Dava, davacının 01.01.1985 tarihinden 13.12.2004 tarihine kadar minübüscülük ve kamyonculuk yaparak 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalı olduğunun tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda kararında belirtildiği üzere davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmasına rağmen, bozma ilamı gerekleri yerine getirilmeksizin karar tesis edimiştir.
Şöyleki, Dairemizin 2009/8506 Esas-2010/15523 Karar ve 29.11.2010 tarihli bozma ilamının birinci bendinde" 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun geçici 7/1. maddesi uyarınca, anılan Kanunun yürürlük tarihine kadar 506,1479,2925,2926,5434 sayılı Kanunlar ile, 506 sayılı Kanunun geçici 20. maddesine göre oluşturulan sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile, hizmet sürelerinin tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirileceği ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında, davanın yasal dayanağının 1479 sayılı Kanun olduğu kabul edilmelidir.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanunun 24. maddesine göre, bir kimsenin zorunlu Bağ Kur sigortalısı olması için, meslek kuruluş kaydı ile birlikte, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışması gerekli iken, anılan maddelerde 19.04.1979 gün ve 2229 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, “kendi adına ve hesabına” çalışma koşulu ve belirtilen nitelikte çalışmaya başlama tarihi sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir.Öte yandan, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanunun 6. maddesi ile değişik 1479 sayılı Kanunun 24. maddesinde, zorunlu Bağ Kur sigortalısı olmak için ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi mükellefi olma, gelir vergisinden muaf olanların da meslek kuruluşuna kayıtlı olması hükmü yer almaktadır. Yine, 22.03.1985 tarihinde 3165 sayılı Kanunla getirilen düzenleme ile de kendi nam ve hesabına çalışanlardan vergi mükellefi olan, esnaf siciline veya meslek kuruluşuna kaydı olanların Bağ-Kur sigortalısı olacağı belirtilmiştir.
619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen düzenlemelerin, anılan KHK’nin Anayasa Mahkemesi’nce iptalinden sonra 4956 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle bu kez; ...gerçek ve basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyet tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlardan Esnaf ve Sanatkarlar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıt olanlar ise talep tarihinden itibaren zorunlu sigortalı olarak Kanun kapsamına alınmışlardır.
Davacının minübüscü ve nakliyeci olarak 01.01.1985-22.11.1988,16.03.1990-24.09.1995,13.12.2004'den devam eden vergi kaydının bulunduğu, 20.03.1990 tarihinden devam eden aynı faaliyete ilişkin oda kaydının bulunduğu, 24.01.1994 tarihinden itibaren de aynı faaliyete dayalı Esnaf ve sanatkarlar Odalar Birliği kaydının bulunduğu anlaşılmakla, davacının 04.10.2000 ile Kurumca tescili yapılan 13.12.2004 tarihleri arasındaki 1479 sayılı Kanun kapsamındaki uyuşmazlığın, “Sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 04.10.2000 tarihinden itibaren başlar. Ancak, bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıkları, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.04.1982-04.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olarak 15 ve ek 49. maddelerine göre hesaplanacak prim borçlarının tamamını tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağını yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir” hükmünü öngeren geçici 18. madde kapsamında değil, zorunlu sigortalılık koşullarını belirleyen 24. madde kapsamında değerlendirerek sonuca varılması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir." denilmektedir.
Ne var ki; mahkemece, sadece bozma ilamının ikinci bendinde belirtilen 1161116726 Bağ-Kur numaralı başvuru evrakının tescil işleminin Kurum tarafından yapılıp yapılmadığı, bildirgenin kayıtlara geçirilip geçirilmediği araştırılmış olup,bildirgenin kayıtlara intikal etmemiş olması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, yapılması gereken,bozma ilamına uyulması sonucunda, bozma ilamı gerekleri yerine getirilmeli, davacının, 24.07.2003 ve öncesinde Kuruma kayıt ve tescili bulunmadığı anlaşıldığından, sigortalılık süresinin ancak 4.10.2000 tarihi ititbariyle başlatılabilceği gözönüne alınarak, 4.10.2000 - 13.12.2004 tarihleri arasında kendi nam ve hesabına çalışması bulunup bulunmadığı hususu, yukarıdaki esaslar dahilinde incelenerek sonucuna göre karar verilmekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 25.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.