Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili davacının 01.06.1996-20.08.2013 tarihleri arasında, davalıya ait iş yerinde sevkiyat görevlisi, muhtelif işleri yapan işçi olarak çalıştığını, son net ücretinin 2.000,00 TL olduğunu, işveren tarafından yemek yardımı sağlandığını ve maaşına ilaveten ayrıca yılda yarım maaş tutarında ikramiye verildiğini, 2013 yılı Temmuz - Ağustos aylarına ait ücret ve asgari geçim indirimi alacaklarının ödenmediğini, davacının hizmet süresince fazla mesai yaptığını ve tatil günlerinde de çalıştığını ancak karşılıklarının ödenmediğini, iş sözleşmesinin, fazla mesai, hafta ve genel tatil ücretleri ödenmemesi, gerçek ücretinin kurumuma bildirilmeyip prime esas kazancının daha düşük olarak gösterilmesi nedeniyle haklı olarak davacı tarafından feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla mesai alacağı, hafta tatili alacağı, ulusal bayram ve genel tatil alacağı, ödenmeyen ücret alacağı, ikramiye alacağı ve asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, dava dilekçesinde belirtilen işe başlama tarihinin doğru olmadığını, davacının müvekkili işveren nezdinde fasılalı olarak çalıştığını, ayrıca dava dilekçesinde belirtilen çalışma saatlerinin gerçek olmadığını, ayrıca davalıya ait işyerinde 01.05.2009-31.10.2009 tarihleri arasında kısa çalışma uygulaması yapıldığını, bu dönemde fazla mesai yapılmasının olanaklı olmadığını, davacının 1.487,196 brüt ücretle çalıştığını, öğle yemeği dışında başkaca sosyal ödeme olmadığını, düşük ücretten ve geç sigorta yapıldığı iddiasını da gerçeği yansıtmadığını beyanla davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı şirketin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Taraflar arasında çözümlenmesi gereken ilk uyuşmazlık konusu davacının davalı nezdindeki hizmet süresi noktasında toplanmaktadır.
Davacı, davalı şirkete ait işyerinde 01.06.1996 tarihinde çalışmaya bağladığını beyan etmiş, davalı ise iddia edilen tarihin doğru olmadığını ve davacının fasılalı olarak daha az süre ile çalıştığını savunmuştur. Sosyal Güvenlik Kurumundan getirtilen hizmet döküm cetvelinin incelenmesinde davacının davalı işveren nezdinde 20.10.1997 çalışmaya başladığı 31.10.1999 tarihinde ayrıldığı, 04.09.2001 tarihinde tekrar aynı işyerinde çalışmaya başladığı, bundan sonraki çalışmalarının ise işe giriş çıkış gösterilerek aralıksız devam ettiği ve 07.09.2013 tarihinde işten ayrılış kaydının olduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında dinlenilen tanıklar davalı işyerinde 2001 yılı ve sonrası çalıştıklarından, beyanlarına çalıştıkları süre ile sınırlı olarak itibar edilmesi gerekmektedir. Davacının 01.06.1996 tarihinde davalı nezdinde çalışmaya başladığına dair başkaca bir delil, belge ya da görgüye dayalı tanık anlatımı bulunmadığından, kayden görünen çalışması süresi üzerinden hesaplama yapılması gerekirken, davacının davalı işyerinde 01.06.1996-20.08.2013 tarihleri arasında çalıştığının kabulü ile sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının 20.10.1997 tarihinden sonra çalışmaya başladığı kabul edilmiş olup, Mahkemenin buna rağmen, soyut davacı beyanına itibar ederek davacının 01.06.1996 tarihinde çalışmaya başladığını kabul etmek suretiyle dosya kapsamına uygun olmayan gerekçeyle hüküm tesis etmesi de hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

3-Davacının fazla mesai alacağının bulunup bulunmadığı bir diğer uyuşmazlık konusudur.
Somut olayda, davalı vekili, işyerinde “kısa süreli çalışma” uygulamasına geçildiğini savunmuş, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan getirtilen kayıtlara göre davalı işyerinde belirtilen tarihlerde kısa süreli çalışmaya onay verildiği ve onay yazısında ekli listede adları yazılı olan 16 işçi için izin verildiğinin belirtildiği anlaşıldığından, mahkemece öncelikle davacının adının bu listede yazılı olup olmadığı tespit edilerek, listede yer aldığının anlaşılması halinde kısa süreli çalışma dönemindeki süre dışlanarak fazla mesai alacağı hesaplanması, adının yazılı olmaması halinde ise şimdiki gibi karar verilmesi gerekmektedir.,
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, kısa süreli çalışma yapılan dönem için de fazla mesai alacağı hesaplanması, usul ve kanuna aykırı olup, eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalı hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.

4-Taraflar arasındaki bir başka uyuşmazlık konusu da, davacının asgari geçim indirimi alacağının doğru hesaplanıp hesaplanmadığı noktasındadır.
Mahkemece, dava konusu asgari geçim indirimi alacağının hesabına ilişkin hükme esas alınan bilirkişi raporunda, hesaplama döneminde davacının evli olup olmadığı, eşinin çalışıp çalışmadığı, çocuğu olup olmadığı ve varsa kaç çocuğu olduğu araştırılmaksızın, daha önceki ödeme miktarları nazara alınıp varsayıma dayalı olarak hesaplama yapılmıştır. Bu hususlar araştırılıp belgelendirilmeden eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması da isabetsizdir.

Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine 22.09.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.