Taraflar arasındaki Tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-KARAR-

Davacı vekili; müvekkiline kasko sigortalı aracın davalının trafik ve .... sigortacısı olduğu aracın kusurlu olarak sebebiyet verdiği kaza neticesinde hasarlandığını, yapılan ekspertiz sonucunda tespit edilen 13.027,00 TL hasar tazminatının sigortalıya 16.03.2007 tarihinde ödendiğini belirterek, fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla, 13.027,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Sigortalının kazada kusuru bulunmadığından ödeme yapılmadığını öne sürerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; İddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kabulü ile 13.027,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1- Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Dava, TTK.nun 1301. maddesine göre açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Sigortacı tarafından halefiyet ilkesine dayalı olarak açılan rücu davalarında uygulanacak temerrüt faizi oranı, halefiyet ilkesi çerçevesinde saptanmalıdır. Diğer bir deyişle, bu dava sigorta ettiren tarafından açılsa idi o dava sebebiyle hangi oranda temerrüt faizi istenebilecek ise, bu davada da aynı oranda temerrüt faizi istenebilecektir.
Davacıya kasko sigortalı olan araç özel araç olup, ticari niteliği bulunmaması karşısında mahkemece yasal faize hükmedilmesi gerekirken, ticari avans faizine hükmedilmiş olması doğru olmayıp bozma sebebi ise de; bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 sayılı HMK.'nun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK.'nun 438/7 maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile, hükmün 1. bendinde yer alan "reeskont faizi" ibaresinin hükümden çıkarılarak, yerine "yasal faiz" kelimesinin eklenmesine ve hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, karar düzeltme yolu açık olmak üzere 25.12.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.