Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacı tarafından açılan işe iade davasında feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verildiğini, davacının noter aracılığıyla keşide ettiği 18/02/2015 tarihli ihtarname ile işverene başvurduğunu, anılan ihtarname işverene 23/02/2015 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen, davacının işe davet edilmediğini, sadece vekile ve davacıya içi boş birer zarf gönderildiğini, davacının usulüne uygun olarak işe davet edilmemesi sebebiyle kıdemine dört ay eklenmek suretiyle belirlenecek çalışma süresi üzerinden hesaplanacak kıdem tazminatı ve yıllık izin ücretinin ödenmesi gerektiğini beyanla, boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatı ile birlikte bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının işe iade başvurusunun 23/02/2015 tarihinde işverene tebliğ edilmesi üzerine, cevap dilekçesine ekli yazının 10/03/2015 tarihinde gerek davacı asile gerekse vekiline iadeli taahhütlü posta yolu ile gönderildiğini, davacının buna rağmen işe başlamadığını, ancak daha sonra 31/03/2015 tarihinde dava açıldığının öğrenilmesi ve dava dilekçesinin tebliği üzerine bu defa ikinci kez (20/04/2015 tarihinde) işe davet yazısının kendisine ve vekiline gönderildiğini, davete icabet etmeyen davacının kötüniyetli olduğunu, asıl niyetinin işe başlamak olmadığını beyan ederek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Taraflar arasında davacının işverence usulüne uygun olarak işe davet edilip edilmediği ve davacı işçinin işe iade başvurusunun samimi olup olmadığı uyuşmazlık konusudur.
İşe iade davası sonunda işçinin başvurusu, işverenin işe başlatmaması ve buna bağlı olarak işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret, ihbar ve kıdem tazminatı konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı ... Kanununun 21 inci maddesinin beşinci fıkrasına göre, işçi kesinleşen mahkeme kararının kendisine tebliğinden itibaren on ... günü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. Aksi halde işverence yapılan fesih geçeri bir feshin sonuçlarını doğurur.
Yasada işçinin şahsen başvurması gerektiğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. İşçi, işe başlatılma konusundaki iradesini bizzat işverene iletebileceği gibi vekili ya da üyesi olduğu sendika aracılığı ile de ulaştırabilecektir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen görüşü bu yöndedir (Yargıtay HGK 17.6.2009 gün ve 2009/9‑232E, 2009/278K.).
İşveren işe iade için başvuran işçiyi (1) ay içinde işe başlatmak zorundadır. Aksi halde en az dört, en fazla sekiz aylık ücret tutarında belirlenen ... güvencesi tazminatı ile boşta geçen süreye ait en çok dört aya kadar ücret ve diğer hakları işçiye ödemek zorundadır.
İşçinin işe iade yönündeki başvurusu samimi olmalıdır. İşçinin gerçekte işe başlamak niyeti olmadığı halde, işe iade davasının sonuçlarından yararlanmak için yapmış olduğu başvuru geçerli bir işe iade başvurusu olarak değerlendirilemez. İşçinin süresi içinde işe iade yönünde başvurusunun ardından, işverenin daveti üzerine işe başlamamış olması halinde, işçinin gerçek amacının işe başlamak olmadığı kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla, işçi işverene hiç başvurmamış gibi sonuca gidilmelidir. Bu durumda işverence yapılan fesih, 4857 sayılı Yasanın 21 inci maddesinin beşinci fıkrasına göre geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. Bunun sonucu olarak da, işe iade davasında karara bağlanan işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların talebi mümkün olmaz. Ancak, geçerli sayılan feshe bağlı olarak işçiye ihbar ve koşulları oluşmuşsa kıdem tazminatı ödenmelidir (Yargıtay 9.HD. 14.10.2008 gün 2008/29383 E, 2008/27243 K.).
İşe iade yönündeki başvurunun on ... günü içinde işverene bildirmesi gerekmekle birlikte, tebligatın postada gecikmesinden işçinin sorumlu olması düşünülemez.
