Tehdit suçundan sanık ...'ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/2-c ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 58/6. maddesi gereğince cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair,... Asliye Ceza Mahkemesinin 04/12/2012 tarihli ve 2011/509 esas, 2012/934 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.09.2013 gün ve 288549 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “Sanığın tekerrüre esas alınan ... Asliye Ceza Mahkemesinin 25/12/2007 tarihli ve 2007/387 esas, 2007/525 sayılı kararına konu 2.000.00 Türk lirası adlî para cezasının, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 305/1-son maddesi uyarınca kesin olması karşısında, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.

Tehdit suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda, ... Asliye Ceza Mahkemesinin 04/12/2012 tarihli kararıyla hapis cezası ile cezalandırılmasına,... Asliye Ceza Mahkemesinin 25/12/2007 tarihli ve 2007/387 esas, 2007/525 sayılı kararı tekerrüre esas olduğundan, sanık hakkında TCK’nın 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verildiği, yoklukta verilen kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, infaz aşamasında tekerrür hükmüne yönelik olarak kanun yararına bozma talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.

II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Sanık ...'ın adli sicil kaydında yer alan ve hüküm tarihi itibariyle kesin nitelikte olan adli para cezasına ilişkin ilamın, tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmemesine ilişkindir.

5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 8. maddesinin 1. fıkrasında, "Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2. maddesi uyarınca Resmi Gazetede ilan edilecek göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 322. maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ila 326. maddeleri uygulanır." hükmüne yer verildiği,
5219 sayılı Kanun ile değişik 1412 sayılı CMUK'nın 305/2 maddesinde, (Anayasa Mahkemesinin 23/07/2009 tarihli ve 2006/65 E., 2009/114 K. sayılı iptal kararı öncesi) "İki milyar liraya kadar (iki milyar dahil) para cezalarına dair olan hükümler, temyiz olunamaz." Aynı kanun maddesinin son fıkrasında ise, "Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz. Ancak haklarında 343. madde hükümleri dairesinde Yargıtay'a başvurulabilir." hükümleri yer almaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.05.2009 tarih ve 2009/2-115 sayılı kararında da, "5237 sayılı TCK'nın 50. maddesinde, 647 sayılı Yasanın 4. maddesindeki düzenlemeye benzer şekilde "Uygulamada asıl mahkûmiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adli para cezası veya tedbirdir" hükmüne yer verilmesine karşın, "Bu hükmün uygulanması, kanun yollarına başvurmada engel teşkil etmez" hükmüne yer verilmemesi nedeniyle, gerek 5237 sayılı Yasanın 50. maddesi uyarınca kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaya seçenek olarak hükmedilen, gerekse 52. madde uyarınca doğrudan hükmedilen 2 milyar lirayı (2.000 TL'yi) aşmayan adli para cezalarına ilişkin hükümler kesin niteliktedir" denilerek, 5237 sayılı TCK döneminde, hangi hükümlerin (Anayasa Mahkemesinin CMK’nın 305/2. maddesine yönelik iptal kararının yürürlüğe girdiği 07/10/2010 tarihi öncesinde) kesin nitelikte olduğu açıklığa kavuşturulmuştur.
İncelenen dosyada, mahkemece 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesi uygulamasına esas alınan önceki hükümlülüğün, sanığa Kocaeli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/12/2007 tarihli ve 2007/387 esas, 2007/525 sayılı kararıyla, mala zarar verme suçundan seçimlik cezalardan adli para cezası tercih edilmek suretiyle verilen, 2.000 TL adli para cezasına ilişkin olduğu görülmektedir.
Söz konusu mahkumiyetin, verildiği andaki hüküm tarihi itibariyle (2.000) lirayı aşmayan para cezasına ilişkin olması nedeniyle, sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejimi ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilemeyeceği anlaşılmaktadır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,

1- Tehdit suçundan sanık ... hakkında,... Asliye Ceza Mahkemesinin 04/12/2012 tarihli ve 2011/509 esas, 2012/934 sayılı kararının, CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

2- Karardaki hukuka aykırılığın aynı kanun maddesinin 4/d fıkrası gereğince Yargıtay tarafından giderilmesi gerektiğinden; hüküm fıkrasında yer alan, sanık ... hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin kısımların hükümden ÇIKARILMASINA, karardaki diğer hususların olduğu gibi bırakılmasına, 19.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.