Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/02/2009 gün ve 2006/520-2009/40 sayılı kararı onayan Daire’nin 03/05/2011 gün ve 2009/6149-2011/5340 sayılı kararı aleyhinde davacılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin dava dışı şirketlerde bulunan hisselerini bedeli mukabilinde davalının el koyduğu şirketlere devir ettiklerini, devir bedeline karşı senetler aldıklarını, bu senetlerin bir kısmının tahsil edildiğini, ayrıca müvekkillerinden ... ile ...’in maliki oldukları taşınmazların da, senetler karşılığında davalı tarafından el konulan şirkete devir edildiğini, yine bedel için verilen senetlerin bir kısmının tahsil edilemediğinden alacaklarının bulunduğunu, Şişli 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 24.08.2003 tarih ve 2003/443 müteferrik sayılı kararı ile, aralarında bu şirketlerin de yer aldığı Uzan Grubuna ait 179 adet şirketin hak ve alacaklarının dondurulmasına, tasarruf yetkisinin kaldırılmasına, hak ve alacakları üzerine tedbir konulmasına karar verildiğini, kalan senetlerinin ödenmediğini, davalının mevcut yönetim ve denetim kurullarını değiştirdiğini, yerine yenilerini getirdiğini, şirketler aleyhine yapılan takiplerin sonuçsuz kaldığını, taşınmazlarının ihale yoluyla satıldığını, müvekkillerinin alacakları ödenmeden satışların yapıldığını, davalının sebepsiz zenginleştiğini, davalının alacağın tahsilini engellediğini ileri sürerek, ihale yoluyla elde edilen gelirler ile taşınmazların satışından elde edilen gelirlerin, dilekçede açıkladığı şekilde müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların hukuki ilişkide bulunduğu şirketlerin ayrı tüzel kişilikleri olduğunu, davacıların veya bu şirketlerin müvekkili Kurumdan bir alacaklarının olmadığını, müvekkiline husumet düşmeyeceğini, şirketler hakkında kamu alacaklarının tabi olduğu usullerde takip yapıldığını, sebepsiz zenginleşme koşullarının bulunmadığını, 6183 Sayılı Kanun uyarınca davacıların belirttikleri şirketlerin taşınmaz ve işletmelerinin satıldığını, 8 katrilyonluk kamu alacağının tahsilinin amaçlandığını, ihalelerde de usulsüzlük olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının 5411 sayılı Kanunun 122. maddesi uyarınca davacıların alacaklı bulunduğu şirketlere el koyduğu, kamu alacakları için taşınmazlarının ihale yoluyla satıldığı, yeni yönetim ve denetim kurulu atadığı, ancak tüzel kişiliklerinin halen devam ettiği, davacıların senetlerin tahsili amacıyla takipler yaptıkları, satış işlemleri dolayısıyla şahsi alacaklarının doğduğu, davacıların sebepsiz zenginleşmeye dayandıkları, davalının zenginleşmesinde hukuki sebepler olduğu, el konulan şirketlerin üzerinde tasarruf etmeye yetkilendirildiği, davacılardan bir kısmının taşınmazlarını el konulan Atasu firmasına devir ettikleri, şirkete devir etmeleriyle mal varlıklarından çıktığı, şirketin mal varlığı kapsamına girdiği, bu taşınmazların şirket adına üçüncü kişilere satışı nedeniyle davalıdan hak iddia edemeyecekleri, alacaklarını tahsil etmemelerinde illiyet bağı olmadığı, diğer davacıların da hisselerini devir ettikleri şirketin işletmesinin satılmasından hak talep edemeyeceği, devir ettikleri şirketten talepte bulunabilecekleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacılar vekilince temyiz edilen karar, Dairemizin 03.05.2011 tarihli kararında yazılı gerekçelerle Onanmıştır.
Bu kez davacılar vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacılar vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 38,20 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 185,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 08/10/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.