Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar ..., ... ve ... vekili tarafından adli yardım talebinde bulunulmuş olup, davacı tarafça gerekli harçların yatırılmış olduğu anlaşıldığından bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 20.09.2015 tarihinde davacıların desteğinin sevk ve idaresindeki davalı nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) olan aracın karıştığı tek taraflı trafik kazasında davacıların desteğinin vefat ettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik davacılardan ... için 5.000,00 TL, ... için 2.500,00 TL, ... için 1.500,00 TL, ... için 1.000,00 TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle talebini davacılardan ... için 242.465,26 TL'ye, ... için 44.627,42 TL'ye, ... için 2.907,32 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; mahkemenin yetkisiz olduğunu, alacaklı-borçlu sıfatının birleştiğini, sürücünün ehliyetsiz olduğunu, Trafik Sigortası Genel Şartları B.4.c maddesi uyarınca tazminatı gerektiren olayın rücu sebebi olduğunu, trafik sigortası yeni genel şartları uyarınca sürücünün %100 kusurlu olarak ölmesi sonucu varislerin destekten yoksunluk tazminatı talep etme hakkının bulunmadığını, sorumluluğun poliçede yazılı limitle sınırlı olduğunu, tarafların kusur durumunun ve davacıların destekten yoksun kalıp kalmadıklarının tespiti gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile, 241.629,18 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine, 44.473,54 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine, 2.897,28 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine, davacı ... yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda, sürücü desteğin sevk ve idaresindeki araçla 20.09.2015 tarihinde kusurlu olarak yapmış olduğu tek taraflı trafik kazasında ölmesi nedeni ile davacıların aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısından destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunduğu, kaza yapan araca ilişkin poliçenin teminat başlangıç ve bitiş tarihlerinin 11.08.20 15... .08.2016 olduğu, davalı ... şirketinin sorumluluğunun kapsamının ise 01.06.2015 tarihinde, yani poliçenin teminat başlangıç tarihinden önce yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları’na göre belirleneceği, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları A.3. maddesine ve A.5. maddesinin (ç) bendine göre ancak üçüncü kişinin ölümü dolayısıyla oluşan destek zararlarının, destekten yoksun kalma (ölüm) teminatı kapsamında olduğu, bunun sonucu olarak, sigortacının destek zararlarından sorumlu olması için, motorlu aracın işletilmesi sırasında ölen kişinin mutlaka üçüncü bir kişi olması gerektiği, eldeki davada ise, murisin (desteğin) üçüncü kişi olarak kabulünün mümkün olmadığı, uyuşmazlığın 20.09.2015 tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazası sebebiyle davacıların uğradıklarını ileri sürdükleri zararın, poliçe teminatı kapsamında kalıp kalmadığı, davacıların murisinin % 75 oranında kusuruyla sebep olduğu trafik kazasında vefatıyla davacıların davalı ... şirketinden tazminat talep edip edemeyecekleri noktasında toplandığı, tarafların ve ilk derece mahkemesinde kabulünde olduğu üzere poliçenin yürürlük tarihinin 11.08.20 15... .08.2016 tarihleri arasında olduğu, 20.09.2015 tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazasında ilk derece mahkemesince alınan kusur raporuna göre, davacıların murisi araç sürücüsü Suphi’nin % 75, dava dışı sigortalı araç işletenin % 25 oranında kusurlu bulunduğu, mahkemece, davalı şirket tarafından düzenlenen poliçe kapsamında toplam teminat tutarı üzerinden davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verildiği, 2918 sayılı KTK’nun 91 inci maddesine göre sigortacının, işletenin aynı Kanunun 85 inci maddesinin 1 inci fıkrasındaki motorlu aracın işletilmesi sırasında üçüncü kişilere vermiş olduğu zararlardan sorumluluğunu üstlendiği, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Malî Sorumluluk Sigortası Genel Şartların A.2 (d) bendinde sigortalının sorumlu olduğu zarar tanımında, A.3 maddesinde sigortanın sorumluluk kapsamında ve A.5. (ç) maddesinde destekten yoksun kalma teminatı kapsamında sigortacının destekten yoksun kalma zararlarından sorumluluğunu motorlu araçların işletilmesi sonucu üçüncü kişinin ölümü ile sınırlandırılmış olması karşısında, gerek işletenin kendisine karşı, gerekse işleten adına hareket eden sürücünün işletene göre üçüncü kişi olmadığı göz önüne alındığında davacıların