Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 09.08.2012 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar ... ve arkadaşları tarafından istenilmekle, tayin olunan 25.12.2012 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden ... ve arkadaşları vekili Avukat ... ile karşı taraftan Hazine vekili Avukat ... geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında ... Köyü Karabayır Mevkii 259 ada 9,10; 260 ada 1; 261 ada 1,2; 264 ada 1,2,3 ve 4,265 ada 1 ve 2 sayılı parseller, Keles Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/32 esasında dava konusu edildiğinden söz edilerek, malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir.
Davacı Hazine tarafından 01.05.2001 tarihinde davalı sıfatıyla ..., ..., ... ve ... Köyü tüzel kişiliği aleyhine, ... Köyü, Karabayır Mevkinde bulunan 28.000 m² yüzölçümündeki taşınmazın tescili için, davalılar tarafından açılan tescil davasının kısmen kabulüne ilişkin mahkeme kararının, Yargıtay tarafından bozulmasından sonra, davacılar ... ve ...'in feragati nedeniyle davanın reddine karar verildiği, taşınmazın krokisinde (B) ile gösterilen bölümünün orman olduğu, (A) ile gösterilen 9.582 m² bölümünün ise, orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlendiği, (A) ile gösterilen bölümün Hazine adına tapuya tescili istemiyle dava açmış, davayı Orman Yönetimi ve Karayolları Genel Müdürlüğüne yaygınlaştırmış,
Asliye hukuk mahkemesinin 2001/29-39 esas sayılı dosyasında; davacılar ... ve ... tarafından, davalılar Hazine ve ... Köyü tüzel kişiliği aleyhine ... Köyü, Karabayır Mevkinde bulunan ... ...'dan satın aldıkları 40 dönüm ve ... Yalın'dan satın aldıkları 3.000 m² yüzölçümündeki iki parça taşınmazın zamanaşımı zilyetliği nedeniyle adlarına tescili iddiasıyla dava açmışlar, davalar birleştirilmiştir. Keles Asliye Hukuk Mahkemesinin Hazine tarafından açılan davanın kabulüne, ... ve ... tarafından açılan davanın ise reddine ilişkin 22.02.2005 gün ve 2004/104-18 sayılı kararı, tarafların karşılıklı temyizi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 11/10/2005 tarih ve 2005/11710 Esas, 2005/12039 karar sayılı kararıyla “... Irgın tarafından açılan tescil davasının reddine ilişkin, Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/71 esasına kayıtlı dava dosyasında bulunan, 29.03.1995 ... bilirkişi ve 23.08.1995 tarihli orman bilirkişi krokisinde, dava konusu olarak gösterilen yer ile somut olayda davalı olarak gösterilen yerlerin özellikle orman sınır hattı gözetildiğinde uyuşmadığı, bilirkişilerin orman sınır hattına irtibatlı krokisi ile orman kadastro haritasının çeliştiği, bu nedenle yeniden yapılacak keşifte, orman kadastro haritası 1996/71 esasa kayıtlı dava dosyasında dava konusu edilen taşınmazın krokisi ve çekişmeli taşınmazın krokisi çakıştırılarak, çekişmeli taşınmazın daha önce dava edilen yer olup olmadığının ve orman sınır hattına göre konumunun belirlenmesi, eğer daha önce açılıp vazgeçme ile biten davanın konusu ise, bu halde vazgeçmenin tarafları bağlayacağının düşünülmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur. Bozma kararına uyularak devam eden yargılama sırasında Keles Asliye Hukuk Mahkemesi de 17/06/2009 tarih ve 2006/32 Esas, 2009/43 Karar sayılı kararıyla görevsizlik kararı verilerek dosya mahkememize gönderilmiştir. Tüm davalar birleştirildikten sonra, mahkemece, davaların KISMEN KABULÜNE, çekişmeli ... Köyü 259 ada 9 sayılı parselin ... bilirkişi krokisinde (H) ile gösterilen 2068,39 m2,261 ada 2 sayılı parselin bilirkişi krokisinde (K) ile gösterilen 863,73 m2,264 ada 3 sayılı parselin krokisinde (C) ile gösterilen 2613,48 m² ve (D) ile gösterilen 775,42 m² yüzölçümündeki bölümleri ile 259 ada 10 sayılı parsel ve 261 ada 1 sayılı parselin tamamının orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, 259 ada 9 sayılı parselin (J) ile gösterilen 2822,94 m2 bölümünün ve 260 ada 1,264 ada 1 sayılı parsellerin tamamının ..., 261 ada 2 sayılı parselin krokisinde (L) ile gösterilen 3368,21 m²’lik bölümünün ve 265 ada 1 sayılı parselin tamamının ..., 264 ada 2,264 ada 4 ve 265 ada 2 sayılı parsellerin tamamının tarla niteliğiyle Hazine, 264 ada 3 sayılı parselin krokisinde (E) ile gösterilen 137,75 m² bölümünün ise, çamlık niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine, Orman Yönetimi, ... ile ... mirasçıları, ... ... ve .... tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 1990 yılında yapılıp, 10.07.1990 tarihinde ilân edilmiş ve 10.01.1991 tarihinde kesinleşmiştir.
