SUÇLAR: Şantaj, hakaret

HÜKÜMLER: Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Katılanın, telefon numarasını sanığa kendisinin vermesi ve sanığın eylemlerinin çokluğu nedeniyle TCK'nın 43/1. maddesinin uygulanması karşısında, sanık hakkındaki temel cezaların, TCK'nın 3. maddesindeki "fiilin ağırlığıyla orantılı ceza verilmesi ilkesine" aykırı olarak ve oluşa uygun olmayan gerekçelere de dayanılarak, alt sınırdan fazlaca uzaklaşılması suretiyle belirlenmesi,
Kanuna aykırı, sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 19/06/2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

Şantaj suçu için; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 107. maddesinde 1 yıldan 3 yıla kadar,
Hakaret suçu için ise aynı Kanunun 125/1. maddesinde 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.
Sanığın Yerel Mahkemece ve Dairemiz Heyetince kabul edilen eylemi; suç tarihlerinde katılanın cep telefonuna ve facebooktaki hesabına defalarca mesaj çekerek hakaret etmek ve şantajda bulunmak şeklindedir. Katılan 20-21 yaşlarında bekar ve genç bir bayan olup sanığın istediğini yapmadığı takdirde iffetine yönelik tehditlerde bulunulmuş, sahte açılan internet hesabından katılanın yakınlarına ulaşacak şekilde yazılar da yazılmıştır.
Yerel Mahkeme yasal gerekçelerle ceza tayin ederken yasadaki alt ve üst sınırlar arasında ortada bir ceza takdir etmiştir. Sayın çoğunluğun görüşü de cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi şeklindedir. Ancak uzaklaşırken ölçünün kaçırıldığı düşünülmektedir.
Bu durumda yasal veya matematiksel bir kriter yoktur. Tarafları bizzat gören, fiilin ağırlığını, katılandaki suçtan doğan harabiyeti, kısacası teşdit sebeblerini ve ölçüsünü Yerel Mahkeme Hakiminin daha iyi takdir edebileceği, cezanın en üst seviyeden takdir edilmemiş olması ve Mahkeme Hakiminin teşdit ölçüsündeki takdirine bu kadar karışılmaması gerektiği düşüncesi ile sayın çoğunluğun bozma doğrultusundaki görüşüne katılmıyorum.