sigortacıdan destekten yoksun kalma zararlarını talep etmelerinin mümkün görülmediği, davacıların murisinin şoförü olduğu sigortalı araçla tek taraflı olarak meydana gelen kaza sebebiyle, davacıların üçüncü kişi konumunda olmadıkları, tazminat taleplerinin sigorta teminatı kapsamında bulunmadığı, her ne kadar davacılar vekili tarafından 2918 sayılı KTK'nın 92 inci maddesinde 6704 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerin 14.04.2016 tarihinde yürürlüğe girdiği, dolayısıyla bu tarihten önceki kazalarda uygulanamayacağı ileri sürülmüş ise de, ileri sürülen iddianın da tartışıldığı benzer uyuşmazlıklar hakkında Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.04.2021 tarihli, 2020/(17)4-191 Esas, 2021/514 Karar sayılı ve 20.04.2021 tarihli, 2020/(17)4-86 Esas, 2021/516 Karar sayılı ilamlarıyla da sabit olduğu üzere; ilk derece mahkemesince sorumluluk hukukunun genel ilkeleri, karayolları motorlu araçlar zorunlu malî sorumluluk sigortacısının 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nda sınırları çizilen sorumluluk alanı ve 01.05.2015 tarihinde yürürlüğe giren Genel Şartların A.2. maddesinin (d) bendi, A.3. maddesi, A.5. maddesinin (ç) bendi ve A.6. maddesinin (d) bendi gereği davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına; davacıların maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Davacılar ..., ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kusura bakılmaksızın meydana gelen trafik kazalarında destekten yoksun kalanlar sıfatıyla mirasçıların tazminata hak kazanacaklarına dair Yargıtayca verilmiş bir çok karar bulunduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından verilen kararda sürücünün tam kusurlu olmasının hükmedilecek tazminatta etki etmeyeceği hususunun belirtildiğini, sigorta şirketinin 2918 sayılı KTK'nda düzenlenmeyen teminat kapsamında olmayan halleri ve rücu koşullarının varlığını zarara uğrayan kişilere karşı ileri süremeyeceğini, sigorta sözleşmesinin eki olan genel şartlarda düzenlenmiş teminat dışı haller ve rücu halleri mevcut ise sadece sigorta sözleşmesinin tarafı olan sigortalıya rücu edebileceğini, davacıların kazaya kusuru ile neden olan sürücünün mirasçısı sıfatıyla değil zarar gören üçüncü kişi sıfatıyla eldeki davayı açtığını, davacıların Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta sözleşmesinin tarafı olmadığını, 2918 sayılı KTK’nun 95 inci maddesindeki düzenlemeye göre Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının sigorta sözleşmesinin tarafı olmayan davacı taraf yönünden uygulanmasının mümkün olmadığını, anılan Genel Şartlardaki değişikliklerin davacıları etkilemeyeceğini, eldeki davada uygulanması gereken mevzuatın 2918 sayılı KTK olduğunu, anılan Kanunun 92 inci maddesinde 26.04.2016 tarihinde yapılan değişiklikten önceki halinde açıkça maddi tazminatın biçimi ve kapsamı ile manevi tazminat konularında Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağının hüküm altına alındığını, olay tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı KTK hükümlerine göre eldeki davadaki taleplerinin teminat dışı kalan haller içerisinde olmadığını, her ne kadar soruşturma aşamasında meydana gelen trafik kazasında araç sürücüsü olarak müvekkillerinin murisi olarak gösterilmiş ise de müvekkillerinin kabulünde olmayan bu hususla ilgili mahkemece gerekli araştırmanın yapılmadığını, mahkemece olayın görgü tanıklarının ifadesine başvurulması, olayın meydana geldiği yer ve güzergahında varsa kamera kayıtlarının da istenmesi gerektiğini, bu hususun ihmal edilmiş olmasının da bir hak kaybına neden olabileceğini, bu hususun bozma nedeni olduğunu, davacıların talebinin teminat kapsamında olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalan davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Davacılar ihtiyari dava arkadaşı durumunda olduğundan kesinlik sınırı her bir davacı yönünden ayrı ayrı gözetilmelidir.
Dosya içeriğine göre reddedilen ve temyize konu edilen miktar davacılardan ... için 44.473,54 TL ve ... için 2.897,28 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kalmaktadır.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin davacı ... yönünden temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin davacılardan ... ve ... yönünden miktardan REDDİNE,
2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin davacı ... yönünden yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının davacılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.