1) Kesinleşmiş orman kadastrosuna ilişkin tutanak ve haritalar ile eski tarihli memleket haritaları, ... fotoğrafı ve amenajman planlarının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen orman bilirkişi ve ziraat uzmanı bilirkişi raporlarıyla çekişmeli ... Köyü 259 ada 10 ve 261 ada 1 sayılı parsellerin tamamı ile 259 ada 9 sayılı parselin krokisinde (H) ile gösterilen 2068,39 m2,261 ada 2 sayılı parselin krokisinde (K) ile gösterilen 863,73 m2,264 ada 3 sayılı parselin krokisinde (C) ile gösterilen 2613,48 m², (D) ile gösterilen 775,42 m² yüzölçümündeki bölümlerinin, 1991 yılı memleket haritasında orman sınırları dışında bırakılmışsa da, 1958 yılı memleket haritasında yeşil ile renklendirilip, orman olarak nitelendirildiği, bu yerlerin ... fotoğraflarında orman alanı olarak görüldüğü gibi, eylemli olarak 50 ilâ 100 yaşlarına kadar çam ağaçları ile tamamen kaplı, sınırdaki devlet ormanın devamı niteliğindeki devlet ormanı olduğu saptanıp, kural olarak; orman kadastrosunun kesinleştiği yerlerde, bir yerin orman olup olmadığı kesinleşmiş orman kadastrosu, harita ve tutanaklarının uygulanmasıyla çözümlenirse de, 6831 sayılı Kanunun, 4999 ve 6292 sayılı kanunlar ile değişik 7 ilâ 11. maddeleri gereğince, orman sayılan yerlerden olduğu halde, orman kadastrosu sınırları dışında bırakılmış ormanların sınırlandırılması olanağı bulunduğu, çekişmeli ... Köyü 259 ada 10 ve 261 ada 1 sayılı parsellerin tamamı ile 259 ada 9 sayılı parselin krokisinde (H) ile gösterilen 2068,39 m2,261 ada 2 sayılı parselin krokisinde (K) ile gösterilen 863,73 m², 264 ada 3 sayılı parselin krokisinde (C) ile gösterilen 2613,48 m², (D) ile gösterilen 775,42 m² yüzölçümündeki bölümlerinin, öncesi ve orman kadastrosunun yapıldığı 1991 yılında eylemli devlet ormanı olduğu, bana rağmen orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı, 6831 sayılı Kanunun 6292 sayılı Kanun ile değişik 7/2. maddesi gereğince yapılacak orman kadastrosunda orman olarak sınırlandırılma olanağı bulunduğu, orman kadastro komisyonlarına yasa ile verilen bu görevi ifayı imkansız hale getirecek şekilde karar verilemeyeceği, devlet ormanlarının tapu ya da kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği gözetilerek, bu taşınmazların devlet ormanı niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.
