Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı müvekkilinin davalılardan ... Tic. San. Ltd. Şti.'nin ... şubesinden araç satın aldığını, aracın kasko işlemlerinin adı geçen davalı şirketin satış destek sorumlusu davalı ... tarafından yürütüldüğünü, müvekkilinin 950,00 TL kasko primini bu kişiye verdiğini, müvekkilinin aracı ile kaza yapması sonucu aracın pert olduğunu, aracın kasko poliçesinin iptal edildiğini öğrendiğini ve zararının karşılanmadığını belirterek 23.211,00 TL zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... Hizmetleri Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin merkezinin ... olduğunu, ...'ta şubelerinin bulunduğunu, davanın ...'de görülmesi gerektiğini, davanın haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalılar ... ve Ak Sigorta A.Ş davaya cevap vermemiştir.

... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 09.04.2014 tarihli, 2013/310 esas ve 2014/202 karar sayılı kararı ile iddia, savunma ve dosya kapsamına göre 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20. maddesi gereğince dava dilekçesinin yetkisizlik nedeniyle reddine, karar kesinleştiğinde dosyanın yetkili ve görevli ... Asliye Hukuk Mahkemesi ya da ... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.

Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı ... Hizmetleri Tic. San. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 19.01.2025 tarihli, 2014/17741 esas ve 2015/498 karar sayılı ilamı ile; ''...Dava, kasko sigorta ve satış sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davalı ... Hizmetleri Tic.Ltd.Şti. vekili, müvekkil şirketin merkezinin ...'te olduğunu, bu nedenle davanın ...'te görülmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Bu durumda mahkemece, temyiz edenin sıfatı da gözetildiğinde dosyanın yetkisizlik kararı ile birlikte ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.'' gerekçesiyle karar bozulmuştur.

... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 10.09.2015 tarihli, 2015/435 esas ve 2015/611 sayılı kararı ile; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, mahkemenin yetkisizliğine, dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, karar kesinleştiğinde dosyanın yetkili ve görevli ... Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesi üzerine ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.07.2015 tarihli 2. oturumunda davacı vekilinin duruşmalara katılmadığı ve dosyanın işlemden kaldırıldığı, 13.07.2015 tarihli dava dosyasının yeniden işleme konulması dilekçesi verilerek yenilendiği, dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesi üzerine devam eden yargılama sırasında 16.01.2018 tarihli 6. oturumda davacı vekilinin duruşmalara katılmadığı ve dosyanın işlemden kaldırıldığı, 18.01.2018 tarihli dosyanın yeniden işleme konulması dilekçesi verilerek yenilendiği, daha sonra 18.09.2018 tarihli 9. oturumda davacı vekilinin duruşmalara katılmadığı ve dosyanın işlemden kaldırıldığı ve 25.09.2018 tarihli yenileme dilekçesi ile dosyanın yeniden işleme konulması talebi ile yenilendiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 150/6. maddesinde yer alan“İşlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi halde dava açılmamış sayılır” hükmü gereğince davacının en fazla iki defa davayı yenileyebileceği, eldeki davanın ise 3 kez yenilenmiş olduğu gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

