Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, sanığın temyiz dilekçesi içeriğinden, temyiz talebinin silahla tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ile sınırlı olduğu kabul edilerek dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede ;
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 21.05.2013 tarih ve 2012/5 Esas, 2013/248 sayılı kararındaki ''Kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda karşı tarafla yaptığı konuşmaları kayda alması halinin hukuka uygun olduğunun kabulü zorunludur. Aksi takdirde kanıtların kaybolması ve bir daha elde edilememesi söz konusudur.'' şeklindeki açıklamalar karşısında;
Sanığın aşamalarda suçlamaları kabul etmemesi, mahkemece dinlenen tanık ...’nın olaya ilişkin görgüye dayalı bilgisinin bulunmadığının anlaşılması ve mağdurun ibraz etmiş olduğu CD üzerinde yapılan incelemeye ilişkin ses kaydı çözümleme tutanağında konuşma içeriğinden mağdurun sanığı yönlendirdiğinin anlaşılması karşısında, mevcut ses kaydının yasak kanıt olup olmadığı, kanıtlarla yüz yüze gelip doğrudan irtibat kuran mahkemece açıklanıp tartışılmadan, tanık ...’nın soruşturma aşamasındaki beyanında geçen olay ile iddianameye konu olayın farklı olduğu da gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle mahkumiyet hükmü kurulması,
2-Kabule göre de;
Sanığın tekerrüre esas alınan ilamında birden fazla mahkumiyet hükmü bulunduğundan, 5275 sayılı Kanun'un 108/2.maddesi uyarınca daha ağır cezayı içeren yaralama suçundan verilen 1 yıl 6 ay hapis cezası hükmünden dolayı sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı sanık ...’nin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 2 nolu bozma nedeni yönünden 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesi gözetilerek 5275 sayılı Kanun'un 108/2. maddesine tekerrür nedeniyle sanığın koşullu salıverilme süresine eklenecek sürenin yanılgılı uygulama sonucu hükümde gösterilen ilamdaki süreden fazla olamayacağı dikkate alınarak yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 11/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.