Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 11.11.2003 - 31.01.2014 tarihleri arasında, davalı şirkete ait işyerinde, en son aylık net 2.700,00 TL ücret karşılığında, uygulama danışmanı olarak çalıştığı, fazla mesai ve genel tatil ücretlerinin ödenmediği, sigorta primlerinin düşük ücretten gösterildiği, izinlerinin eksik kullandırıldığı, tüm bu hususların düzeltilmesini talep etmesi üzerine davalı işverenlikçe işten çıkartıldığı, işçilik alacakları için 15.000,00 TL Ödeme yapılmışsa da geri kalan alacaklarının ödenmediği ileri sürülerek ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla; 1.000,00 TL kıdem tazminatı, 300,00 TL ihbar tazminatı, 100,00 TL yıllık ücretli izin alacağı, 500,00 TL fazla mesai ücreti alacağı, 100,00 TL hafta tatili ücreti alacağı, 100,00 TL bayram genel tatil ücreti alacağı olmak üzere toplam 1.600,00 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacının davası belirsiz alacak davası olup taleplerini artırmıştır.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili davacının ... akdini kendisinin feshettiği, bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağı, fazla mesai yapmadığı, izinlerini kullandığı, ... akdini feshettiği dönemde işçilik alacakları İçin kendisine 15.000,00 TL ödeme yapıldığı, davalı şirketi ibra ettiği, ayrıca alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığı savunularak, davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Kararı davacı vekili ile davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Taraflar arasında fazla çalışma ücreti alacağı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir.
İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda ise işçinin ihtirazi kayıt ileri sürmesi beklenemeyeceğinden, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatı mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta,hükme esas alınan bilirkişi raporunda dosyada mevcut servis formlarında yer alan sürelerin davacının servis verdiği saatleri göstermekte olduğu,gün boyu ve tüm hafta hangi saatler arasında çalıştığını ne kadar ara dinlenme yaptığının tespitine olanak vermediği belirtilmiştir. Ancak yapılan değerlendirme hatalıdır. Yapılması gereken dosyada mevcut servis formları dikkate alınmak sureti ile taraf delilleri ile ara verme sürelerinin tespiti halinde ara verme sürelerinin bu hali ile esas alınması,taraf delilleri ile tespit edilememesi halinde ise yasal ara verme süreleri esas alınmak sureti ile hesaplama yapılıp sonucuna göre karar verilmesidir .
3-Taraflar arasındaki bir diğer uyuşmazlık işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait alacağı bulunup bulunmadığı hususundadır.
4857 sayılı Kanun'un 59. maddesinde, ... sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için ... sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda eksik kullandırılan izin süresinin kaç gün olduğu hususunda açıklık bulunmadığından ve dosyada herhangi bir izin belgesi bulunmadığından hesaplama yapılmadığı belirtilmişse de yapılan değerlendirme hatalıdır. Davacının ıslah dilekçesinde kullandırılmayan iznin son seneye ilişkin 20 gün olduğu yönündeki beyanı dikkate alınmak sureti ile dosya kapsamı nazara alınarak hesap yapılması ve sonuca gidilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine 21.09.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.