Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava konusu 647 parsel sayılı tutanak aslı dosya içerisinde mevcut olmayan taşınmazın Hatunköyü'nde 28.3.1961 tarihinde yapılan kadastro sırasında vaki itiraz neticesi tapu kaydının oluşmadığı ve taşınmaza ait tutanak aslının tapu kütüğüne davalıdır şerhi düşülerek mahkemesi ve esası belirli olmayan bir dava dosyasına gönderildiği İlçe Tapu Müdürlüğü yazı cevabından anlaşılmaktadır. Tespit gününden sonra 22.6.2007 tarihinde davacı ...'ın, miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı ve yargılama sırasında aynı sebeplere dayanarak davacı ...'un katıldığı dava ise Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinin görev yönünden davanın reddi kararının kesinleşmesi üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesi tarafından yargı yeri olarak Kadastro Mahkemesinin belirlenmesi ile yapılan yargılama sonunda, davacı ve katılan davacının davalarının reddine, dava konusu 647 parsel sayılı taşınmazın 3402 Sayılı Yasanın 16/A maddesine göre köy boşluğu niteliği ile davalı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de varılan sonuç dosya içeriğine, toplanan delillere ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Toplanan delillerden kadastro tespitinin yapıldığı tarihte, davaya konu taşınmazın tapu kütüğüne davalıdır şerhi düşülerek malik ve yüzölçüm hanesinin açık bırakıldığı, tutanak aslının mahkemeye gönderildiği ancak hangi mahkemenin hangi esasına gönderildiğinin belli olmadığı, tutanak aslının ve davalı olduğu dosyanın bulunamadığı, suretlerinin ise Tapu ve Kadastro Müdürlüklerinde bulunmadığı anlaşılmıştır.
Dosya içeriğinden; dava konusu taşınmazın davalı olması gerekçesiyle malikhanesinin açık kaldığı ve tapu kaydının oluşmadığı tutanak aslının gönderildiği davanın ise akıbetinin belli olmadığı anlaşılmaktadır.
O halde kadastro tutanak aslının kaybolduğu belirlendiğine göre mahkemece öncelikle dava konusu taşınmaza ilişkin kadastro tutanağı Kadastro Müdürlüğüne yeniden ihya ettirilmeli, ilanlar yeniden usulüne uygun biçimde yaptırılmalı, dava konusu taşınmazın malik hanesinin açık kalmasına neden olan dava dosyasının saptanması halinde o dosyanın ve eldeki dosyanın taraflarına dava dilekçesi ve duruşma günü 7201 Sayılı Tebligat Kanunu ve Nizamnamesi uyarınca yöntemine uygun şekilde tebliğe çıkartılmalı, bu yolla husumet yaygınlaştırılarak davada taraf koşulu oluşturulmalı, adı geçenler duruşma oturumuna geldiğinde davaya karşı diyecekleri, delilleri sorulup saptanmalı, göstereceği deliller toplanmalı, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek 3402 Sayılı Yasanın 30. maddesi hükmü uyarınca gerçek maliki saptanmalıdır.
Mahkemece bu olgular göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı ...'ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacı ...'a iadesine 25.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.