Davacı temyiz dilekçesinde; dava dosyasının 29.06.2015 tarihli duruşmasına mesleki mazeret dilekçesi sunulmuş olup, mesleki mazeret dilekçesinde yer verilen talep uyarınca bozma ilamı gereği mahkemece aynı gün gerçekleştirilen oturumda dosyanın görevli mahkemeye gönderilmediğini ve mazeretin son kez kabulüne şeklinde ara karar tesis edildiğini, takip eden 07.07.2015 tarihli celsede dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiğini, mahkemece dosyanın işlemden kaldırıldığının öğrenilmesi üzerine dosyanın yeniden işleme alınması için talepte bulunulduğunu ve 10.09.2015 tarihli celseye mazeret dilekçesi gönderildiğini ve mazeret dilekçesinde tekrar dosyanın davalı vekilinin yokluğunda görevli mahkemeye gönderilmesi talebinde bulunulduğunu ve mahkemece mahkemenin yetkisizliği ile talep halinde dosyanın yetkili ve görevli ... Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verildiğini, 29.06.2015 tarihli celse için sunulan mazeret dilekçesinde talep edilmesine rağmen dosya yetkili ve görevli mahkemeye gönderilmediği halde hiçbir koşul gerçekleşmemiş olmasına rağmen 10.09.2015 tarihli celsede dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verildiğini ve 07.07.2015 tarihli oturumda dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilerek davacı tarafın hak kaybı yaşamasına sebebiyet verildiğini, hiçbir tebligat yapılmaksızın, mesleki mazeretin son kez kabul edildiğine ilişkin herhangi bir dayanak sunulmadan ve bu husus tebliğ edilmeden defaatle dosyanın davalının yokluğunda yetkili ve görevli mahkemeye gönderilmesi talebinin görmezden gelinmesinin ve akabinde dosyanın işlemden kaldırılması kararının gerek mahkemeye erişim hakkı, gerek hak arama hürriyeti gerekse de savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, kasko sigortası ve satış sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
08.05.2025 tarihinde Üye ...'in karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

Mahkemece verilen davanın açılmamış sayılmasına ilişkin karar sayın çoğunluk tarafından onanmış olup, onama kararına katılamıyorum.

Mahkemece dosyanın işlemden kaldırılmasına dair ilk karar 07.07.2015 tarihli duruşmada verilmiştir. Bu duruşmadan önceki duruşma 30.06.2015 tarihinde yapılmış, bu duruşmada taraf vekilleri mazeret dilekçesi sunmuşlar ve mahkemece mazeret dilekçelerinin kabulüne karar verilerek duruşma 07.07.2015 tarihine bırakılmıştır. Ancak mahkemece mazeretleri kabul edilen taraflar vekillerinin duruşma gününden haberdar edilmesine yönelik bir ara kararı verilmediği gibi dosya içerisinde gelmeyen taraf vekilleri adına 07.07.2015 tarihli duruşma gününün bildirildiğine ilişkin bir tebligat da bulunmamaktadır. Bunun sonucu olarak 07.07.2015 tarihli duruşmaya gelen olmadığı gibi mazeret bildirimi de olmamış ve mahkemece dosya işlemden kaldırılmıştır.
Davacı vekilinin mazeretini kabul eden mahkemece bu vekile duruşma gününün usulüne uygun bir şekilde bildirilmesi gerekmekte olup dosya içerisinde böyle bir bildirim bulunmamaktadır.

Bu durumda verilen ilk işlemden kaldırma kararı usulüne uygun değildir.

