Dolandırıcılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın müştekiyi cep telefonunun aranarak kendini emniyet amiri olarak tanıtıp aradığını, müştekinin telefon numarası ile terör örgütüne para aktarıldığını, işlemi yapan şahısları yakalayınca parayı göndereceklerini söylediği, bunun üzerine müştekinin toplam 25.552 TL'yi Türkiye ... Bankası'nın 4200-6143259 numaralı hesabına gönderdiği, suça konu paranın sanık tarafından Türkiye ... Bankası ... Şubesi'nden çekildiği iddia olunan olayda; sanığa isnat edilen eylemin, 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 158/1 maddesine eklenen (l) bendi kapsamında kaldığı anlaşılmış ise de, suç tarihinde 5237 sayılı TCK’nın 158/1-l maddesinin yürürlükte bulunmaması nedeniyle eylemin sanık lehine olan aynı sayılı TCK’nın 157/1 maddesi kapsamında kaldığı dikkate alınarak, sanığa yüklenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hüküm tarihinden sonra 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA, 03/05/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.