Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 01.09.2009 tarihinde satış danışmanı olarak çalışmaya başladığını, kıdem tazminatı ödenerek işten çıkartıldığını, işten ayrıldığı tarihte ücretinin brüt 1.768,00 TL olduğunu, çalıştığı 5 yıl içerisinde 2009-2013 arasında ... satış danışmanı olarak Pazartesi-Cumartesi günleri 08.30-19.00 saatleri arasında, pazar günleri 11.00-16.00 saatleri arasında çalıştığını fazla çalışma ücretleri ile hafta tatili ücretlerinin ödenmediğini, işyeri uygulamalarında satış danışmanı olarak çalışanlara satış yüzdelerine göre belli oranlarda ve iki taksit halinde prim ödendiğini, ilk primin yıl içerisinde %40'nın, yıl sonunda ise %60' nın ödendiğini, müvekkiline 2013 yılına ait prim alacaklarının ilk taksidi olan 19.320,00 TL’nin ödendiğini ancak ikinci taksidin %60’lık kısmı olan 28.980,00 TL nin ödenmediğini, 2014 yılı Ocak ve Şubat ayı içerisinde toplam 6 araç satışının olduğunu ve bu satışlara ilişkin yaklaşık 4.500,00 TL prim alacağının olduğunu ileri sürerek, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ... bayram ve genel tatil ücreti ile prim alacağının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 01.09.2009-25.04.2014 tarihleri arasında otomobil satış danışmanı olarak çalıştığını, 25.04.2014 tarihinde ... Kanunu’ndan kaynaklanan tüm yasal haklarının ödenmek sureti ile ... akdinin feshedildiğini, herhangi bir hak ve alacağının olmadığını, bunun davacı tarafından imzalanan bordrolar ve ibranameden anlaşılacağını, davacının prim alacaklarına ilişkin iddiasının doğru olmadığını, 2012 yılından bu yana hak edilen prim alacaklarının yıl içerisinde ilgili ayda mutlaka ödendiğini, 2013 yılında davacının iddia ettiği gibi iki taksitte prim ödemesinin söz konusu olmadığını, hak etmiş olduğu prim alacağı olarak toplam 34.293,00 TL’nin ücret bordroları ile ödendiğini, 2014 yılı Şubat ayında 6 adet araç satışı için yaklaşık 4.500,00 TL prim almaya hak kazandığını iddiasına rağmen 2014 yılı Şubat ayı bordrosu ile 4.928,00 TL prim ödemesi yapıldığını, Yargıtay uygulamasına göre de çalıştığı dönemde yaptığı satışlar üzerinden prim alan davacının müvekkili şirketten ayrıca fazla çalışma ücreti alma hakkı bulunmadığını, davacının yapmış olduğu bayram çalışmaları için gerekli ödemelerin yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, belgelere ve tüm dosya kapsamına göre; davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Taraflar arasında prim alacağının hesaplanması hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı ... Kanununda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir ... karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Yasada ücretin ekleri düzenlenmemiş olsa da, 5754 sayılı yasayla değişik 32. madde ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her türlü ödemelerin banka hesabına yatırılması öngörülmüş olmakla ücretin eki niteliğindeki ödemelerin bir kısmı ... Kanunu’nda ifadesini bulmuştur.
İşçinin mal veya hizmet üretiminde daha istekli hale gelmesi ve başarısının artması için işverence ödül niteliğinde verilen ek ödeme prim olarak adlandırılabilir. Prim ödemesinde amaç, işçinin dava verimli bir şekilde çalışmaya özendirilmesidir. Primin kişiye özgü olması sebebiyle ikramiyeden farklı olarak prim ödemelerinin genel bir nitelik taşıması gerekmez. Bununla birlikte, işveren tarafından ayrımı haklı kılan geçerli nedenler olmadığı sürece pirim uygulaması yönünden de işverenin eşit davranma borcu söz konusudur.
