Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 08/10/2004-16/04/2010 tarihleri arasında aralıksız ve kesintisiz olarak davalı şirketin Rusya’da bulunan inşaat şantiyelerinde ekskavatör operatörü olarak çalıştığını,son olarak aylık net 1.400 USD fix ücret aldığını, son çalıştığı şantiyeden ... bitimi nedeniyle gönderildiğini, yeniden çağrılacağının söylenmesine karşın bir daha çağrılmadığını ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, yıllık izin ve ... bayram ve genel tatil ücretine hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuş,davacı ile davalı işveren şirket arasında proje bazlı, dönemsel ve belirli süreli hizmet ilişkisi olduğunu, yurt dışındaki işlerin proje bazında alındığını ve ihtiyaç olması halinde işçinin yeni başlayan projeye de çağrıldığını, davacının da bu şekilde görev yaptığını, çalışmasının sürekli olmadığını, belirli süreli ... akdinin kendiliğinden sona erdiğini, davacının müvekkili şirketin projesinde saat ücreti esas alınarak hesap edilen aylık saat ücreti karşılığında çalıştığını, davacının yurt dışında çalıştığı dönem boyunca ilgili ülkenin yasal mevzuatına tabi olduğunu, alacak iddialarının haksız bulunduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacının çalıştığı işin inşaat işi olması nedeniyle devamlılık arz ettiği, niteliği gereği işin bitişinin önceden kestirilemeyeceği bu sebeplerle de Yargıtay içtihatları doğrultusunda belirli süreli sözleşme olarak değerlendirilmesinin mümkün olamayacağı,projenin bitmesi/işin sona ermesi halinin işverene haklı fesih hakkı veren hallerden olmadığından süre bitiminde ... sözleşmesinin kendiliğinden sona erdiği iddiasının geçerli kabul edilemeyeceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilerek, davacının kıdem ve ihbar tazminatı talepleri hüküm altına alınmıştır.
Karar süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacı ve davalı tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacının kıdem tazminatı tutarının belirlenmesi hususunda uyuşmazlık mevcuttur.
Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Öte yandan, kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 298/2. maddesinde de “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” şeklinde özellikle düzenlenmiştir.
Gerekçe - hüküm çelişkisi, 10.04.1992 gün ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olup, salt bu aykırılık bozma sebebidir.
Somut olayda, mahkeme ilamının hüküm kısmında “Dosyada mevcut .../11/2014 tarihli bilirkişi ek raporunun 1. seçeneği esas alınarak 13.300,18 TL net kıdem tazminatının ... akdinin fesih tarihi olan 14/10/2009 tarihinden itibaren yürütülecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,” yönünde hüküm kurulmuş ise de; gerekçede, hüküm kısmında da yinelendiği üzere “bilirkişiden alınan .../11/2014 tarihli bilirkişi ek raporunun 1. seçeneğinin esas alındığı” belirtilmiş olmakla, .../11/2014 tarihli bilirkişi ek raporunun 1. seçeneğinde hesap edilen kıdem tazminatı tutarı 11.774,63 TL olduğundan, bu miktarın hükmedilen miktardan farklılık arz ettiği, gerekçe ile hüküm arasında açık çelişki meydana geldiği anlaşılmakla, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
3-Davacının fazla çalışma ve hafta tatili ücret alacaklarının belirlenmesi hususunda uyuşmazlık mevcuttur.
Davacı işçi, davalı şirketin Rusya’daki şantiyelerinde ekskavatör operatörü olarak çalıştığını en son 1.400,00 USD net ücret aldığını, fazla çalışma ve hafta tatili ücretlerinin ödenmediğini belirterek davaya konu tazminat ve işçilik alacaklarını talep etmiştir.
Davalı işveren davacının saat ücretinin 3,61 USD olduğunu ve fazla çalışmaların bu ücrete eklenerek ödendiğini savunmuştur.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı ve davalı taraf iddiasına göre terditli şekilde yapılan hesaplamalardan, Mahkemece ücret araştırması ile uyumlu bulunması sebebiyle davacının iddiası doğrultusunda aylık 1.400 USD ücret ile çalıştığı seçeneğine itibar edilerek, bilirkişi tarafından bordrolarda fazla çalışma ile hafta tatili ücreti tahakkuku yer alan ayların dışlanması suretiyle, tahakkuk bulunmayan dönemler bakımından yapılan hesaplamaya göre fazla çalışma ve hafta tatili ücreti alacaklarına hükmedilmiştir.
Davacının yaptığı ..., kıdemi, bordro içerikleri ve tanık beyanları ile emsal ücret araştırmasına göre son aylık ücretinin 1.400,00 USD olduğunun kabulü yerinde ise de, fazla mesai ve genel tatil çalışma ücreti alacaklarının bordrolarda tahakkuk bulunduğu gerekçesiyle dışlanması suretiyle yapılan hesaplama hatalıdır. Zira;davacının imzasını içermeyen aylık ücret bordrolarında saat ücreti ile temel ücret hesabı dışında fazla çalışma, hafta tatili ile bayram genel tatil ücreti gibi tahakkuklara yer verilerek davacının banka hesabına yatan tutar ile uyumlu bir tahakkuka gidilmiştir. Davalı işveren, işçinin imzasını içermeyen ve her zaman düzenlenmesi mümkün olan bordrolarla temel ücreti bölmek suretiyle diğer işçilik alacaklarının da ödendiği şeklinde bir uygulama geliştirmiştir. İşçinin banka hesabına yapılan ödemelerde maaş açıklaması dışında başka bir bilgiye yer verilmemiştir. Buna göre bordroların fazla çalışma ile tatil tahakkuklarını içermediği sonucuna varılarak,yalnızca bordrolarda aylık 1.400,00 USD üzerinde ödeme bulunan aylar yönünden işverence yapılan ödeme miktarları o dönem muaccel olan fazla mesai ve tatil alacaklarından mahsup edilmesi gerekirken, tahakkuk bulunan tüm aylar bakımından ödeme yapıldığının kabulü hatalı olup, bir diğer bozma sebebi bulunmaktadır.
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 22.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.