2) Keşif ve bilirkişi raporlarıyla çekişmeli ... Köyü 260 ada 1,264 ada 1,265 ada 1 sayılı parsellerin tamamı, 261 ada 2 sayılı parselin (L) ile gösterilen 368,21 m², 259 ada 9 sayılı parselin krokisinde (J) ile gösterilen 2822,94 m² yüzölçümündeki bölümlerinin, öncesi ve eylemli durumu itibariyle orman sayılan yerlerden olmadığı, kadim tarım alanı olduğu, davacı gerçek kişiler yararına zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek, 259 ada 9 sayılı parselin (J) ile gösterilen 2822,94 m² yüzölçümündeki bölümü ile 260 ada 1 ve 264 ada 1 sayılı parsellerin tamamının ..., çekişmeli 265 ada 1 sayılı parselin tamamı ve 261 ada 2 sayılı parselin krokisinde (L) ile gösterilen 3368,21 m² yüzölçümündeki bölümünün ise ... adına tesciline karar verilmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, Hazine ve Orman Yönetiminin bu taşınmazlara ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, bu taşınmazlara ilişkin hükmün onanması gerekmiştir.
3) Eski tarihli memleket haritası, ... fotoğrafı ve amenajman planlarının uygulanmasına dayalı araştırma,inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporlarıyla çekişmeli ... Köyü 264 ada 2,4; 265 ada 2 sayılı parsellerin tamamı ve 264 ada 3 sayılı parselin krokisinde (E) ile gösterilen 137,75 m² yüzölçümündeki bölümünün 1991 yılı orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı, öncesi ve eylemli durumu itibariyle orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiğinden, Orman Yönetiminin bu parsellere ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
4) Davacı gerçek kişilerin çekişmeli ... Köyü 264 ada 2 ve 4,265 ada 2 sayılı parsellerin tamamı ve 264 ada 3 sayılı parselin krokisinde (E) ile gösterilen 137,75 m² yüzölçümündeki bölümlerine yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece, keşif ve bilirkişi raporlarıyla bu taşınmazların orman sınırları dışında olduğu, öncesi ve eylemli durumu itibariyle orman sayılan yerlerden olmadığı, kadim tarım alanı olduğunun belirlendiği, yerel bilirkişi ve tanıkların davacı gerçek kişilerin zilyetliğini haber verdikleri, ancak, bu yerler için ... ve ... tarafından açılan tescil davasının feragat nedeniyle reddine ilişkin, Keles Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.10.1997 gün ve 1996/71-48 sayılı kararının bulunduğu, bu tarihten sora dava tarihine kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı gerekçesiyle davasının reddine karar verilmiştir.
Gerçekten de, davacılar; ... ve ... tarafından davalı sıfatıyla, Hazine ve ... Köyü tüzel kişiliği aleyhine 01.09.1994 tarihli dilekçeyle, ... Köyü, Eski Bursa Karabayır mevkiinde bulunan K: Hazine arazisi, ormanlık ve ... Doğusu: ... ... tarlası, Güneyi: ... ve devlet yolu, Batısı: ... ile çevrili 28.000 m² yüzölçümündeki taşınmazın Medeni Kanunun 639. maddesi gereği tescili istemiyle dava açıldığı, davanın Orman Yönetimine yaygınlaştırıldığı, keşif sonucu orman uzmanı bilirkişi ... tarafından düzenlenen 23.08.1995 havale tarihli raporda, tescil davasına konu taşınmazın (A) ile gösterilen 9582 m² yüzölçümündeki bölümünün orman sınırları dışında orman sayılmayan yer, (B) ile gösterilen 3903 m² yüzölçümündeki bölümün ise, orman sayılan yerlerden olduğu bildirilmiş, ... bilirkişi de parselin (B) ile gösterilen 3903 m² yüzölçümündeki bölümünde çam ağaçlarının, (A) ile gösterilen 9582 m2 yerin üzerinde de meyve ağaçları ve çilekler bulunduğu toplam yüzölçümünün 13482 m² olduğu bildirilmiş, davanın kısmen kabulüne (A) ile gösterilen 9582 m² bölümün ... ve ... adına tesciline ilişkin 20.10.1995 gün ve 1995/75-85 sayılı kararı, Hazine tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 22.10.1996 gün ve 1996/2239,8870 sayılı kararı ile “taşımazın ortak muris ...’ten kaldığı iddia edildiğine göre, ...’in tüm mirasçılarının davaya katılması gereğine değinilerek bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sırasında; 11.09.1997 tarihli celseye taraflar gelmemiş, dava dosyası yenileninceye kadar işlemden kaldırılmış, davalı gerçek kişiler vekili Avukat Meral Gönen davayı takip edeceklerini bildirmiş, bunun üzerine 11.09.1997 tarihli yenileme zaptı ile dava dosyası yeniden işleme konularak, celse 23.10.1997 tarihine bırakılmış, 23.10.1997 tarihli bu celseye, davacılar vekili ... ile davalı ... vekili gelmiş, dosyadaki vekaletnamesine göre davadan feragat yetkisi de bulunan Avukat ...'in “davadan vazgeçiyoruz dedi, beyanı okundu” şeklindeki beyanının altı imzalattırılmış, davalı vekili davayı takip etmek istediklerini bildirmiş, mahkemece, aynı celsede davacılar vekilinin vazgeçmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, gerekçede aynı sözler tekrar edildikten sonra, davacıların feragati nedeniyle davalarının reddine karar verilmesi gerektiğine de değinilerek, dava ret edilmişse de, 23.10.1997 gün ve 1996/71-48 sayılı redde ilişkin bu kararın davanın taraflarına tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır.
