Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 15.03.2009-21.07.2015 tarihleri arasında davalı işyerinde beton mikser şoförü olarak çalıştığını, son maaşının net 1.850,00 TL olduğunu, haftanın 7 günü beton döküm işinin bitimi ile bağlantılı şekilde 07.00-23.00 / 24.00 saatleri arasında çalıştığını, izin kullanmayan davacının; fazla çalışma, hafta tatili, resmi tatil, asgari geçim indirimi alacaklarının ödenmediğini, 2015 Temmuz ayında hizmet dökümü alan davacının; Sosyal Güvenlik Kurumu primlerinin düşük ücret üzerinden ödendiğini, işe sürekli girdi çıktı yapıldığını, dönem dönem davalı şirketin organik bağ içinde olduğu başka şirketlerde bildiriminin yapıldığını öğrendiğini ve ... 2.Noterliği'nin 21.07.2015 tarih ve 04463 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile iş sözleşmesini tek taraflı ve haklı olarak feshettiğini, buna rağmen işçilik alacaklarının ödenmediğini beyanla; kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmındagerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Öte yandan, kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi sebeple o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.

Kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisi, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı ilamı gereğince bozma sebebidir.
Somut uyuşmazlıkta, kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkraların tamamen farklı oldukları görülmekle, bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre hükmedilen kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın tekrar hüküm altına alınması gerekir.
Yukarıda açıklanan ilke ve esaslara uyulmadan, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılarak verilen yerel mahkeme kararının bozulmasına, bozma nedenine göre diğer temyiz sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 17.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.