Zimmet suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçundan mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm ve karar temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanık hakkında zimmet suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın CMK'nın 231/12. maddesi karşısında itiraza tabi olup temyizi mümkün bulunmadığından, aynı Kanunun 264. maddesi hükmü de gözetilerek suçtan zarar gören Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin itiraz mahiyetinde kabulü ile bu karar yönünden dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE, incelemenin kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre köy karar defterindeki 24/12/2012 tarihli ve 3 sayılı karara yönelik sahtecilik suçuna ilişkin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Hekimhan Kaymakamlığının 04/06/2013 tarihli ve 4 sayılı soruşturma izni kararında 11/12/2012 tarihli köy karar defterindeki sahtecilik isnadına yönelik soruşturma izni bulunmadığı, bu nedenle 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca sanığın 11/12/2012 tarihli sahtecilik eylemi hakkında yetkili merciden soruşturma izni alınması gerektiği ancak dosyada izin alındığına ilişkin bilgi ve belge bulunmadığından durma kararı verilerek, yetkili merciden soruşturma izni istenmesi gerektiği gözetilmeden genel hükümlere göre açılan davaya devamla yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de;
Sanığın suça konu köy karar defterindeki sahtecilikleri farklı tarihlerde gerçekleştirdiğine dair somut delil bulunmaması karşısında, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda resmi belgede sahtecilik suçunu birden fazla kez işlediği kabul edilerek hakkında TCK'nın 43. maddesi uygulanmak suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı Kararının 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK'nın 53/1. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Sanığın atılı suçu TCK'nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilmesine rağmen hakkında aynı Kanunun 53/5. maddesinin uygulanmaması,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 17/09/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.