Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-KARAR-
Davacı 3. kişi vekili, ... 23.İcra Müdürlüğü’nün 2009/6528 Takip,Dinar İcra Müdürlüğünün 2010/586 talimat sayılı dosyasından 31.5.2010 tarihinde haczedilen mahcuzların müvekkiline ait olduğunu belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasını dava ve talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili,davacı ile borçlu arasındaki işyeri devrinin muvazaalı olduğunu, haczin borçlu şirketin tebligat adresinde ve çalışanı huzurunda yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı borçlu savunma yapmamıştır.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre;davacı ile davalı borçlu arasında 4.10.2007 tarihinde devir sözleşmesi yapıldığı,davalı alacaklının davanın reddi dışında mahcuzların davacı 3.kişiye ait olmadığı yönünde delil sunmadığı,davacının delillerine karşılık hacze konu eşyaların 3.kişiye ait olmadığı ve borçluya ait olduğu yönünde iddiada bulunan davalının ispat zorunluluğu altında olduğu, dava konusu mahcuzların davacıya ait olduğu kanaati oluştuğundan davanın kabulüne, dava konusu 31.5.2010 tarihli hacze konu mallar üzerindeki haciz işleminin iptaline karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK 96 ve devamı maddeleri gereğince 3.kişi tarafından açılmış istihkak istemine ilişkindir.
İİK 85/2 madde gereğince borçlu ile birlikte malı elinde bulunduran kişiler mal üzerinde 3.kişi yararına istihkak iddiasında bulunabilirler.
Somut olayda dava konusu 31.5 2010 tarihi haciz, borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste, davacı ve borçlunun yokluğunda, borçlu şirketin 22.12.2006 tarihine kadar ortağı olan ... huzurunda yapılmış, ... haciz yapılan işyerinin 2007 yılında borçlu tarafından davacıya devredildiği,adresin borçlu ile ilgisi bulunmadığını belirterek davacı 3.kişi yararına istihkak iddiasında bulunmuştur.Davalı alacaklı vekilinin istihkak iddiasını kabul etmemesi üzerine ... 8.İcra Hukuk Mahkemesinin 2.7.2010 tarih 2010/839 E-761K sayılı ilamı ile takibin devamına, 3.kişi ...'a istihkak davası açmak için 7 gün süre verilmesine karar verilmiş; karar dava dışı ...'a haciz adresinde bizzat 9.8.2010 tarihinde tebliğ edilmiş, eldeki dava ise tebligattan 27 gün sonra 6.9.2010 tarihinde açılmıştır.Dosya kapsamında ...'un davacı 3.kişinin yetkilisi ve ortağı olduğuna ilişkin belge bulunmamakla beraber davacı vekili dava dilekçesinin ilk paragrafının son satırında ...'un davacının temsilcisi olduğunu beyan ettiği, dilekçenin 3.paragrafında kararda ...'a dava için süre verilmesine rağmen davacının bu tebligattan haberi olduğunu, adli tatil içinde bulunulması da nazara alınarak davanın süresi içinde açıldığının bildirilmesi karşısında davacı 3.kişinin istihkak davası açmak için aslında ...'a değil kendilerine süre verildiğini, aynı işlerinde çalışan ...'a (davacının temsilcisi veya çalışanı) 9.8.2010 tarihinde yapılan tebligattan hemen haberdar oldukları, ancak davayı tebligatın adli tatil içinde yapılmış olması nedeniyle tebligattan 27 gün sonra 6.9.2010 tarihinde açtıkları anlaşılmaktadır.
İstihkak davaları basit yargılama usulüne göre bakılan davalardan olduğundan HUMK'nun 176/11 maddesi uyarınca adli ara vermede görülebilen davalardandır. O nedenle süreler adli ara verme içinde de işler. O halde davacı tarafından takibin devamına ilişkin kararın 9.8.2010 tarihinde tebliğinde itibaren İİK 97/6 maddesinde öngörülen 7
günlük dava açma süresi geçirilerek 6.9.2010 tarihinde açılan davanın süre yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
Kabule göre de; dava konusu haciz borçlunun tebligat adresinde yapıldığından İİK 97/a maddesindeki mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olup karine aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gereklidir.Davacı vekili delil olarak dava konusu mahcuzları 12.09.2007 tarihli devir sözleşmesi gereği borçludan devralındığını belirterek devir sözleşmesini sunmuştur. Borcun doğumundan sonra borçlu ile davacı arasındaki işyeri devrinin İİK 44 ve BK 179.maddelerde belirtilen usulde yapıldığı iddia ve ispatlanamadığından bu devir iyiniyetli alacaklıların haklarını etkilemiyeceği gibi iş yeri devrinin biran için muvazaalı olmadığı düşünülse bile İİK 44 ve BK 179 madde gereğince işletmenin borçlarından işletmeyi devralan 3.kişinin sorumlu olacağı göz önüne alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmeyen gerekçeyle davanın kabulü isabetli görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 25.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
.