Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı işyerinde 10/12/2010 tarihinde satış kiralama danışmanı olarak 2.560,87 TL ücretle işe başladığını, ücretinin Eylül 2011 tarihinden itibaren imzası ve onayı olmadan net 2.000,00 TL'ye, Ekim 2011-Nisan 2012 tarihleri arasında ise 1.066,49 TL'ye düşürüdüğünü, tüm alacaklarının tarafına ödenmesini hususunda davalıya ihtarname gönderdiğini ve davalı şirketi 27/07/2012 tarihinde temerrüde düşürdüğünü ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, ücret farkı ve yıllık ücretli izin alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının 10/12/2010 - 15/09/2011 ve 17/09/2011 - 14/05/2012 tarihleri arasında 2 dönem halinde çalıştığını, davacının ilk dönem ... sözleşmesinin kendi isteği ile sona erdirdiğini, 2. dönem çalışmasının ise davalı şirketin ... bölümünün faaliyetinin durdurulması nedeni ile 14/05/2012 tarihinde sona erdirildiğini, son ücretinin 1.000,00 TL olduğunu, müvekkili şirkette fazla mesai yapılmadığını, herhangi bir alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile ihbar tazminatı, ücret ve yıllık ücretli izin alacağının davalıdan tahsiline hükmedilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Davalı temyizi yönünden ;
5521 sayılı ... Mahkemeleri Kanunu'nun 5. maddesine göre ... mahkemesinden verilen kararlar tefhim ve tebliğ tarihinden itibaren 8 gün içinde temyiz olunabilir. Bu süre içinde temyiz dilekçesinin hakime havale edildikten sonra temyiz defterine kaydının yaptırılması ve harcının yatırılması gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu geçici 3. madde 1. Fıkrasına göre; “Bölge Adliye Mahkemelerinin, 26/09/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 2. Fıkrasına göre; Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427/2 maddesi uyarınca temyiz edilemez.
Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra (inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz.
Birleştirilen davalarda, temyiz sınırı her dava için ayrı ayrı belirlenir.
İhtiyari dava arkadaşlığında, temyiz sınırı her dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenir.
Karşılık davada, temyiz sınırı asıl dava ve karşılık dava için ayrı ayrı belirlenir.
Tespit davalarında, temyiz sınırı tespit davasının öncüsü olduğu eda davasının miktar ve değerine göre belirlenir.
Temyiz sınırından fazla bir alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, hükümde asıl istemin kabul edilmeyen bölümü temyiz sınırını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Kısaca temyize konu edilen miktara bakılarak kesinlik belirlenir.
Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde, kısmi davada kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun ........1975 gün ve 1975/6-8 sayılı içtihadında, “5521 sayılı yasada açık düzenleme olmamakla birlikte, bu yasanın 15. maddesindeki düzenleme gereği Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 maddesindeki kesinlik sınırının ... mahkemelerinde verilen kararlarda da uygulanması gerektiği, grup halinde açılan davaların salt ... mahkemelerine özgü bir dava türü olmadığı, bu nedenle seri olarak açılan davalarda her dosya için kesinlik sınırına bakılması gerektiği” açıkça belirtilmiştir.
Dosya içeriğine göre; temyize konu edilen miktar (2.047,28 TL) karar tarihi itibariyle 2.190,00 TL'lik kesinlik sınırında kaldığından davalının temyiz isteminin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427/2, 432/4 maddeleri uyarınca REDDİNE, nisbi temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,
Davacı temyizi yönünden;
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında ilk dönemi kapsayan ... ilişkisinin işçinin istifası ile sona erip ermediği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı işçi ... akdine haksız son verildiğini iddia ederek tazminatlarını talep etmiş, işveren ilk dönem çalışmasına yönelik davacıya atfen imzalı, işten ayrılma isteği içerir istifa dilekçesi sunmuştur.
Mahkemece istifa dilekçesinin geçerli olup olmadığı konusunda hiçbir değerlendirme yapılmadan ilk dönem hizmet süresinin dışlandığı bilirkişi raporuna göre karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamı ile uyuşmamaktadır.
Davacı işçi 10/12/2010 - 15/09/2011 ile 17/09/2011 - 14/05/2012 tarihleri arasında çalışmış olup 15/09/2011 tarihinde bilgisayar ortamında hazırlanmış dilekçesi ile kendi istek ve rızası ile herhangi bir baskı olmadan işten ayrılma isteğini bildirmiş ve dilekçesinden iki gün sonra yeni bir hizmet sözleşmesi imzalayarak çalışmasını sürdürmüştür.
Davacının kendi isteği ile ayrıldığı yönünde dilekçe imzaladıktan iki gün sonra tekrar işe başlaması hayatın olağan akışına aykırı olacağından mahkemece ilk dönem hizmet süresinin dışlanarak hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
3-Davacı dava dilekçesinde temerrüt ihtarnamesinden bahsederek, dava dilekçesinde temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmesini talep etmiştir.
Mahkemece kabulüne karar verilen alacaklar dava tarihinden itibaren yürütülen faizle hüküm altına alınmış, temerrüt olgusu gözden kaçırılmıştır. Buna göre kabulüne karar verilen ihbar tazminatı, ücret ve yıllık ücretli izin alacakları için temerrütün gerçekleştiği tarihten itibaren faiz yürütülmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 21/09/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.