SUÇLAR: Tehdit, hakaret, cinsel taciz, kişilerin huzur ve sükununu bozma

HÜKÜMLER: Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;

1-Sanık hakkında hakaret ve tehdit suçlarından verilen mahkumiyet hükümleri yönünden;
Sanığın aşamalarda değişmeyen ve suçu kabul etmeyen savunmaları, müştekinin telefonda arayan şahsın kardeşi sanık ... olduğuna ve diğer kardeşi...ın hattını kullandığına dair beyanı, suça konu hattın tanık Mehmet Karabay adına olması ancak tanık sıfatıyla dinlenen...ın hattın kendi üzerine olduğunu kabul etmemesi karşısında, suça konu "......" nolu hattın bağlı olduğu GSM şirketinden abonelik sözleşmesi ve HTS kayıtları getirtilerek, sözleşme aslındaki imza ile sanığın örnek imzalarının karşılaştırmalı incelemesinin yaptırılması ve suça konu hattın HTS kayıtlarına göre suç tarihinde görüşme yapılan hat sahiplerinin tanık sıfatıyla dinlenmesi ile sanığın suç tarihlerinde hattı kullanıp kullanmadığının tespiti ile hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile mahkumiyet kararı verilmesi,

2-Sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan verilen mahkumiyet hükmü yönünden;
Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu ile korunan hukuki yarar kişi özgürlüğünün korunması ve bireyin, psikolojik ve ruhsal bakımdan rahatsız edilmemesi ve yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, kanun metninde yazılı bulunan telefon etme, gürültü yapma ya da aynı maksatla, hukuka aykırı bir davranışta bulunulması eylemlerinin bir kez yapılmasının yeterli olmadığı, eylemlerin ısrarla tekrarlanması, süreklilik arz etmesi ve sırf kişilerin huzur ve sükununu bozma saiki ile işlenmesi gerekmektedir.

Yargılamaya konu somut olayda, sanığın 05.09.2011-06.09.2011 tarihlerinde sanığın müşteki ile karşılıklı mesajlaşma ve arama yaptığının HTS kayıtları ile tespit edilmiş olması karşısında; sanığın eyleminde ısrar ögesinin ne şekilde oluştuğu ve sanık tarafından huzur ve sükunu bozma kastıyla hareket edildiği kanaatine nasıl varıldığı açıklanıp tartışılmadan ve yetersiz gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi,

3-Sanık hakkında cinsel taciz suçundan verilen mahkumiyet hükmü yönünden;
Sanığın müştekiye attığı kabul olan mesaj içeriklerinde cinsel taciz suçunu oluşturacak bir ibarenin bulunmamasına rağmen sanık hakkında hatalı değerlendirme ile mahkumiyet hükmü kurulması,

4-Kabule göre de;

a-Sanığın müştekiye gönderdiği iddia ve kabul olunan tehdit ve hakaret içerikli mesajlar arasında yaklaşık on üç dakika bulunduğu nazara alındığında eylemin araya belli bir zaman aralığı girmeksizin aynı eylemin devamı niteliğinde olduğu ve sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,

b-Sanık hakkında tehdit suçundan mahkumiyet hükmü kurulurken temel cezanın uygulandığı kanun maddesinin TCK'nın 105/1. maddesi olarak gösterilmesi,

c-Sanık hakkında, TCK’nın 58. maddesi uygulanırken tekerrüre esas alınan ilamın gösterilmemesi,
5-(3) nolu bozmaya uyularak sanık hakkında cinsel taciz suçundan beraat verilmesi halinde tehdit ve hakaret suçları yönünden;
02/12/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK'nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu ve kişilerin huzur ve sükununu bozma ve hakaret suçları yönünden ise tehditle birlikte işlenmesi nedeniyle CMK'nın 253/3. maddesinde engel bulunduğu gözetilerek yeni düzenleme karşısında, kişilerin huzur ve sükununu bozma ve hakaret suçları yönünden de uzlaşma önerisinde bulunulması gerektiği anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'ın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, teliğnameye uygun olarak, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 02/06/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.