Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davalının 11/03/2013 tarihinde tıbbi tanırım ve satış temsilcisi olarak çalışmaya başladığını, iş sözleşmesini 30/09/2013 tarihinde haklı neden göstermeksizin ailevi nedenler ile feshettiğini, davalının işe başlamasından itibaren 2 yıl içinde istifa ettiğini, iş sözleşmesinin özel şartlar başlıklı 8.maddesinin 25.bendi uyarınca davalıdan kendisine yapılan iş eğitim masraflarının tahsilinin gerektiğini, 16/02/2013 tarihli "Eğitim protokolü" uyarınca 16/02/2013- 03/03/2013 tarihleri arasında düzenlenmiş olan Tıbbi Tanıtım ve Satış Temcilciliği kursuna katıldığını, protokolün 10. Maddesinde "Kursiyer, kurs sonunda işe alındığı takdirde aldığı eğitime karşılık olmak üzere asgari 2 yıl çalışmayı taahhüt eder. İşe başlamasından itibaren 2 yıl içerisinde istifa etmesi veya iş sözleşmesinin İş Kanununun 25/II maddesi gereği feshedilmesine neden olan davranışlarda bulunması halinde işverenin verdiği eğitim nedeniyle yaptığı masrafları karşılamayı ve işverenin zararını tazmin etmeyi peşinen kabul, beyan ve taahhüt eder." hükmünün yer aldığını, davalıya verilen eğitim karşılığında müvekkil şirkette belli bir süre çalışmasının kararlaştırıldığını, iddia ederek fazlaya ilişkin her türlü hak, talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 3000 ABD doları eğitim masraf ve giderlerinin davacıya gönderilen ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davalı müvekkilin davacı firma bünyesinde 11/03/2013 tarihinde "tıbbi tanıtım ve satış temsilcisi"olarak çalışmaya başladığını, 30/09/2013 tarihinden geçerli olmak üzere 24/09/2013 tarihinde iş sözleşmesini ailevi sebepler ile feshettiğini 1475 Sayılı İş Kanunu’nun 14. Maddesine göre evlilik nedeni ile kadın işçinin bir yıl içinde iş sözleşmesinin sona erdirme hakkı olduğunu, müvekkilinin bu yasal hakkını kullandığını, sözleşmede yer alan ceza-i şartın işçi aleyhine olacak şekilde tek taraflı düzenlendiğini, bu nedenle geçersiz olduğunu, davacı şirket tarafından müvekkil ve daha birçok kişiye verilmiş olan eğitimin işe girmek için bir ön koşul olduğunu, bahsedilen iş sözleşmesini davacının baskı altında imzaladığını, davacı şirketin İş Kanunu’nun 5. Maddesinde yer alan eşitlik ilkesine aykırı hareket ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, işçiye verilen eğitim giderlerinin ödetilmesi isteğine ilişkindir.
İşverence işçiye verilen eğitim, işçinin iş yerinde mal ve hizmet üretimine katkı sağlaması sebebiyle işveren yararına olmakla birlikte, verilen eğitim sayesinde işçi daha nitelikli hale gelmekte ve ileride daha kolay iş bulabilmektedir. Bu nedenle işçiye masrafları işverence karşılanmak üzere verilen eğitim karşılığında, işçinin belirli bir süre çalışmasının kararlaştırılması mümkündür. İşçinin de verilen eğitim karşılığında işverene belirli bir süre iş görmesi, işverene olan sadakat borcu kapsamında değerlendirilmelidir. Verilen eğitimin karşılığında yükümlenilen çalışma süresinin de eğitimin türü ve masrafları ile uyumlu olması gerekir. Buna karşın, işçiye iş sağlığı ve güvenliği önlemleri kapsamında verilmesi gereken eğitimlere ait giderler istenemez.
İşçiye verilen eğitimin karşılığında işverence yapılan masraflar o işçiye özgü olmalı ve yazılı delille ispatlanmalıdır. İşverenin toplu olarak verdiği eğitimler sebebiyle yapmış olduğu giderlerin işçi başına düşen tutarı, aynı dönemde eğitim alan işçi sayısına bölünmek suretiyle belirlenir. İşçiye verilen eğitim ile ilgili olduğu belirlenmeyen giderlerden işçi sorumlu olmaz.
İş yerinin devri halinde de işçinin eğitim gideri karşılığında belirli bir süre çalışma yükümü devam eder. Bu konuda yükümlülüğün ihlali halinde devralan işverenin de eğitim giderlerini talep hakkı bulunmaktadır.
İşçinin geçici iş ilişkisi kapsamında çalıştırıldığı süre de eğitim karşılığı yükümlü olduğu çalışma süresinden sayılır.
İşverence işçi adına yapılan eğitim giderlerinin tamamı yerine, işçinin çalıştığı ve çalışması gereken sürelere göre oran kurularak indirim yapıldıktan sonra kalan miktarının tahsiline karar verilmesi gerekir. Gerçekten işçi, eğitimden sonra çalışmayı yükümlendiği sürenin bir kısmında çalışmış ise işverene bu konuda katkı sağlamış olmaktadır. İşçinin yükümlü olduğu sürenin tamamında çalışılmış olunması halinde ise, işverence eğitim giderleri istenemez.
Somut olayda davalının 16/02/2013-03/03/2013 tarihleri arasında davacının düzenlediği Tıbbi Tanıtım ve Satış Temsilciliği kursuna katıldığı ve kurs sonrasında 11/03/2013 tarihli sözleşme ile davacı şirket bünyesinde Tıbbi Tanıtım ve Satış Temsilcisi olarak çalışmaya başladığı anlaşılmaktadır. 16/02/2013 tarihli Eğitim Protokolünde, davalının asgari iki yıl süre ile davacı şirkette çalışmayı ve işe başlamasından itibaren iki yıl içinde istifa etmesi durumunda işverenin eğitim nedeniyle yaptığı masrafları karşılamayı taahhüt ettiği, yine 11/03/2013 tarihli iş sözleşmesinin 8/25. maddesinde, davalının bu eğitim nedeniyle işveren tarafından yapılan ve tüm masraf ve giderleri tazmin edeceği kararlaştırılmıştır. Dosya içeriğine göre davalının 30/09/2013 tarihinde asgari çalışma süresi dolmadan kendi isteği ile işten ayrıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, karar gerekçesinde davalı şirketin yaptığı eğitim giderlerine ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı belirtilmiş ise de, 18/09/2014 tarihli duruşmada davacı vekiline bilirkişi kök raporunda belirtilen eksikliği gidermesi, elindeki belgeleri sunması için süre verilerek ek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar tesis edildiği, ara karar üzerine davacı vekilinin 02/10/2014 havale tarihli dilekçesi ekinde hesaplama yapılması için eğitimle ilgili bir takım fatura ve belgeler ibraz ettiği, alınan ek bilirkişi raporunda ise bu belgelerin değerlendirilmediği, hesaplama yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda yapılacak inceleme ile denetime elverişli bir bilirkişi raporu alınarak sonuca gidilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 22/09/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.