6100 sayılı H.U.M.K.’nun 307. (1086 sayılı H.U. M.K.’ nun 79) maddesi gereğince “Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.” feragat tek taraflı bir taraf işlemi olup, kabule bağlı değildir. Hakkın özünü ilgilendirir, feragat ile bu haktan başka deyişle dava ile ulaşılmak istenen haktan kayıtsız şartsız vazgeçilmesi söz konusudur. 6100 sayılı Kanunun 150/1 (H.U.M.K.’nun 409) maddesi gereğince “Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.” uygulamada davanın geri alınması ya da davadan vazgeçilmesi de denen bu durumda, haktan başka deyişle dava ile ulaşılmak istenen sonuçtan vazgeçilmemekte, bu hakkın elde edilmesi için açılan davanın takibinden vazgeçilmektedir. Uygulamada bu iki durum bir biri ile karıştırılmakta, bazen feragati ifade etmek üzere davadan vazgeçildiği söylenebilmektedir. Sonuçları itibariyle; birbirinden farklı olan bu iki irade beyanı konusunda tereddüt oluşması halinde, durum beyan sahibine izah ettirilmeli, beyanı açıklattırıldıktan sonra imzası ile tasdik ettirilmelidir.
Somut olayda, açılan tescil davasında verilen kısmen kabule ilişkin kararın, Yargıtay tarafından ortak murisin diğer mirasçılarının da davaya dahil edilmesi gerektiğine değinen bozması üzerine, diğer mirasçıların taksim ve tek başlarına zilyetliği dayanan davacıların karşısına, murisin mallarını taksim edilmediği ve tüm mirasçılara ait olduğunu savunarak karşı koymaları üzerine, davacılar vekili davadan vazgeçtiklerini bildirmiş, mahkemece bu beyanın davadan bütün hüküm ve sonuçları ile kayıtsız ve şartsız olarak vazgeçme olup olmadığı açıklattırılmamış, gerekçede bu beyanın davanın geri alınması değil, davadan feragat olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmişse de, davacı taraf somut olayda, daha önce aynı yer için açtıkları davadan feragat etmediklerini, davayı takipten vazgeçtiklerini beyan ettiklerine göre, 23.10.1997 tarihli celsedeki davadan vazgeçiyoruz şeklindeki beyanlarının, davadan feragat mı? yoksa davanın geri alınması mı olduğunun belirlenmesi önem arz etmektedir. Çünkü feragat, karşı tarafın kabulüne bağlı olmadan kesin hükmü gibi sonuç doğuran irade beyanı olup, sonuç doğurabilmesi için, feragat nedeniyle davanın reddine ilişkin kararın kesinleşmesi gerekmez. Bu nedenle, davacı tarafın beyanını feragat olarak kabul eden gerekçesi nedeniyle, tescil davasının reddine ilişkin Keles Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.10.1997 gün ve 1996/71-48 sayılı kararının taraflarına tebliğ edilerek kesinleştirilmesi, bu şekilde davacı tarafın beyanının feragat olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Diğer taraftan sözü edilen kararın tebliğe çıkarılmadığı, bu sırada arazi kadastrosu yapılıp, çekişmeli yerler için kadastro tesbit tutanağı düzenlendiğinden, genel mahkemedeki bu dava dosyasının, hangi aşamada bulunduğuna bakılmadan, 3402 sayılı Kanunun 5 ve 27. maddesi hükümlerine göre kadastro mahkemesine aktarılması ve konusu ve tarafları aynı olan bu dava dosyası ile birleştirilmesi gereklidir.
