Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 03.07.2013 günü plakası tespit edilemeyen aracın, müvekkilinin sevk ve idaresindeki motosikleti sıkıştırarak kazaya sebebiyet vermesi sonucunda davacının malul kaldığını, kaza tespit tutağında müvekkilinin kusurlu olduğunun tespit edildiğini ancak müvekkiline yüklenen kusuru kabul etmediklerini ileri sürerek dava değerini artırma hakkı saklı kalması kaydıyla şimdilik 200,00 TL geçici iş göremezlik ve 3.000,00 TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 3.200,00 TL tazminatın davalıdan tahsili ile temerrüt tarihinden itibaren ticari temerrüt-avans faizi uygulanmasına karar verilmesini talep etmiş, ıslah ile talebini 9.830,21 TL geçici iş göremezlik ve 155.581,96 TL sürekli iş gücü kaybı tazminatı olmak üzere toplam 165.412,17 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde plakası tespit edilemeyen aracın kusuru bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, zira söz konusu trafik kazasına ilişkin düzenlenen kaza tespit tutanağında; "Bu kazanın oluşumunda sürücü ... 2918 sayılı K.T.K. nın 84. md'de yer alan sürücü kural ihlallerinden 'F' (manevraları düzenleyen genel şartlara uymama) kuralını ihlal ettiği kaza yeri incelemesinden anlaşılmıştır." ifadelerine yer verilerek kazanın meydana gelmesinde davacı ...'ın %100 kusurlu, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün ise kusursuz bulunduğunun belirtildiğini, davacının daimi maluliyetinin tespitinin gerektiğini, aksi kanaatte olunması halinde hükmedilecek tazminattan müterafık kusur indiriminin yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadıklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacı ...'ın ve kaza anında bu motosiklette yolcu olan ...'ın ifadelerine itibar edilmesinin uygun olacağı ve dolayısıyla başka bir aracın motosikletin şeridine yönelmesi sonucu kazanın meydana geldiği, kazanın meydana geliş şekli ile ilgili olarak ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan raporda belirtilen birinci olasılığa iştirak edilerek davalı ... Hesabının meydana gelen zararlardan plakası tespit edilemeyen aracın kusuru oranında sorumlu olduğu sonucuna varılarak davanın kabulü ile 9.830,21 TL geçici iş göremezlik ve 155.581,96 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 165.412,17 TL tazminatın temerrüt tarihi olan 22.06.2017 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen taşıtın cinsinin ve plakasının tespit edilemediğini, davacının kendi kusuru ile yaralandığını, başka bir aracın varlığının şüpheli olduğunu, davacının kask kullanmadığını bu nedenle müterafık kusur indirimi yapılması gerektiğini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadıklarını, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olabileceğini, teminat mektubunun iadesi konusunda karar verilmesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarara dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.
Dosyada mevcut tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; kaza tespit tutanağı ile uyumlu olduğu anlaşılan ... Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin 31.07.2018 tarihli raporunun (B) bölümündeki tespit ve mütalaaya göre davacının olayda tam kusurlu olduğu, yine ... Cumhuriyet Başsavcılığınca davaya konu trafik kazasına sebebiyet verdiği iddia olunan meçhul şüpheli hakkında yapılan 2013/53922 sayılı soruşturma sonunda kaza tespit tutanağında müştekinin yaralanmasında sadece kendisinin kural ihlalinde bulunduğunun tespit edildiği, meçhul şüphelinin müştekinin motosikletine çarparak veya temas ederek kazaya sebebiyet verdiğine dair delil bulunmadığı gerekçesi ile 19.12.2013 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmakla davanın tümden reddi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru görülmemiş ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.05.2025 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
Davaya konu kazaya karışan aracın plakası ve sürücüsünün tespit edilemediğini iddia eden motosiklet sürücüsü konumundaki davacı, meçhul bu araç nedeniyle davalı ...'na husumet yöneltmiştir. İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin olarak verdiği karara karşı davalı yanın istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan reddedilmiş, sayın çoğunluk tarafından meçhul aracın kazaya neden olmadığı ve davacının kazada tam kusurlu olduğu gözetilip davanın reddi gerektiğine vurgu yapılarak karar bozulmuştur. Ancak varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir.
Davacı tarafın iddia ettiği meçhul araç sıkıştırması ile kazanın meydana geldiğinin olaya ilişkin kaza tespit tutanağının düzenlenmesi sırasında (olayın sıcağıyla) davacı ve yolcusu tarafından beyan edildiği ve bu durumun tutanağa geçirilmiş olduğu; davacının yaralanması nedeniyle aynı gün hastaneye "trafik kazası" kaydı ile girişinin bulunduğu; davacının motosikletinde yolcu konumunda olan ...'ın ceza soruşturması aşamasında olay günü alınan ifadesinde meçhul aracın sıkıştırması ile davacının bariyerlere sürtmesiyle kazanın meydana geldiğini beyan ettiği dikkate alındığında, meçhul aracın sıkıştırması ile davacı motosiklet sürücüsünün bariyerlere sürtmesi suretiyle olayın gerçekleştiğinin kabulü gerekir.
Her ne kadar sayın çoğunluk tarafından, kaza tespit tutanağında sadece davacıya kusur atfedildiği ve Adli Tıp Kurumu raporunda davacının tam kusurlu olduğunun tespit edildiği kabulüyle karar verilmişse de kaza tespit tutanağında meçhul araç sıkıştırması iddiasının bulunduğu, olayın sıcağıyla kolluk görevlilerine beyanda bulunan davacı ile yolcusunun beyanının gerçeği yansıttığının kabulü gerekir. Diğer yandan, Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporun ise meçhul aracın varlığına ilişkin takdiri mahkemeye bırakarak ihtimalli kusur tespiti yaptığı, davacı ile yolcusunun ceza soruşturmasındaki tutarlı ve uyumlu beyanlarına göre oluş biçiminin belirlenmesi gerekeceğinden, mahkemenin hükme esas aldığı ihtimalin dosya kapsamına daha uygun olduğu değerlendirilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacı ile tanık konumundaki yolcusunun tutarlı beyanlarına göre düzenlenen 01.10.2018 tarihli üçlü heyet raporu ile 31.07.2018 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunun "A" bendindeki ihtimale göre meçhul aracın % 60 kusur oranına göre tazminata karar verilmesinde usulsüzlük bulunmadığından, davalı yanın bu yöne ilişkin temyiz itirazları reddedilip diğer temyiz itirazları incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.