İşçinin prime hak kazanması için işyerinde prim ödemesini gerektiren dönemin sonuna kadar çalışmamış olması gerekmez. İşyerinde çalışılan süreyle sınırlı olmak üzere işçinin prim talep hakkı vardır.
Prim uygulaması, ... ya da toplu ... sözleşmeleri ile de kararlaştırılabilir. ... sözleşmesinde kararlaştırılmamış olsa da işverence ... taraflı olarak düzenli şekilde yapılan prim ödemesi işyeri şartını oluşturur. Her durumda uygulamanın ... taraflı olarak işverence ortadan kaldırılması ya da azaltılması mümkün olmaz. Prim uygulaması yönünden işçi aleyhine çalışma koşullarında değişiklik, 4857 sayılı ... Kanununun 22. maddesi kapsamında gerçekleştirilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde satış danışmanı olarak çalıştığını, satış yüzdelerine göre belli oranlarda iki kısım halinde prim ödendiğini, 2013 yılı prim alacağının ikinci kısmının ve 2014 yılı Ocak-Şubat aylarında hak edilen primin ödenmediğini iddia etmiştir. Davalı vekili ise prime hak kazanma koşullarına ilişkin açıklama yapmaksızın prim alacaklarının ödendiğini savunmuş ve Mahkemece bu savunmaya itibarla prim alacağı talebinin reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamında iki ayrı bilirkişi kök raporu bulunmakta olup, her iki raporda da satış priminin hesaplanmasına ilişkin veri bulunmadığı belirtilmiş ve imzalı bordrolarda mevcut prim tahakkukları da dikkate alınarak hesaplama yapılmamıştır. Davacı vekili 07.03.2016 tarihli dilekçesi ile birlikte prim ödenmesine ilişkin şirket içi yazışmalar ve hesaplama tablolarının bulunduğu CD’yi dosyaya sunmuş ve Mahkemece bu CD’deki verilerin incelenmesine yönelik ek rapor tanzim edilmesi istenmiştir. 07.04.2016 tarihli ek bilirkişi raporunda prim alacağı yönünden tekrar değerlendirme yapılmış ve “Satış danışmanlarının satışları sonucunda kar marjının % 2 ve altında olması durumunda 50 Euro ve araç özelliklerine göre 100 ile 200 arası sabit, karlılık oranının % 2 üzeri olması durumunda ayrıca karın % 10’u oranında satış primine hak kazanılacağı yönünde dijital tablo ve e-mail yazışmalarının olduğunun tespit edildiği” ifade edilmiş ancak bu verilerin 2010,2011 ve 2012 yıllarına ait veriler olduğu, talep edilen yıllara ait satış hasılat veya adet verilerinin bulunmadığı belirtilmiştir. Davacı vekilinin işbu ek rapor uyarınca davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılması ve davalı taraftan 2013-2014 yıllarına ait satış verilerinin istenilmesi şeklindeki talebi Mahkemece reddedilmiş ve yazılı şekilde prim alacağı talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davacının delil listesinde davalıya ait ticari defter ve kayıtlara dayandığı hususu da gözetilerek 07.04.2016 tarihli ek bilirkişi raporunda prim hesaplamasına ilişkin verilerin tespit edilmesine yönelik işlemlerin gerçekleştirilmesi, taraf ve tanık beyanları ile emsal işçilere ait ücret bordroları birlikte değerlendirilerek ve gerekirse yeniden bilirkişi raporu da alarak davacıya ödenen miktar haricinde prim alacağı olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekirken, yazılı gerekçeyle ve eksik incelemeyle prim alacağının reddine karar verilmesi hatalıdır.
Kabule göre de; Mahkemece davacının dava dilekçesinde talep ettiği işçilik alacaklarından toplam 1.400,00 TL'nin kabul edilmesine ve diğer alacak taleplerinin reddedilmesine rağmen, davalı lehine takdir edilen vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2 maddesine göre kabul edilen toplam 1.400,00 TL'yi geçmemesi gerekirken davalı lehine nisbi 4.582,80 TL vekalet ücretine hükmedilmesi de hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 23/09/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.