Mahkeme kararı davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının bir ... hastanesi olan ...Hastanesinde son derece iyi koşullarda bakımı ve tedavisinin tamamlandığını, davalıya uygulanan tedavi ile davacının iyileşip taburcu olduğunu, 47 gün hastanede kaldığını, ancak davacının tedaviyle ilgili olarak hastaneye hiçbir ödemede bulunmadığını, davalının faturada da görüleceği üzere 31.384,13 TL ödemesi gerektiğini beyanla, tedavi masrafı olan 31.384,13 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 12.01.2010 tarihinde ... hastanesinde ameliyat olan eşini ziyarete gittiği sırada davalının, hastanede güvenlik görevlisi olarak çalışmakta olan dava dışı...'nın sevk ve idaresindeki aracın çarpması sonucu yaralandığını ve ağır şekilde yaralanan müvekkilinin, davacı hastanede ilk müdahalesinin yapıldığını, erken taburcu edilmesi nedeniyle tedavisine başka hastanede devam edilmek zorunda kalındığını, hastanenin müvekkilini erken taburcu etmesi ve tedavisini tamamlamaması sebebiyle kusurlu olduğunu, taburcu edilmekle kalmayıp hastanede diğer hastalara yapılan muameleden farklı olarak kendisine verilen tedavinin lütuf gibi aksettirildiğini, müvekkilinin taburcu edildiği sırada mevcut olmayan bir faturanın daha sonra tanzim edildiğini, bu faturanın davacının maddi ve manevi tazminat talep etmesine karşılık düzenlendiğini, müvekkiline kusurlu hizmet verildiğini, hastanenin işveren olarak kusursuz sorumlu olduğunu, kaza sebebiyle ortaya çıkan tedavi masrafı ve diğer maddi zararları karşılamak zorunda olduğunu, fatura ile talep edilen alacağın hiç doğmadığını belirterek davanın reddini istemiş; daha sonra başka bir hastanede tedavisine devam ettiğini, davacının çalışanının kusuru nedeni ile zararın meydana geldiğini ve müvekkilinden talep edilemeyeceğini, davacı hastane ve çalışanı hakkında ... ... 7.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/394 esasında kayıtlı davayı açtıklarını, bekletici mesele yapılması gerektiğini ve esasen davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının talep edebileceği tedavi giderinin belirlenmesi yönünden dosya üzerinde belgeler değerlendirilerek doktor bilirkişi tarafından düzenlenen 03.06.2013 tarihli kök rapor ile 21.04.2014 tarihli ek raporda, davalının 12.01.2010 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonrası davacı hastanede tedaviye başlandığı, 28.02.2010 tarihinde şifa ile taburcu edildiği, yapılan tıbbi tedavi gider tutarının 31.384,13 TL olduğu ancak 6111 sayılı Kanun'un 59. maddesi ile değiştirilen 2918 sayılı Kanun'un 98. maddesi gereğince bu tutarın 8.449,70 TL'sinin talep edilebileceğinin bildirildiği, davalının geçirdiği trafik kazası sonucu davacı hastanede tedavi gördüğü, tedavi giderlerinin ödenmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 8.449,70 TL tedavi gideri alacağının dava tarihi olan 26.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kazanın meydana geldiği hastane bahçesinin karayolu olmadığını, bu nedenle KTK hükümlerinin uygulanamayacağını, tüm tedavi masraflarının hastane tarafından karşılanmasına karşın davalının ödeme yapmadığını, kazanın meydana gelmesinde davacının hiçbir kusuru ve ihmali bulunmadığını, davalının hastane masraflarını ödemediği gibi hiçbir kusuru bulunmayan hastaneden tazminat talep etmesi nedeniyle kendisi için yapılan hastane masraflarını talep etme zarureti doğduğunu, 2918 sayılı Kanun'un 98. maddesinde 6111 sayılı Kanun'un 59. maddesi ile yapılan değişikliğin 12.01.2010 tarihinde meydana gelen kazaya geriye dönük olarak uygulanamayacağını, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamanın hastane tarafından yapılan tüm sağlık hizmetlerini kapsamadığını, ayrıca davacı hastanenin 25.02.2011 tarihinde SGK ile bir sözleşmesi bulunmadığını, davanın tümden kabulü gerektiğini beyan etmektedir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; hastane bahçesinde ... hastanesinde güvenlik görevlisi olarak çalışan sürücünün kullandığı aracın davalıya çarptığını, hastane acil servisinde tedavi altına alındığını, kaza sebebiyle davalının şikayetçi olması nedeniyle tedavisi tamamlanmadan hastane tarafından taburcu edildiğini, tedavisini tamamlamak amacıyla ve masrafları kendisine ait olmak üzere başka hastanelerde tedavi olduğunu, davacı hastanede tedavi görmediğini, davalı aleyhine kurulan hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan etmektedir.
Uyuşmazlık, 12.01.2010 tarihinde davacı hastanenin bahçesinde hastanede güvenlik görevlisi olarak çalışan sürücünün davalıya çarparak yaralaması nedeniyle davacı hastanede tedavi gören davalı için yapılan tedavi masraflarının tahsili istemine ilişkindir.
1-Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 55. maddesi uyarınca istihdam eden maiyetinde istihdam ettiği kimselerin hizmetlerini ifa ettikleri esnada yaptıkları zarardan mesuldür. Yani adam çalıştıran çalıştırmış olduğu kişinin başkalarına vermiş olduğu zarardan özen ilkesi gereğince kusursuz sorumludur.
Somut olayda; dava dışı...’nın davacı ... hastanesinde güvenlik görevlisi olarak çalıştığı, adı geçen çalışanın sevk ve idaresindeki araç ile 12.01.2010 tarihinde davalıya çarptığı, davalının cismani zarara uğramasına sebebiyet verdiği, yapılan ceza yargılaması sonucunda taksirle yaralama suçundan mahkumiyetine karar verildiği ve kararın derecattan geçerek kesinleştiği, kaza nedeniyle davalı ...'un davacı nezdinde tetkik ve tedavilerinin yapıldığı, kaza tarihi ile 15.06.2010 tarihleri arasında yapılmış sağlık hizmetlerine ilişkin faturanın 05.08.2010 tarihinde düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Davacı ile dava dışı... arasında adam çalıştıran çalışan ilişkisi mevcut olup davacı 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 55. maddesi uyarınca davalının tedavi giderleri dâhil tüm cismani zararlarından (m. 46) sorumludur. Buna göre yapmış olduğu tetkik ve tedavi karşılığı zarar gören davalıdan tazminat istemesi mümkün değildir.
Hal böyle olunca, davanın işbu sebepten reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan hükmün BOZULMASINA,
2.Yukarıda (2) numaralı bentte gösterilen nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.