Taraflar arasındaki davadan dolayı Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29.03.2011 gün ve 2007/108 - 2011/145 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Asıl dava, davacının sermaye payı dışında davalı şirkete verdiğini ileri sürdüğü bir miktar ödünç para ve kar payı alacağının tahsili, olmadığı takdirde sermaye payının iadesi ile şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi, bunun da mümkün olmaması halinde ise şirketin fesih ve tasfiyesine, karşı dava bir miktar para alacağının ve tazminatın davacı-karşı davalıdan tahsiline ve birleşen dava ise tazminat istemine yöneliktir.

Mahkemece yukarda tarih ve numarası verilen karar ile asıl dava kısmen kabul edilerek davalı-karşı davacı şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru atanmasına karar verilmiş, karşı dava ve birleşen dava ise reddedilmiştir.

Mahkeme kararı davacı-karşı davalı ... vekili ile ve asıl davada davalı-karşı davacı, birleşen davada davacı A.A. Ltd. Şti. vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiş olmakla birlikte mümeyyiz taraf vekillerinin 19.9.2011 havale tarihli dilekçeleri ile davadan, temyizden ve karşılıklı olarak vekalet ücretinden feragat ettiklerini bildirdikleri gözlenmiştir.
Uyuşmazlık, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği nitelikte olup temyiz aşamasında sunulan davadan feragat dilekçeleri HUMK’nun 91 vd. maddeleri uyarınca sonuç doğurucu niteliktedir. Bu nedenle, Yargıtay İBK’nun 11.4.1940 gün ve 70 sayılı ve HGK’nun 21.11.1981 gün ve 1981/2-551 sayılı kararları uyarınca, öncelikle, asıl ve karşı dava ile birleşen davadan feragate ilişkin bir hüküm verilmesini teminen yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, bu aşamada temyizden feragat istemleriyle ile ilgili bir inceleme yapılmasına yer olmadığına, ödediği temyiz ilam harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.