İkinci işlemden kaldırma kararı 16.01.2018 tarihinde verilmiştir. Bu tarihteki duruşmaya da taraflardan gelen olmamış, mahkemece “Davacı vekilinin duruşma gün ve saatinden haberdar olduğu halde duruşmaya gelmediği ve herhangi bir mazeret de bildirmediği” gerekçesi ile işlemden kaldırma kararı verilmiştir.
Bu duruşmadan önceki duruşma 07.11.2017 tarihinde yapılmıştır. Bu duruşmaya davacı vekili mazeret dilekçesi göndermiş, mahkemece “Davacı vekilinin mazeretinin kabulü ile duruşma gün ve saatinin uyap sisteminden öğrenilmesine” şeklindeki gerekçe ile duruşma 16.01.2018 tarihine bırakılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.03.2019 tarihli ve 2017/343 E. 2019/323 sayılı kararı; “…Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; mazereti kabul edilen davacı-borçlu tarafa yeni duruşma gün ve saatini gösterir tebligatın gönderilmesinin gerekli olup olmadığı, duruşma gününün UYAP’tan öğrenilmesine yönelik ara kararın tebliğ mahiyetinde kabul edilip edilemeyeceği, burada varılacak sonuca göre davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) 73. maddesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) “hukuki dinlenilme” başlıklı 27. maddesi, T.C. Anayasası’nın hak arama hürriyetini düzenleyen 36. maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma hakkına ilişkin 6. maddesi nazara alındığında davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini içeren bu hakkın ve yargılamanın aleniliği ilkelerinin gerçekleşmesinin en önemli aracı duruşma yapılmasıdır. Duruşma günü celseye katılma imkânı olmayan taraf buna ilişkin mazeretini bildirip, belgeleyerek, bildirim giderlerini de yatırarak duruşmanın ertelenmesini isteme olanağına sahiptir. O hâlde duruşma tayin edilerek, usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan yalnız biri duruşmaya katılırsa gelmeyen tarafın geçerli mazeret gönderip göndermediği, gerekli masrafın karşılanıp karşılanmadığı incelenerek; gelen tarafın bu mazeret dilekçesine karşı beyanına göre, dosyanın işlemden kaldırılmasına ya da kaldırılmamasına karar verilecektir. Anılan hususların uygulanabilmesi için, her şeyden önce tarafların usulüne uygun davet edilmiş olmaları gerekmektedir.
Somut olayda davacı-borçlu vekili tarafından 26.06.2014 tarihinde takip edilmeyen davanın (itirazın) işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve dava (itiraz) bir kez yenilenmiştir. Bu kez 23.10.2014 tarihli celsede mahkemece “Taraf vekillerinin mazeretlerinin kabulü ile duruşma günü uyaptan öğrenmelerine” şeklinde karar verilmiş ve yeni duruşma günü 31.10.2014 tarihine bırakılmış, davacı-borçlu vekili 31.10.2014 tarihli celseye katılmamış, davalı-alacaklı vekilinin de davayı takip etmediğini bildirmesi üzerine davanın açılmamış sayılmasına dair hüküm kurulmuştur.
6100 sayılı HMK'nın uygulama alanını adli yargı ilk derece hukuk mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinde tutulacak kayıtlar ile yazı işleri hizmetlerinin yürütülmesi ve bu işlemlerde UYAP'ın kullanılmasına dair usul ve esasları düzenlemek amacıyla çıkartılan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 52. maddesi gereğince tebligat işlemleri 7201 sayılı Tebligat Kanunu ile Tebligat Kanunu uyarınca çıkarılan yönetmeliğe göre fiziki ya da elektronik ortamda yapılacaktır. Elektronik tebligat usulünün düzenlendiği Tebligat Kanunu'nun 7/A maddesindeki düzenleme ve Elektronik Tebligat Yönetmeliği hükümleri de dâhil olmak üzere, Tebligat Kanunu ve çıkarılan Tebligat Yönetmeliği hükümleri incelendiğinde, duruşma gününün UYAP'tan öğrenilmesi usulünün uygulanabileceğine yönelik bir düzenlemeye yer verilmediği görülmektedir. O hâlde mahkemece davacı-borçlu vekilinin mazereti kabul edildiğine göre, yeni duruşma gün ve saatinin davacı-borçlu vekiline usulüne uygun davetiye ile bildirilmesi gerekmektedir.
Hâl böyle olunca mahkemece Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenlerle direnme kararı bozulmalıdır. ”
Şeklinde olup, kararda açıkça ifade edildiği üzere mazereti kabul edilen tarafa yeni duruşma gününün usulüne uygun bir şekilde bildirilmesi gerektiği gibi (Birinci işlemden kaldırma kararı bakımından) “duruşma gününün UYAP’tan öğrenilmesi” şeklinde bir usulün bulunmadığı, bu nedenle ikinci işlemden kaldırma kararının da usulüne uygun olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; dosyada 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 150/6 maddesine göre “ilk yenilemeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz” şartı gerçekleşmemiştir. Zira birinci ve ikinci işlemden kaldırma kararları usulüne uygun değildir. Dosyada usulüne uygun olan tek işlemden kaldırma kararı 18.09.2018 tarihinde verilmiş ve davacı vekili 25.09.2018 tarihinde yenileme talebinde bulunmuştur. Mahkemece yapılacak iş bu yenileme talebinin kabulü ile duruşma gününün taraflara usulüne uygun şekilde bildirilmesi ve yargılamaya devam edilmesi olup, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 150/6 maddesindeki şartlar oluşmadan verilen davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararın bu nedenlerle bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.