Değişen suç vasfına göre; zincirleme basit zimmet suçundan mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Hükmün verildiği son celsede sanığa açıkça son sözü sorulmayarak CMK'nın 216/3. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması,
Kabule göre de;
Konya Barosuna kayıtlı serbest avukat olarak görev yapan sanığın, alacaklı vekili sıfatıyla katılan adına yaptığı icra takibi ile ilgili olarak farklı tarihlerde haricen tahsil ettiği paralardan katılanı haberdar etmediği ve katılanın talep etmesine rağmen bu paraları vermeyerek uhdesinde tuttuğu iddia ve kabul olunan somut olayda; sanığın aşamalardaki sözlü ve yazılı beyanlarında, senet borçlusu ...'ten tahsil ettiği parayı katılanın eşinin yanında katılana verdiğini, diğer senet borçlusu ...'dan tahsil ettiği paradan havale yoluyla gelmesinden dolayı geç haberi olduğunu, bu parayı vekalet ücreti ve masraflarını çıkarttıktan sonra ödemeyi teklif ettiğini, bir kaç defa çalışanı ... ... ile bakiye kalan miktarı katılana gönderdiğini ancak katılanın bakiye kalan kısmı değil tüm tahsilatı talep ettiğini, bu konuşmalara ... ... ve ... ...'nin de tanık olduğunu, katılanla arasındaki asıl meselenin muhasebe alacak ücretinden doğduğunu, katılanın bu alacağını tahsil etmek amacıyla ödemeyi kabul etmediğini, ayrıca mahkemece vekalet ücreti alacağının tespit edilmesi halinde bakiye kalan kısmı ödeyeceğini belirtmesi karşısında, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkartılması açısından, sanık ile katılan arasında muhasebe sözleşmesinden doğan bir uyuşmazlık bulunup bulunmadığı araştırılıp, sanığın iddia ettiği gibi borçlu ...'dan tahsil ettiği paranın ödemesinin gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda katılanın eşinin, borçlu ...'dan tahsil ettiği paradan vekalet ücreti ve masrafların çıkartılması sonucunda bakiye kalan miktarın ödenmesi teklifinde bulunup bulunmadığı hususunda ... ..., ... ... ve ... ...'nin tanık olarak dinlemesi sonrasında, dava konusu paranın tahsil edildiği tarihler itibarıyla sanığın katılandan muaccel hale gelmiş vekalet ücreti alacağı olup olmadığı, varsa miktarı hususunda bilirkişi raporu aldırılmasını müteakip, tahsilat ve şikayet tarihleri de göz önünde bulundurularak, sonucuna göre eyleminin sübutu ve hukuki niteliğinin takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK'nın 53/1. maddesiyle ilgili yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Yüklenen suçu TCK'nın 53/1-e maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanunun 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna hükmedilmemesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 17/09/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.