O halde, ... ve ... tarafından 01.09.1994 tarihinde açılan tescil davasının reddine ilişkin Keles Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.10.1997 gün ve 1996/71-48 sayılı kararının taraflarına tebliğ edilmesi, temyiz edilmesi halinde sonucunun beklenmesi, temyiz edilmemesi halinde, tebliğ aşamasındayken çekişmeli yerler için kadastro tesbit tutanağı düzenlendiğinden, dava dosyasının 3402 sayılı Kanunun 5 ve 27. maddesi hükmüne göre kadastro mahkemesine devredilmesi beklenmeli, dava dosyasının kadastro mahkemesine devredilmesi halinde, tarafları ve konusu aynı olan dava dosyaları birleştirilmelidir.
Kabule göre, gerçek kişiler tarafından Medeni Kanunun 713. maddesine göre açılan tescil davasında Hazine, Orman Yönetimi ve köy tüzel kişiliğinin yasal hasım olduğu, Hazine tarafından açılan davada yasal hasım bulunmadığı, yasal hasımlar aleyhine avukatlık ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilemeyeceği gibi, 3402 sayılı Kanuna 6099 sayılı Kanun ile eklenen 36/A maddesi gereğince, Hazine tarafından açılacak davalarda davalı şahıslar aleyhine yargılama giderlerine ve avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği gözetilip tartışılarak, taraflar için yargılama giderlerine ve avukatlık ücretine hükmedilmemesi doğru değildir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, bu taşınmazlar için yargılamaya devamla hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
1) Yukarıda birinci bentde açıklanan nedenlerle; davacı ve davalı Hazine ile davacı gerçek kişilerin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle, ... Köyü 259 ada 10 ve 261 ada 1 sayılı parsellerin tamamı ile 259 ada 9 sayılı parselin krokisinde (H) ile gösterilen 2068,39 m2,261 ada 2 sayılı parselin krokisinde (K) ile gösterilen 863,73 m², 264 ada 3 sayılı parselin krokisinde (C) ile gösterilen 2613,48 m², (D) ile gösterilen 775,42 m² yüzölçümündeki bölümlerine ilişki hükmün ONANMASINA,
2) Yukarıda ikinci bentde açıklanan nedenlerle; davacı ve davalı Hazine ile davalı ... Yönetiminin temyiz itirazlarının reddiyle, ... Köyü 260 ada 1,264 ada 1,265 ada 1 sayılı parsellerin tamamı, 261 ada 2 sayılı parselin (L) ile gösterilen 368,21 m2,259 ada 9 sayılı parselin krokisinde (J) ile gösterilen 2822,94 m² yüzölçümündeki bölümlerine ilişkin hükmün ONANMASINA,
3) Yukarıda üçüncü bentde açıklanan nedenlerle; davalı ... Yönetiminin çekişmeli ... Köyü 264 ada 2 ve 4,265 ada 2 sayılı parsellerin tamamı ve 264 ada 3 sayılı parselin krokisinde (E) ile gösterilen 137,75 m² yüzölçümündeki bölümüne ilişkin temyiz itirazlarının REDDİNE,
4) Yukarıda dördüncü bentde açıklanan nedenlerle; davacılar ... mirasçıları ile ...'ın temyiz itirazlarının kabulü ile çekişmeli ... Köyü 264 ada 2 ve 4,265 ada 2 sayılı parsellerin tamamı ve 264 ada 3 sayılı parselin krokisinde (E) ile gösterilen 137,75 m2 yüzölçümündeki bölümüne ilişkin hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, Yargıtaydaki duruşma tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesine göre taktir edilen 900,00.-TL avukatlık ücretinin davacı ve davalı Hazine ile Orman Yönetiminden alınarak, eşit paylar ile davacı gerçek kişilere verilmesine, yine taktir edilen 900,00.-TL avukatlık ücretinin de davacı gerçek kişilerden alınarak davalı Hazineye verilmesine, peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde yatıran davacı gerçek kişilere iadesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 25.12.2012 günü oybirliği ile karar verildi.