... ile Hazine ve Yenice Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Gelendost Asliye Hukuk Mahkemes'inden verilen 04.01.2012 gün ve 45/2 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Davacı vekili, mevkii ve sınırları dava dilekçesinde açıklanan ve vekil edeni adına kayıtlı dava dışı 6262 parsel ile üçüncü kişiye ait 5899 parsel arasında kalan yere 30 yıl kadar önce ev inşa ederek kullanmakta olduğunu açıklayarak dava konusu yerin müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Hazine, dava konusu yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı Köy Tüzel Kişiliği çekişmeli yerin boşluk ve yol olduğunu açıklayarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, Yenice Köyü Köyiçi mevkiindeki 6262 parsel ile 5899 parsel arasında kalan bilirkişiler raporunda kırmızı renkle taralı olarak gösterilen 295,45 m2'lik yerin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, yargılama giderlerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Hüküm süresi içerisinde Hazine vekili tarafından dilekçesinde yazılı nedenlerle temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; dava konusu yere komşu olan 6262 parsele ilişkin kadastro tutanağı, tapu kaydı ve tedavülleri getirilmiştir. Senetsizden, arsa niteliğiyle, 297 m2 olarak, 11.01.1967 tarihinde Ramazan oğlu Muzaffer Ünal adına tespit görmüş ve itirazsız olarak 10.10.1968 tarihinde kesinleşmiştir. Çap kaydına göre davacı işbu taşınmazı 02.05.1997 yılında tapudaki satış yoluyla edinmiştir. Komşu 5899 parsele ilişkin kadastro tutanağı incelenmiş olup, senetsizden avlulu kerpiç ev olarak 18.09.1967 tarihinde Mehmet oğlu İsmail Yılmaz adına tespit görmüş, itirazsız olarak 08.02.1968 tarihinde kesinleşmiştir. Nizasız parseller ve nizalı yere ilişkin 1/500 ölçekli tapulama paftası getirilmiştir. Dava konusu yerin parsel arasında yol olarak tescil harici bırakıldığı görülmüştür. Ancak, davacının çaplı olarak iktisap ettiği 6262 parselin güney kısmının paftasında taşlık olarak yazılı olduğu görülmüştür. Mahallinde Sulh Hukuk Mahkemesi ve
.//..
2012/13175-13076 -2-
görevsizlikle gelmekle Asliye Hukuk Mahkemesi'nde keşif yapılmıştır. Dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar ittifakla dava konusu evin 30 yıl kadar önce davacının babası tarafından birinci katının yapıldığını, 8-9 yıl önce de ikinci katın tamamlandığını söylemişlerdir. Davacı ise köy halkından Fahri Uysal'ın bu yerdeki yola taş koyup yolu kapatması nedeniyle yaptırdığı ölçüm sonucunda dava konusu evin bir kısmının kadastroda yol olarak tespit harici bırakılan yerde kaldığını fark ederek işbu davayı açtığını 18.4.2008 tarihli keşif zaptındaki imzalı beyanıyla açıklamıştır. Bilirkişiler dosyada mevcut kroki ve raporlarını ayrı ayrı sunmuşlardır. Açıklanan olgular tarafların ve mahkemenin kabulündedir. Uyuşmazlık tapulama çalışmaları sırasında paftasında yol ve bunun güney kısmında ise taşlık olarak tescil harici olarak bırakılan bir yerin kadastrodan sonraki zilyetlik nedeniyle kazanılıp kazanılamayacağında toplanmaktadır.
766 ... Tapulama Kanunu'nun da imar ve ihyadan söz edilmemekle birlikte daha sonra yürürlüğe giren 3402 ... Kadastro Kanunu'nun 17. maddesinde imar-ihya yoluyla mülk edinme imkanı tanınmıştır. Nizalı taşınmazın tescil harici taşlık olarak bırakıldığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığına göre öncelikle imar ve ihyanın tamamlanması, ondan sonra 3402 ... Kanunun 14 ve 4721 ... TMK.nun 713/1. maddesindeki koşulların davacı lehine gerçekleşmesi gerekir. Öte yandan Dairenin yerleşmiş inançlarına göre salt ev yapmak zilyetlikle iktisap için yeterli değildir. Tüm bunlardan ayrı olarak davacı bitişikteki nizasız 6262 parseli çaplı olarak satın almıştır. Dolayısıyla davacının dava konusu yerdeki zilyetliğinin en erken çap iktisap ettiği 02.05.1997 tarihinden itibaren başlaması gerekir. Bu durumda dava tarihi itibariyle 20 yıllık sürenin dolduğundan bahsetmek mümkün değildir.
Hal böyle olunca, açıklanan ilke ve kurallar nedeniyle davacının davasının reddine karar vermek gerekirken iddia, savunma ve dosya kapsamıyla örtüşmeyecek biçimde kabul kararı verilmesi isabetsizdir.
Kabule göre ise TMK.nun 713/1 ve 3402 ... Kanunun 14 ve 17. maddelerine dayalı olarak açılan davalarda olumlu veya olumsuz karar verilsin yargılama giderlerinin yasal hasım olan davalılara yükletilmesi olanaklı değildir.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan usul, yasa ve Dairenin yerleşmiş içtihatlarına aykırı olan yerel mahkeme kararının 6100 ... HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 ... HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 25.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
GK.