Mahkeme: İSTANBUL 59. Asliye Ceza Mahkemesi

Dosya incelendi.

27/09/2013 tarihli olay tutanağına göre; şüphe üzerine durdurulan sanığın kaba üst yoklaması esnasında üzerinde suç unsuru olup olmadığı sorulduğunda pantolon sağ arka cebinde bulunan suça konu uyuşturucu maddeyi kolluk görevlilerine teslim ettiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04/12/2018 tarihli, 2016/20-1453 esas ve 2018/604 sayılı kararında da belirtildiği üzere; 2559 sayılı PVSK’nın 4/A maddesinde polise, kişileri ve araçları tecrübesine ve içinde bulunulan durumdan edindiği izlenime dayanan makul bir sebebin bulunması hâlinde durdurma ve yoklama biçiminde üstlerinde kontrol yapma yetkileri tanındığı, Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinin 27. maddesinde bu yetkinin kullanılması için "umma" derecesinde makul şüphe arandığı, kolluk görevlisinin tecrübesine dayanarak, izlediği davranışlarından, o kişinin bir suç işleyeceği veya işlediği hususunda kanaat elde etmesi veya kişinin silâhlı olduğu ve hâlen tehlike yarattığı kanaatine varması durumunda kişiyi durdurup yoklama biçiminde kontrol yapabileceği belirtildiğinden, suçun delili ve konusunu oluşturan suç konusu maddelerin ele geçirilip muhafaza altına alınmasının hukuka uygun olduğu ve hukuka aykırı bir delilden söz edilemeyeceği dikkate alındığında,
Sanığın kovuşturma aşamasında alınan “Okunan ifade bana ait değildir. Altındaki imza da bana ait değildir. Ben solağım. İfade altındaki imza sağ elle atılmıştır. Ayrıca benimle ilgili olmadığı halde yine benim kimlik bilgilerimi kullanan kişi ya da kişiler tarafından işlenen suçlarla ilgili hakkımda davalar vardır. Bu davalarla ilgili olarak dosya numaralarını bildireceğim” şeklindeki savunması doğrultusunda, 27/09/2013 tarihli olay tutanağı ile sanığa ait olduğu belirtilen şüpheli ifade tutanağında ... adına atılmış imzaların sanığa ait olup olmadığı hususunda uzman bir kurum veya kuruluşa yöntemine uygun şekilde imza incelemesi yaptırılmadan ve gerekli görülmesi halinde 27/09/2013 tarihli

olay tutanağını düzenleyen tutanak görevlilerinin tanık olarak dinlenip teşhis işlemi yaptırılmadan, bu yöndeki ara karardan vazgeçilerek, eksik araştırma ile “sanığın üzerine atılı fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a fıkrası uyarınca” beraatine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 31/10/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.