Mahkumiyet

Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, sanığın yokluğunda verilen kararda temyiz süresinin tebliğden itibaren değil tefhimden itibaren başlayacağının bildirildiği belirlenmiş olup, kanun yolunun gösterilmesinde sanık İsmail Cem Hatipoğlu'nun yanıltıldığının anlaşılması karşısında, sanığın temyizinin süresinde olduğu kabul edilerek temyiz isteminin reddine ilişkin ek karar kaldırılarak dosya görüşüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;

2- Teşdit uygulaması yapılırken, 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesinde yer alan cezanın bireyselleştirilmesindeki ölçütler esas alınarak, aynı Kanun’un 3. maddesindeki "eylemin ağırlığı ile orantılı ceza verilmesi" ilkesi çerçevesinde değerlendirme yapılması gerekirken, hangi somut nedenlere dayanıldığı denetime olanaklı şekilde açıklanmadan soyut ve yetersiz gerekçe ile sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle temel ceza belirlenmesi,

3- Sanığın müşteki ile telefon görüştüklerini kabul etmekle birlikte suçlamayı reddetmesi, aralarında müşteki tarafından da soruşturma aşamasında doğrulanan ortaklıktan kaynaklı husumet olması ve her ne kadar HTS kayıtları ile tarafların telefonda görüştükleri doğrulanmışsa da konuşma içeriklerinin yalnızca mesaj tutanakları ile tespit edilebilmiş olması ve tutanaktaki " sen düşün bundan sonra ben düşünmücem, artık benim Çorum, çocum ağlayana kadar siz ağlayın bugünden sonra" şeklindeki mesajın tehdit içeriğine sahip tek mesaj olması karşısında, sanık hakkında TCK'nın 43/1. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,

4-5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi uyarınca uzlaştırmacının taraflara ulaşamaması halinde açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla uzlaşma teklifinde bulunabileceği,
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesine göre tebligatın, öncelikle muhatabın beyan ettiği, en son adrese yapılması, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilip, bu adrese tebligatın yapılması, bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres esas alınarak, Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanunun 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, Tebligat Kanununun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, "tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği,
Bu itibarla, müştekinin en son bilinen adresine doğrudan tebligat çıkarıldığı, iade döndüğü ve müştekiye tebliğ işleminin gerçekleştirilmemiş olduğu anlaşıldığından, uzlaşma teklifinin katılana Yasa'ya uygun şekilde ve yöntemince yapılmadığı gözetilmeden, yargılamaya devamla sanığın mahkumiyetine hükmolunması,

3-Uzlaşmanın sağlanamaması halinde ise;
17/10/2019 gün ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesiyle değişik CMK'nın 251. maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, CMK'ya 7188 sayılı Kanunla eklenen geçici 5. maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14/01/2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla "basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'nın 38. maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve CMK'nın 251/1. maddesi kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa'nın 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 7 ve CMK'nın 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafisinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, tebliğnameye aykırı olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 02/06/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.