İşverenin de işçinin işe başlama isteğinin kabul edildiğini (1) ay içinde işçiye bildirmesi gerekir. Tebligat sorunları sebebiyle bildirimin süresi içinde yapılamaması halinde, bundan işveren sorumlu tutulamaz. İşverence yasal süre içinde gönderilmiş olsa dahi, işçinin bir aylık işe başlatma süresi aşıldıktan sonra eline geçen bildirim üzerine makul bir süre içinde işe başlaması gerekir. Burada makul süre işçinin işe daveti içeren bildirim anında işyerinin bulunduğu yerde ikamet etmesi durumunda en fazla iki günlük süre olarak değerlendirilebilir. İşçinin işe iadeyi içeren tebligatı işyerinden farklı bir yerde alması halinde ise, 4857 sayılı Yasanın 56 ncı maddesinin son fıkrasındaki izinler için öngörülen en çok dört güne kadar yol süresi makul süre olarak değerlendirilebilir. Bu durumda işçinin en fazla dört gün içinde işe başlaması beklenmelidir.
İşverenin işe davete dair beyanının da ciddî olması gerekir. İşverenin işe başlatma amacı olmadığı halde işe başlatmama tazminatı ödememek için yapmış olduğu çağrı, gerçek bir işe başlatma daveti olarak değerlendirilemez.
İşçinin işe iade sonrasında başvurusuna rağmen işe başlatılmaması halinde, işe başlatılmayacağının sözlü ya da eylemli olarak açıklandığı tarihte veya bir aylık başlatma süresinin sonunda ... sözleşmesi işverence feshedilmiş sayılır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, açtığı işe iade davasını kazanan işçinin yasal süre içerisinde davalı işverene işe başlatılması için noter ihtarnamesi ile müracaat ettiği, ihtarnameyi alan davalı işverenin de yine yasal süresi içinde ve kendi iddiasına göre hem davacı işçiye hem de vekiline davacının gelip işe başlaması için iadeli taahhütle mektup ile bildirim gönderdiği, iadeli taahhütlü mektubun hem davacıya hem de vekiline ayrı ayrı tebliğ edildiği, mektup zarflarını teslim alan davacı asilin veya vekilinin sonrasında herhangi bir işlem yapmayıp işe başlatma için yasal süre dolduktan sonra dava açıp ilk defa dava dilekçesinde kendilerine ulaşan zarfların boş olduğunu iddia edip, işe başlatmamanın sonuçlarını talep ettiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığın özü davacı işçi ile vekiline ayrı ayrı gönderilen iadeli taahhütlü mektup zarflarının içinde ‘işe başla’ ihtarının bulunup bulunmadığıdır. Mektupların muhataplarına ulaştığı sabit olduğuna göre dürüstlük kuralı zarfların boş çıkması durumunda bu durumun muhatabına iletilmesini ve nedeninin araştırılmasını gerektirir. İşe başlatma için öngörülen yasal sürenin sona ermesine kadar hareketsiz kalıp, adeta bu sürenin dolması beklenilip sonrasında her iki mektup zarfında da boş çıktığı şeklindeki iddia dürüstlük kuralına uymaz. Olayın yukarıda özetlenen seyri dikkate alındığında, davacı işçinin işe başvurusunda samimi olduğu söylenemez. Bu halde davacı işçinin usulüne uygun davete rağmen işe başlamadığı kabul edilmeli ve ... Kanunu’nun 21/son maddesine göre işverenin sadece geçerli sayılan feshin sonuçlarından sorumlu tutulabileceği dikkate alınarak sonuca davacının boşta geçen süre ücreti ile başlatmama tazminatı taleplerinin reddine karar verilmelidir. Davacının kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti talepleri yönünden ise, davacının geçerli fesih tarihindeki ücret miktarı ile bu tarihteki çalışma süresi üzerinden hesap edilecek kıdem tazminatı ile izin ücreti alacağına hak kazanıp kazanmadığı belirlenmeli, sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatı taleplerinin reddi ile kıdem tazminatı ve izin ücreti yönünden ise geçerli sayılan fesih tarihine göre değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, hatalı hukuki değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
Temyiz edilen kararın açıklanan sebeplerle bozulması gerekmiştir.
Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.09.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.