Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 31.12.2011 günü saat 01: 45 sıralarında ... Karayolu ... Beldesi ... Mahallesi mevkiinde meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin eşinin ağır yaralı olarak ... ... Araştırma Hastanesine kaldırıldığını, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadığını, ev hanımı olan müvekkilinin herhangi bir gelir kaynağına sahip olmamakla birlikte eşini kaybetmek gibi acı bir olayla karşılaştığını, hem maddi hem manevi olarak destekten yoksun kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zarar görenin dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta şirketine yazılı başvuruda bulunması gerektiğini, sigorta şirketinin poliçede belirtilen azami limitlerle ve işletenin veya işletenin eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında maddi tazminat ile sorumlu tutulabileceğini, dosyada öncelikle kusur tespiti yapılması gerektiğini belirterek öncelikle davanın dava şartının yerine getirilmemesi nedeniyle usul yönünden reddini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde kusur tespiti yapılmasını, sigortalı aracın kusurlu bulunması halinde davacının ve dava dışı kimselerin destekten yoksun kalıp kalmadıklarının tespitini, destekten yoksun kalan kimselerin olması halinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasını, müvekkili şirketin temerrüde düşürülmemesi nedeniyle dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Karayolları Trafik Kanununa göre düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesine istinaden davalı ... şirketinin zarar görenlere karşı sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru nispetinde gerçek zararla sınırlı olarak poliçe limiti dahilinde olduğu, sigortalı araç sürücüsünün halefi durumunda olan davacının destekleri olan ...'dan bağımsız olarak ölenden daha fazla hak talep edemeyeceği, ...'un mirasçıları olmaları nedeni ile söz konusu poliçeye istinaden hak talep ettikleri, bir an için davacının yaralı olarak kazadan kurtulduğunu düşündüğümüzde tam kusurunun kendisine tazminat hakkı vermeyeceği, tazminata esas trafik kazasının meydana gelmesinde ...'un tam kusurlu olduğu anlaşılmakla ...'un mirasçıları olan davacının davalıdan maddi tazminat istemlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; destekten yoksun kalma tazminatının ölen kişinin destek verdiği kişilerin hayatlarının ölüm nedeniyle kötüleşmesi halinde verilecek maddi bir tazminat yükü olduğunu, eşler arasında destekten yoksun kalma tazminatı için ispat aranmadığını, yerel mahkeme söz konusu dosyada müvekkillerinin eşinin asli kusurluğu için davayı red ettiğini, müvekkilinin eşinin tam kusurlu olmasının davacının hakkına etkili bir unsur olmadığını, söz konusu tazminata dayanak oluşturan hak miras yoluyla geçen bir hak olmadığını, doğrudan destekten yoksun kalanların şahsında doğan bir hak olduğunu, yani desteğin kusurunun davacıya yansıtılamayacağını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
Uyuşmazlık, davalı ... tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın yaptığı trafik kazası sonucu hayatını kaybeden desteğin yakınlarının uğradığı destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, kusur bilirkişi raporunun oluşa uygun ve denetime elverişli olmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.05.2025 tarihinde Üye ...'nın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
Somut olayda; desteğin sürücüsü olduğu araç ile seyri sırasında 31.12.2011 tarihinde meydana gelen kaza sonucu vefat ettiği ve davalı ... şirketinin aracı zorunlu trafik sigortası ile teminat altına aldığı, poliçe ile ruhsata göre murisin sevk ve idaresindeki aracın işleteninin de muris ... olduğu görülmektedir. Davalı ... şirketinin sorumluluğunun kapsamı 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası (ZMSS) Genel Şartları'na göre değil, 12.08.2003 tarihli ve 25197 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'na göre belirlenecektir.
01.06.2015 tarihli yeni ZMSS Genel Şartları'nın yürürlüğünden önce meydana gelen trafik kazalarındaki ölümler bakımından, HGK'nın 15.06.2011 gün ve 2011/17-142 Esas-411 Karar, HGK'nın 22.02.2012 gün ve 2011/17-787 Esas- 2012/92 Karar, HGK'nın 16.01.2013 gün ve 2012/17-1491 Esas- 2013/74 Karar sayılı ilamlarında vurgulandığı üzere, davacının talebinin ve iddia ettiği zararın ölenin mirasçısı sıfatına dayanmayan ve doğrudan kendisi üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki desteğin kusurunun davacıya yansıtılamayacağı ilkeleri gözetilmelidir.
Bu sebeplerle; desteğin davaya konu trafik kazasındaki kusurunun işleten olmayan davacının talep ettiği destekten yoksun kalma tazminatına etki etmeyeceği de dikkate alınarak, davalının tazminattan sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, zararın teminat dışı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı ve kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.