Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 19.01.2010 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 25.06.2019 günlü kararın istinaf incelemesinde; davacı vekilinin ileri sürdüğü tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf isteminin 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince esastan reddine dair verilen 18.11.2019 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Davacı vekili, davalı doktorun İzmir Dr. E. Hayri Üstündağ Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesinde görevli olduğu sırada, 23.10.2005 tarihinde ... ve ...'in çocuğu ...’in 28 haftalık olarak doğduğunu, bebeğin 47 gün hastanede kaldıktan sonra taburcu edildiğini, bebeğin daha sonraki muayenelerinde görme kaybının olduğunun anlaşılması üzerine bunun doğum sonrası prematürelik retinopatisi nedeniyle meydana geldiğinin anlaşıldığını, bunun üzerine küçük ...’e velayeten anne ...ve baba... tarafından davacı idare aleyhine idari yargıda açılan tam yargı davasının kabul edilerek davacı aleyhine hüküm kurulduğunu belirterek, davacı tarafından ödenen tazminatın davalı doktordan rücuen tahsili isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, dosyada iki ayrı bilirkişi heyetinden alınan raporlarda davalı hekimin her hangi bir kusur, ihmal ve suistimali olmadığının belirlendiği gerekçesiye davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Resmi Gazetede 27/05/2022 tarihinde yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 15. maddesi ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na eklenen geçici 13. madde “Ek 18 inci maddenin birinci fıkrası hükümleri, 4483 sayılı Kanun hükümleri uyarınca haklarında kesinleşmiş bir soruşturma izni verilenler bakımından uygulanmaz ve soruşturma veya kovuşturmalara devam olunur. Kamu kurum ve kuruluşları ve Devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yapmış oldukları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı açılan rücu davalarından, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla yargılaması devam edenler bakımından ek 18'inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca karar verilmek üzere Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya iki aylık süre verilir. Başvuru yapılmaması hâlinde dava usulden reddedilir. Bu durumda yargılama gideri taraflar üzerinde bırakılır ve davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmez.” hükmünü haizdir.
Dosya kapsamından, davalı Dr. ..’nın olayın meydana geldiği gün İzmir Dr. E. Hayri Üstündağ Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesinde nöbetçi doktor olarak görevli olduğu, dava dışı erken doğum sonucu dünyaya gelen ....de prematürelik retinopatisi nedeniyle görme kaybı meydana gelmesinde davacı idarenin hizmet kusuru olduğundan bahisle ... aleyhine İzmir 2.İdare Mahkemesinin 2015/151 Esas sayılı dosyası ile açılan maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davanın ilamlı icra takibi sonrasında ödenen bedelin davalıdan rücuen tahsilinin istendiği anlaşılmaktadır. Şu durumda mahkemece, yukarıda bahsedilen mevzuat hükmü gereğince Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya süre verilmesi; başvuru yapılmaması halinde ise davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Yukarıda gösterilen nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 373/1. maddesi gereğince kaldırılmasına ve ilk derece mahkemesi kararının HMK 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına 27.10.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.