Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete ait işyerinde turnike bölümünde 1.1.1996 tarihinde çalışmaya başladığını, işten çıkarılmadan önce turnike amiri olarak görev yaptığını, 100 tl olarak verilen kasa tazminatlarının 2003 yılında verilmemeye başlandığını, davacının işine sebepsiz olarak son verildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, kasa tazminatı, fazla mesai, ... bayram ve genel tatil ile ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının personel tasarruf tedbirleri doğrultusunda çıkartıldığını, hak ve alacaklarının bankaya ödendiğini ve alacağının bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemesi Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının davalı işverenliğe ait ... Otogarında çalıştığı, 17 yıl 10 ay hizmet süresi olduğu, ... akdinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiği, ikramiye niteliğindeki kasa tazminatının davacının çalıştığı dönem itibariyle işyeri koşulu haline geldiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davaya konu işçilik alacaklarına işletilecek faizin başlangıç tarihleri konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı davadan önce 16.12.2013 tarihli ihtarname ile kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, dini ve resmi bayramlara ilişkin 131 gün ve diğer günlere ait fazla mesai, maaş alacağı ve kasa tazminatı alacağı olmak üzere toplam 111.707,85 TL alacağın ihtarnamenin tebliğinden itibaren 5 gün içinde fesih tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte banka hesabına yatırılmasını talep etmiş olup söz konusu ihtarnamenin davalıya hangi tarihte tebliğ edildiği dosya kapsamında olmadığı anlaşılmıştır. Davacı 26.12.2013 tarihli dava dilekçesinde ise yukarıda belirtilen alacaklara fesih tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanmasını talep etmiş, 27.04.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini arttırarak kıdem ve ihbar tazminatı için fesih tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz ve diğer alacaklar içinde temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi talebinde bulunmuştur.
Mahkemece kıdem tazminatı alacağına fesih tarihinden, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin ve kasa tazminatı alacaklarına dava ve ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiştir.
Bu itibarla Mahkemece yapılacak ..., davacı tarafından gönderilen 16.12.2013 tarihli ihtarnamenin davalıya ne zaman tebliğ edildiğinin tespit edilmesi, eğer ihtarname dava açılmadan önce tebliğ edilmişse temerrüt tarihinin belirlenmesi, kıdem tazminatı dışında kalan alacaklara temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar vermektir.
3- 22.05.2003 tarihinde kabul edilip 10.....2003 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 4857 sayılı Kanunun 22. maddesi çalışma koşullarında işçi aleyhine yapılacak düzenlemelerin geçerliliğini sıkı şartlara bağlamıştır. Ancak davacının talep ettiği ve hüküm altına alınan kasa tazminatı ödemesinin dava dilekçesinde de açıklandığı üzere 2003 yılı başından itibaren kaldırıldığı anlaşılmaktadır. Yani kasa tazminatı uygulaması 4857 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce 1475 sayılı Kanun yürürlükte iken kaldırılmıştır. Nitekim fesih tarihi 31.10.2013 tarihi olup bilirkişi kasa tazminatını hesaplarken 131 ayı dikkate almış ve bu hesaba göre de davacının kasa tazminatının Aralık 2002 tarihinden itibaren ödenmediği kabul edilip buna göre hesap yapılmıştır.
Kasa tazminatı uygulamasının 1475 sayılı Kanun döneminde uygulamadan kaldırıldığı davacı işçinin 10 yılı aşan süreyle bu uygulamaya zımni rıza gösterdiği, hiçbir şekilde itiraz etmediği dosyadaki bilgi ve belgeler ile sabittir. Bu uygulama artık işyeri uygulaması haline gelmiş olup her iki tarafı da bağlar.
Yukarıda açıklandığı üzere uygulama 4857 sayılı Kanun döneminde olmadığı için bu Kanunun 22. maddesi ile getirilen kısıtlamalara tabi değildir.
Buna göre yasal şartları bulunmayan kasa tazminatı talebinin reddi yerine kabulü hatalıdır.
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.