 sayılı Kanunun geçici 2. maddesi ile de elektrik hırsızlığı suçundan kesinleşmiş cezaların zararın tazmini şartıyla bütün sonuçları ile ortadan kaldırılmasının öngörülmesi karşısında, öncelikle uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı saptanarak, 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesinin şartlarının bu kapsamda yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık ...'ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden itiraz yazısına olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 19.6.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.